Efrîn özgürleştiğinde derhal döneceğim. Düşmana inat, yaktığı evimi tekrar kuracağım. Ben yapamasam bile çocuklarım gidip yapacak.

Hiçbir zaman Kürtlüğümden, dilimden taviz vermedim. Kürt çocuklarının da Kürtlük bilinciyle büyümeleri gerekiyor. Vasiyetim budur.

 

PERVİN YERLİKAYA / BONN

Kürt halkının özgürlüğü için yapılan eylemlerin hemen hemen hepsine katılan Asya Reşîd (82), ilerleyen yaşına rağmen dimdik ayakta. İki yıl önce İsviçre’nin Lozan ile Cenevre kentleri arasında yapılan uzun yürüyüşte en önde yer almasıyla dikkatimi çekmişti.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için Strasbourg’da düzenlenen uzun soluklu oturma eylemine katılan ve aynı amaçla bir haftalık açlık grevine katılan şehit annesi Asya Reşîd, tam bir Öcalan aşığı. Kürt halkının Öcalan’ın fikirleri ile özgürleşeceğine inanıyor. Bundan dolayı Kürtleri onun etrafında kenetlenmeye davet ediyor.

Okuma yazma bilmemesine rağmen bir bilgi çınarını andırıyor, konuşmaları ile karşısındakini büyülüyor. Okuma yazma öğrenmeye bu yıl başlamış. Bu kadar dinç olmasını Kürdistan güneşinin değmesine, doğal şeylerle beslenmesine borçlu olduğunu söylüyor ve günde yarım veya bir saat yürüyüş yaptığını belirtiyor.

7 yıldır Almanya’da yaşıyor. Bu süre içerisinde Bonn Demokratik Kürt Kültür Merkezi’nin çalışmalarında yer almış. Bu yıl PYD temsilcisi olarak çalışmalarına devam ediyor.

Sohbet arasında eşinin vefat etmeden önce ‘sakın mücadeleyi bırakma’ diye kendisine vasiyet ettiğini söylüyor.

Bir grup arkadaşımla birlikte evine konuk olduğumuz, herkesin Dayika Fewzî diye seslendiği Asya Reşîd, 82 yıllık mücadele yaşamını, Öcalan’la geçirdiği günleri ve Efrîn’in ilk şehidi olduğunu belirttiği oğlu Fewzî’yi (Munzur Silêman) anlattı:

Oğlum yanında kalsın dedim

Mücadelenin Efrîn’de duyulmasıyla birlikte bizde de sempati gelişti. Okuma yazmam yoktu ama anlatılan şeyleri can kulağı ile dinliyor, anlamaya çalışıyordum. 1988’de ise düzenlenen eğitim devresine katıldım. Kürt mücadelesini, Önderliğin yolunu, Kürdistan tarihini öğrendim ve ikna oldum. Mücadele bir mecburiyetti. Bundan dolayı oğlumun şehadetini de makul karşıladım. Aldığım eğitimlerden sonra kendimi çok güçlü hissediyordum. Gelen giden misafirlerimle politik tartışmalar yürütebiliyordum.

Fewzî 1990’da mücadeleye katıldığında Önderliğin yanına gittim. Onunla da politik tartışma yürüttüm.

Önderlik bana, “Oğlunu götürmeye mi geldin?” dedi. Ona “Verirsen götürürüm” dedim. Nihayetinde bir anneydim, gerillaya gitmesindense Efrîn’de daha iyi işler yapabileceğini düşünüyordum kendimce. Önderlik, “Oğlun iyidir, çok iyi işler başaracak ama istersen yine de sana verebilirim” dedi. Bunun üzerine “Hayır başkanım, Suriye askerleri gelip gençlerimizi götürür, işkenceler, hakaretler ederdi. Oysa bugün oğlum Kürt elbiseleri içinde Kürtçe konuşuyor. Bu beni tarifsiz mutlu etti. Yanınızda kalması daha iyi olur” dedim.

Daha sonra da sahaya gidip gelmeye devam ettim.

Efrîn’in ilk şehidi

Oğlum 1992’de Kuzey Kürdistan’a geçtikten 7 gün sonra Mereş, Pazarcix’ta dört arkadaşıyla birlikte şehit düştü. Rojava’nın ilk şehitlerindendir. Ondan önce 3-4 Rojavalı şehit düşmüştü ama çok iyi biliyorum ki Kürdistan özgürlük mücadelesine katılan Efrînli ilk şehittir.

Katılmadan önce bana şehit düşebileceğini söylemişti. “Şehit düşersem beni tilililerle karşıla” dedi. Vasiyetini harfiyen yerine getirdim. Oğlumu istediği şekilde toprağa verdim. Şehidime söz verdim, son nefesime kadar da sözümün arkasında duracağım.

Önderliği çok iyi anladım

Başkan, Fewzî’nin şehadeti üzerine taziyeme geldi. Uzun uzun bana baktı. O bakışıyla bana ne anlatmak istediğini çok iyi anladım.

Gözlerinde özgür Kürdistan’ı gördüm. Kürt halkı özgürlüğüne kavuşacaksa Başkan APO ile olacaktır. Bize başarının kapısını açacak kişi de başkan APO’dur. Peki bu kadar irade sahibi, bu kadar halkın umudu olan başkanımızı koruyabildik mi? Hayır koruyamadık, kendi elimizle düşmana teslim ettik. Kaç yüzyılda bir önderlik dünyaya gelir. Bizim önderliğimiz de Serok APO’dur. Ama biz düşmanı küçük gördük ve koruyamadık.

Annelere çok değer verdi

Başkan, şehit anneleri ile görüşürken kendi annesinden bahsederdi. Kendi kişiliğinin oluşmasında annesinin büyük etkisi olduğunu söylerdi. Bizimle birebir diyalog yapardı. Diyalogları etkilerdi. “Eğer çabalarsanız yersiniz. Yok, hiçbir şey yapmaz ve yerinizde oturursanız başkalarının ağzına bakar durursunuz. Bireysel özgürlükler çok önemli değil. Önemli olan toplumsal özgürlüktür. Toplumsal özgürlük mücadele, çaba, emek, bedel ve dürüstlükle sağlanır. Özgürlük bir haktır ve Kürtler de bu haktan yararlanmalıdır” demişti. Kürdistan’ın özgürlüğü için dört parça ayrımı yapılmadan herkesin el ele vererek mücadele etmesi gerektiğini vurguluyordu. “Kimse gelip biz Kürtler için mücadele etmez. Kürdistan arasındaki sınırları tanımayın. Onlar Sünni sınırılar. Topraklarınızı terk etmeyin” diyordu. Kürdistan’ın çok zengin olduğunu, emek harcanması durumunda Kürdistan’ın herkesi besleyebileceğini söylüyordu.

Direnirsek tarih bizi yazar

Başkan, insanların yüzüne bakınca dürüst olup olmadığını anlıyordu. Belirlemeleri beni derinden etkilerdi. Geçmişten; Şex Seîd, Agirî, Dersim direnişlerinden örnekler veriyordu. Kürt kadının onurlu direnişinden bahsederken, düşmanın eline geçmektense kendini nehirlere atarak, uçurumlara bırakarak onurunu koruduklarını, özgürlük ve onurun her şeyin üstünde belirtiyordu. Başkan bir halkı diriltti. Onun fikirleri etrafında örgütlenmeliyiz. Eğer direnirsek, mücadele edersek tarih bizi yazacaktır. Yok pasif durursak kötü yazacaktır. Tarihimizi altın harflerle yazmak için mücadele etmeliyiz. Etrafımız düşmanlarla çevrili. Biz yapmayacağız da kim yapacak?

Çetelerin yaktığı evimi yeniden yapacağım

Ben Efrînliyim. Efrîn’e işgal edilmeden önce gittim. Ne yazık ki işgal nedeniyle gidemiyorum. Erdoğan’ın çeteleri Efrîn’e girdiğinde evimizi ateşe vermiş. Fewzî’nin fotoğrafını elektrik direğine koyup ateş etmişler. Diyorlar ki “Biz bir terörist öldürdük.” Düşünebiliyor musunuz, ölü bir insan fotoğrafına ateş ediyorlar. Bunun neresinde insanlık, neresinde vicdan var? Efrîn özgürleştiğinde derhal döneceğim. Düşmana inat, yaktığı evimi tekrar yapacağım. Ben yapamasam bile çocuklarım gidip yapacak.

Vasiyetimdir, dilinizi konuşun

Her ağaç kendi kökü üzerinde yeşerir. Ben hiçbir zaman Kürtlüğümden, dilimden taviz vermedim. Kürt çocuklarının da Kürtlük bilinciyle büyümeleri gerekiyor. Onun için anne ve babalar çocukları ile Kürtçe konuşsun. Çocuklarıma ve torunlarıma da vasiyetim budur.

 
 

Rojava Kürdistan’ın kalbi, elinizden ne geliyorsa yapın!

 Kürt milleti bu dönemde birliğini yaratmazsa sadece Rojava’yı değil dört parça Kürdistan’ı kaybederiz. Rojava, Kürdistan’ın kalbidir. Uykudan uyanmalıyız. Düşman parti, düşünce ayrımı yapmıyor.

Asya Reşîd, 9 Ekim’den bu yana etrafında biriktirdiği tecavüzcü çetelerle birlikte Rojava’ya saldıran işgalci Türk devletine karşı öfkesi büyük. ‘Kürt milleti birlik olmazsa sadece Rojava’yı değil dört parça Kürdistan’ı kaybederiz” uyarısı yapan Reşîd, herkesin elinden geleni yapmasını istedi. Reşîd’in tepkisi şöyle:

Her parçadaki Kürt’e düşman

“Türk devleti her parçadaki Kürtlere düşman. Düşmanlığını yüzyıllardır sürdürüyor. Hatırlıyorum, ninem “yavrum, yaşlı Şêx Seîd’i darağacına götürdüler. Kızıl saçlı kızlarımız kendilerini suya attı” demişti. Sormuştum “neden” diye. “Ele geçmemek için” diyordu. O günden bu güne hiç değişmedi. Bugün de genç kızlarımızın bedenine el uzatıyorlar. Okumuş, dünyayı anlamış Hevrîn Xelef’in bedenine nasıl saldırdı o hunhar çeteler! Kökleri kazınır inşallah.

Bu nasıl vicdandır?

İnsan hakları örgütlerine sesleniyorum; insan hakları nerede, insanlık nerede? Ana atalarımızın o sahip olduğu yurtseverlik duyguları nerede? Onlara sesleniyorum; insanlarımız katlediliyor, çocuklarımız katlediliyor. Bu nasıl bir vicdandır?

Dört parçayı da kaybederiz

Kürt milletine sesleniyorum. Kürt milleti bu dönemde birliğini yaratmazsa sadece Rojava’yı değil dört parça Kürdistan’ı kaybederiz. Rojava toprakları bereketlidir. Rojava’nın her karışını gezmişim. Rojava, Kürdistan’ın kalbidir. Sesimizi yükseltmeliyiz. Uykudan uyanmalıyız. Kürdistan birdir. Düşman parti, düşünce ayrımı yapmıyor. ‘Şu falan partidendir’ diye araya fark koymuyor.

Ölümleri durdurun!

Sonuna kadar Önderliğe, şehitlerimize, hareketimize verdiğimiz sözün arkasında olacağız. Onların izinde yürüyeceğiz, hiç kopmayacağız. Zafer bizim olacak, inanıyorum.

Her insan kendini eğitsini, hakikat yolunda gitsin. Önderliğin düşüncelerini topluma eksin. Annelerimizin ciğeri yanmasın artık. Gençlerimiz artık incinmesin. Çocuklarımız öksüz kalmasın. Bunun için herkes elinden ne geliyorsa yapsın. Bu yüzden insanlığa sesleniyorum: Ölümleri durdurun!

 
 

Hevrîn’in mücadele kararlılığını esas alıyoruz

   

Hevrîn Xelef’in mücadele çizgisini esas aldıklarını belirten Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Yürütme Meclisi Sözcüsü Elizabet Eysa Gewriye, “Kimliğimizi ve onurumuzu sonuna kadar savunacağız” dedi.

Türk devletinin tarihten günümüze Mezopotamya halklarına yönelik soykırım ve göçerme politikalarından vazgeçmediğini belirten Gewriye, “Türk devleti bütün insanlığın düşmanıdır” dedi.

Halkların birliği için mücadele etti

Gewriye, Rojava’da inşa edilen konfederal sistemin sadece Kuzey ve Doğu Suriye’yi değil, tüm Suriye’ye yönelik olduğunu hatırlatarak, demokratik ulus projesinin hayata geçirilmesi için mücadelelerine devam edeceklerinin altını çizdi.

Elizabet Gewriye, tecavüzcü çeteleri bünyesinde toplayan Türk devleti tarafından vahşice katledilen Suriye Gelecek Partisi Genel Sekreteri Hevrîn Xelef’i de andı. Xelef’in onurlu bir yaşamın öncüsü olarak tüm halkların birlikteliği için mücadele verdiğini belirten Gewriye, “Hevrîn’in isteği Suriye’de kalıcı barıştı. Çeteler kadınların gücünden ve mücadelesinden korktuğu için onu katletti. Biz de Hevrîn’in mücadele kararlılığını esas alıyoruz” diye konuştu.

Ortak savunma anlayışı önemli bir adım

Özyönetim ilan ettikleri günden bu yana Suriye rejimiyle diyalog arayışında olduklarını belirten Meclis Sözcüsü, sınırların birlikte savunulması anlayışını önemli bir adım olarak değerlendirdi. Gewriye, “Amacımız Suriye topraklarının bütünlüğüdür. Biz barıştan yanayız. Kimliğimizi ve onurumuzu sonuna kadar da savunacağız. Suriye işgalini de ortak mücadeleyle yenebiliriz” şeklinde konuştu.

   

JINNEWS/QAMIŞLO