Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (AABK) ve bir doktor heyeti 78 günden beri Strasbourg’ta açlık grevi direnişçilerini ziyaret etti. Her hangi bir olumsuz durum olmadan sağlık durumu giderek kritik bir aşama gelen açlık grevi eylemcilerinin taleplerinin kabul edilmesi istendi.
BARIŞ BALSEÇER / STRASBOURG
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridi protesto etmek amacıyla Leyla Güven öncülüğünde başlayan açlık grevine Starsbourg’tan katılım sağlayan 14 direnişçi, eylemlerinin 78.gününde.
Açlık grevi eylemcilerine ziyaretler ise devam ediyor. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) heyet olarak eylemcileri ziyaret etti. AABK heyetinde İkinci Başkan Erdal Kılıçkaya, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Kuzey Bölgesi Başkanı Muharrem Şahan ile yöneticilerden Veli Güneş ziyarette yer aldı. Direnişi sahiplenen AABK yöneticileri ortak mücadelenin önemine vurgu yaparken, “Bir canın dahi yaşamına mal olmadan” çözüm bulunmasını istediklerini dile getirdi. AABK yöneticisi Erdal Kılıçkaya, konuyu Avrupa Parlamentosu’nda da gündeme getireceklerini söyledi. Kılıçkaya, Avrupalı Aleviler olarak 6 Mart Çarşamba günü saat:10.00’da Brüksel’de Avrupa Parlamentosu (AP) yetkilileriyle bir görüşme yapacaklarını söyledi. Parlamenterlerle görüşmelerinin ardından AP önünde bir basın açıklaması yapacaklarını kaydeden Kılıçkaya, görüşmelerde ana temalarının ise Türkiye ve dünyanın birçok ülkesinde devam eden açlık grevleri ve son dönemlerde Türkiye’de birçok Alevi kurum temsilcisine yönelik tutuklamaların olacağını söyledi. Alevilerde yaşamın kutsallığına vurgu yapan Kılıçkaya “Dolayısıyla da her canın muhakkak ama muhakkak yaşaması gerekiyor. Bunun için de hem mücadeleye yeni ivmeler katabilmek için hem de geldiği toplum için önemli kişiler olan sizlerin değil canınızın, parmağınızın ucunun bile acıması bizi yaralar. Onun için de ümit ediyorum ki en kısa zamanda bir çözüm bulunur” diye konuştu.
Doktorlardan eylemcilere ziyaret
Öte yandan bir grup doktor, sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya gelen açlık grevi direnişçilerini ziyaret etti, muayenelerini gerçekleştirdi. Almanya ve Fransa’dan gelerek eylemcilerle birebir görüşen ve muayane eden doktor heyeti içerisinde Prof. Dr. Gerhardt Trabert, Dr. Alexandre Köroğlu, Dr. Bianca Winter, Dr. Serhed Sönmez, diş hekimi Dr. Gülnur Polat, ortopedist Dr. Basravi Ali, Dr.Dersim Dağdeviren ve sağlık görevlisi Gule Atasoy bulunuyordu. Öncelikle eylemcileri tek tek sağlık kontrolünden geçiren doktorlar, detaylı muayenelerinde oluşan sağlık sorunlarını tespit etmeye çalıştı. Eylemcilerde görülen semptomları inceleyen doktorlar, daha sonra bir basın açıklamasıyla gözlemlerini paylaştı.
Kalp problemi ve nörolojik sorunlar var
Basın açıklaması yapan kardiolog Dr. Mehmet Köroğlu eylemcilerin moral ve fiziki sağlık durumları olmak üzere ikiye ayıran Dr. Köroğlu “Moral durumları gayet iyi. Hatta bize moral veren onlar. Çok şaşırtıcı ve güven veren bir durum. Genellikle kilo kaybı var. Kalp problemi ve nörolojik sorunlar ortaya çıkmış durumda” dedi.
Prof. Dr Trabert: Sağlık durumları oldukça kötü
Almanya’dan gelen Prof. Dr. Gerhardt Trabert ise Avrupa devletlerinin insan haklarını ilgilendiren bir konuda sessiz kalmasını eleştirirken, sorunun sadece Kürtlerin sorunu olmadığının altını çizdi. Rojava’daki sağlık kurumlarıyla da çalıştıklarını belirten Trabert, dayanışma amacıyla eylemcileri ziyaret ettiklerini ifade etti ve şunları kaydetti: “Bizim için önemli olan Türkiye’de var olan insan hakları ihlallerine karşı durmak ve Avrupa devletlerinin bu konudaki tutumuna dikkat çekmektir. Kürt direniş kültüründe açlık grevlerinin bir direniş aracı olduğunu biliyorum ve burada söz konusu olanlar sadece Kürtleri ilgilendirmiyor. İnsan haklarını, demokrasiyi ve barışı ilgilendiriyor. Bunlar herkes için geçerli konu. Burada açlık grevinde olan insanların cesareti de görülmeye değer. Elbette bu insanlar için korkuyoruz ve meslektaşlarımın da dediği gibi bir yandan burada bir motivasyon olduğunu görüyorum. Diğer yandan da eylemcilerin sağlık durumlarının kötü olduğunu görüyoruz.”
Eylemcilerin Avrupa Konseyi (AK) ve İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) gibi kurumlardan taleplerine ilişkin bir soruya yanıt veren Dr. Gerhardt Trabert, “Bu konunun gündemde tutulması ve Avrupa kurumlarının harekete geçmesi için çaba sarfedilmesi bir görevdir. ‘Eğer insan hakları için mücadele edilmeyecekse bu demokrasilerin ne kıymeti var?’ diye söylemek gerekir” dedi.
Dr. Sönmez: Kas erimesi başlamış
Eylemcileri ziyaret eden doktorlardan Serhed Sönmez, eylemcilerin morallerinin beklediklerinden iyi gördüklerini belirterek, sağlıklarına ilişkin olarak şunları kaydetti: “Buradaki doktor arkadaşlarımızın muayene raporlarıyla karşılaştırdığımızda, eylemcilerin sağlık durumlarının giderek daha kötüleştiğini rahatlıkla gördük. Özellikle bazı eylemcilerin görmede zorluklar yaşandığını tespit ettik. Eylemin ilk dönemlerinde görülen çeşitli komplikasyonların giderek kronikleştiğini belirledik. Eylemcilerde karın ağrıları, hızlı protein yıkımından kaynaklı kas yıkımları ve buna bağlı eklem ağrıları fazlalaşmış durumda. Doktorlar olarak bir an önce eylemcilerin taleplerinin karşılanması gerektiğini söylüyoruz. Hala bilinçleri yerinde. Arkadaşlar tedavileri reddettikleri için tedavi edilmelerinin mümkünatı yok. Bizim görevimiz eylemcilerin durumunu tespit etmek, tespitlerimizi raporlaştırmaktır. Burada hazırlayacağımız raporları grup olarak nereye teslim edeceğimizin kararını vereceğiz.”
Dr.Winter: CPT, İmralı’ya gidebilecek tek kurum
İnsan hakları savunucusu Dr. Bianca Winter ise açlık grevcilerinin temel talebi olan tecridin kaldırılmasının CPT’nin sorumluluk alanına girdiğini vurguladı. CPT’nin her an ve durumda üye ülkelere giderek tutsaklarını durumlarını yerinde görebilen yegane kurum olduğunu hatırlatan Dr. Winter, Öcalan’ın durumunun da yerinde incelenebileceğini belirtti.
CPT’ye üye olan devletlerin sorumluluklarını yerine getirmediğinin altını çizen Dr. Winter, “Bu devletlerin buradaki insanlar ve tümüyle meşru taleplerini dinlememeleri nedeniyle burada insanların yaşamı tehlikededir. Çünkü Sayın Abdullah Öcalan, Kürt sorununu yeniden çözüm yoluna koyabilecek yegane politikacıdır. Öcalan’ın bu rolü Avrupa’da inkar ediliyor. Eğer Nelson Mandela aylarca yıllarca avukatlarıyla görüşemesiydi ve Apartheid rejimine karşı Avrupa’daki hareketler tarafından protesto gösterileri olsaydı acaba ne olurdu? Ben Avrupa hükümetlerinin o zaman böyle umarsız ve sessiz davranacaklarını hayal dahi edemiyorum. Seçilmiş bir milletvekili olan Leyla Güven, 110 günden fazladır açlık grevinde ve sadece birkaç kez medyada gündem oldu?”
Alman hükümeti başta olmak üzere Avrupa’nın Türkiye’yi kızdırmamak için herşeyi yaptığına dikkat çeken Dr. Bianca Winter de tüm değerlerin ayakların altına alındığını vurguladı. Dr. Winter, Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için Avrupa ülkelerinin Türkiye’ye baskı uygulaması çağrısında bulundu.