Barış BALSEÇER

Tecridin kırılması amacıyla devam eden ve büyüyen  direniş, kendi evrenini yarattı. Evren diyorum çünkü direnişin anlam ve önemini baştan beri kavramış kişilerden oluşan bir direniş alanı oluştu. Direniş alanına, direniş evreni diyorum artık. O evrende de birbirinin ekseninde dönen, birbirini tamamlayan, her insan bir yıldız gibi parlıyor. Direnişçinin her biri kendi sistemini yaratmış gibi. Her direnişçi bir yıldız, onları anlayarak, onların yanında mevzilenen her insan da o yıldızın birer gezegeni.

Direnişçinin kararlılığı ve iradesi ise güneşin dünyaya saldığı ışık gibi, yeniden yeniden üretiyor her şeyi. Kış mevsiminde başlayan Strasbourg eyleminde, ilkbaharın ikinci ayına girdik. 14 yıldızlı bu galaksiye, çok kişi geldi. Yağmur sonrası gökkuşağına renk taşıdı her gelen. Anneler geldi direniş alanına, beyaz tülbentleriyle Kürdistan’ın karlı dağlarında kopan fırtına gibiydiler. Çocuklar geldi, her direnişçinin zamanın kıyısında bıraktığı çocukluk anıları gibiydiler. Kürdistan’ın ruspileri geldi, dingindiler, cümlesinde yaşamın huzurunu taşıyan bilgeydiler.

İlk iş direnişe katıldılar

Gençler geldi, her biri Kürt halkına reva görülen karanlığı parçalayan, cümlesinden isyan yaratmış binlerce özgürlük savaşçısı gibiydiler. Her bir direnişçinin, irade ve onurla işlediği çekim alanının parçası oldular. Gençlerin çoğunluğu Türk devletinin Kürt halkına karşı giriştiği baskı, zulüm ve zamansız ölümden kurtulmak için, yeni bir yaşam arayışına girmiş, coğrafyalar aşarak mültecilik yolunu seçmiş. Bu kente geldiklerinde çoğunun ilk işi direniş alanı ile ilişkilenmek olmuş. Hepsinin hikayesini ortak bir noktada buluşturan ise, Kürdistan gerçekliği. O güçlü soru burada daha da güçlü şekilde açığa çıkmış durumda: “Biz kimiz? Nerede tamamlanır, nerede eksiliriz?”. Birikmiş özlemi kendi halkının yanında gideren, birikmiş sorular ve cevaplarını kendi halkının yanında bulan gençlerle konuştuk.

24 saat eylemcilerin yanında

Eylem Komitesi içerisinde yer alan Xelil Çevlig, yeni gelen gençlerle güçlü bir iletişim kurmuş durumda, hem de eylem sorumluluğunu almış. Son dönemlerde 24 saat eylemcilerin yanında kalıyor. Son iki aydır eylem komitesinde yer alan Çevlig, hem güvenlik hem de eylemin birçok sorumluluğunu yerine getiriyor. Tecridin Uluslararası Komplo’nun devamı olduğuna dikkat çeken Çevlig, tecridin aynı zamanda, insan hak ve özgürlüklerinin gasp edilmesi anlamına geldiğini vurguluyor. Tecridin bir insana yapılacak en büyük işkencelerden birisi olduğunu ifade eden Xelil, bu işkence türünün sistematik bir hale getirildiğini ifade ediyor. Kürt Halk Önderi üzerindeki tecridin tüm halklar üzerindeki tecrit olduğunu ifade eden Çevlig, eylemcilerin tecrit kırılıncaya kadar direnişe devam etmekte kararlı olduklarını dile getiriyor. özellikle Kürt gençliği ve enternasyonel gençlerin sürece dahil olmasının tarihsel bir önem arz ettiğine vurgu yaparak, herkese bu tarihsel direniş etrafında kenetlenme ve tecridin kırılmasında tarihsel sorumluluğunu yerine getirme çağrısında bulunuyor.

Tarihsel direnişe ortak oluyoruz

Eylem alanının günlük sorumluluğunu 16 Şubat’tan itibaren omuzlayan bir diğer genç ise Mazlum Koyuncu. Mazlum genç yaşında evlenip, son dönemde Fransa’ya yaşam ortağı ile yerleşmiş bir Kürt genci. Fransa’ya geldikten bir süre sonra, eylemin gerçekleştiği Strasbourg’a gelmişler. “Buraya eylemcilerin tarihsel direnişine bir katkı sunmak için geldik” diyen Koyuncu, eylemcilerin yanında olmanın kendileri için büyük bir moral kaynağı olduğunu ifade ediyor. Tecridin kırılması amacıyla başlayan eylemleri basında duyduklarını dile getiren Mazlum Koyuncu, Fransa’da mülteci kampında kaldıklarını belirterek, kampta basından takip ettiği direniş haberlerinin kendisini büyük bir yoğunlaşmaya sevk ettiğini dile getiriyor. Eylem komitesi ile iletişime geçerek, açlık grevine katılmak istediğini belirten Mazlum Koyuncu, komitenin bu talebini kabul etmediğini sözlerine ekliyor. Eşi ile sürece nasıl katkı sağlamaları gerektiği üzerine sohbet ettiklerini ve en doğru olanın “eylemin parçası olmak” olduğuna karar verdiklerini söyleyen Koyuncu, tarihsel bir direnişe tanık ettiklerini ifade ederek, tecridin kırılmasının tüm Kürt halkının sorumluluğu olduğuna dikkat çekiyor.

İş elbiseleriyle eylem yerine

Strasbourg DTKM Eşbaşkanı Meyman Güneri iş, hem gündelik yaşamlarını devam ettirdiklerini hem de bu olağanüstü sürecin sağlıklı bir şekilde amacına ulaşması için gün boyu koşturduklarını ifade ediyor. İş çıkışı hemen eylem alanına gelen ve üzerindeki iş kıyafetlerini bile çıkarmaya zaman bulamadığına şahit olduğumuz Güneri, direnişte olanları selamlıyor, özellikle de son günlerde, Türk kolluk güçlerinin şiddetine maruz kalan annelere selam yolluyor. Eylemlerin en önemli tarafının Kürt halkının ortaya koyduğu kararlılık olduğuna değinen Güneri, annelerin ortaya koyduğu direnişin ise tüm eylemlerin özeti olduğuna dikkat çekiyor.

Bu özveri kazandıracak

Strasbourg’un diplomatik çalışmaların merkezi olduğuna, Uluslararası Komplo’dan itibaren sürekli eylemlerin gerçekleştirildiği kent olduğuna işaret eden Güneri, Kürt halkının bu özverisinin sonuç almaya götüreceğini sözlerine ekliyor. Strasbourg’da yaşayan Kürt halkının gelenleri ağırladığını ifade eden Güneri, “Avrupa’nın hemen hemen tüm ülkelerinden halkımız bu eylemlere katılıyor. İşini, çocuklarını bırakarak, tecridin kırılması için seslerini duyurmaya çalışıyor. Bu tarihi önemde bir süreç ve halkımız topyekün bunun bilincinde” diyor.

Hemen hemen her gün eylem alanında

Kısa bir süre önce İstanbul’dan Fransa’ya göç etmek zorunda kalan gençlerden biri ise Kemal Dağhan. Hemen hemen her gün eylem alanında, geceleri ise eylemin güvenliği için nöbete kalıyor. Direnişin kendisinde niteliksel sıçrama yarattığını dile getiren Dağhan, direnişin bir parçası olmanın kendisi için onur olduğunu belirtiyor. Sürgünlüğün ancak topyekün bir direniş ile sonlanabileceğini söyleyen Dağhan, Kürt halkını direniş tarihinin en önemli eylemlerinden birisine tanıklık ettiğini ifade ediyor.

Direnişin yaşamını değiştirdi

Görkem Karakuş ise Adıyaman’dan yaklaşık iki yıl önce Avrupa’ ya gelmiş. Eylemcilerin bir halkın özgürlüğü için direnmelerinin kendisini derinden etkilediğini ifade ediyor. Eylem öncesine kadar özgürlük mücadelesine çok fazla yakın olmadığını da belirten Karakuş, tanıklık ettiği bu sürecin kendisinde büyük değişimlere yol açtığını ve direniş alanı dışında kendisini anlamlandıramadığını ifade ediyor. “Bu eylem aynı zamanda bizim için de yapılıyor” diyen Karakuş, direnişin kendisini de sorumluluğa sevk ettiğini vurguluyor.

Eylemin parçası zaferin ortağı

Eylemcilerin iradesinden etkilendiğini söyleyen Karakuş, 25 Mart tarihinde AP önündeki bir haftalık açlık grevine de katıldı. “Bu iradeye saygı duymamak, bu iradenin yanında mevzilenmemek ancak vicdan sahibi olmayanların işidir” diyen Karakuş, bir iç sorgulama yaşadığını belirterek, tek yolunun direniş olduğunu anladığını ifade ediyor. Zaferlerin ancak büyük direnişlerle kazanıldığını bu eylemde gördüğünü ifade eden Karakuş, duygusallığı aşan bir pratik sergilenmesi gerektiğini bu eylemle anladığını ifade ediyor. Karakuş, Bir gün kendisine sorulacak “Bu mücadele için ne yaptın?” sorusuna başı dik bir şekilde cevap vermek için herkese eylemin parçası ve zaferin ortağı olma çağrısında bulunuyor.

Birlikte ve daha güçlü direnelim

Mustafa Esen ise Urfa Suruç’tan 8 ay önce Fransa’ya gelmiş. Kobanê işgali döneminde Suruç’ta olduğunu, direniş ve zafere tanıklık ettiğini dile getiren Esen, Kürt halkının ortak mücadelesinde zaferin kaçınılmaz olduğunu vurguluyor. Esen, tecridin kırılması için herkesin bir daha güçlü bir şekilde ayağa kalkması gerektiğini dile getiriyor.

Direniş evrenine ve evrenin bir galaksisi olan Strasbourg eylem alanına gelen binler; 14 yıldızı gördü, herkes ışık aldı. Işığı alan yeniden şekillendi. Işığı alan, özgürlük mevsimine koşmanın telaşına düştü. Direnişe dönüştü ışıkla beraber. İnanıyorumki yıldızlarımızı kaybetmeden, hep birlikte sarılacağız saçtıkları ışığa.