
DAİŞ vahşetine karşı Kobanê’de birkaç kuşak bir arada savaşıyor. Aynı aileden çok sayıda kişi çetelere karşı silah kuşanmış durumda. Şehit düşen yakınlarıyla gurur duyduklarını belirten aileleri, “Kobanê’de o kadar şehit verdik, Kobanê asla düşmeyecek” diyor.
DAİŞ işgaline karşı YPG saflarına katılan 8 çocuk babası Hemed Osman, savaşın ilk günlerinde çeteler tarafından şehit edildi. Ailesi haberi Suruç’ta kaldıkları çadır kentte aldı. Babasının şehadeti ardından 18 yaşındaki oğlu Rênçber Hemed Kobanê’ye geçerek babasının silahını devraldı. Rênçber Hemed de çıkan bir çatışmada hayatını kaybedince bu kez abla Derya Osman, YPJ saflarına katılmak üzere Qamişlo’ya geçti. Şehit Hemed Osman’ın eşi Şemsê Mizgin, oğlu ve eşini onur savaşında kaybettiğini belirterek, onlarla gurur duyduğunu söyledi.
Silahları yerde kalmadı
Mizgin, “Eşim doğu Kobanê’de DAİŞ tarafından yaralı olarak esir alındı, daha sonra infaz edilerek katledildi. Oğlum Rênçber ise, babasının silahını yerde bırakmamak için babasının şehit düştüğü mevzide yerini aldı. Bundan bir ay önce de oğlumun şahadet haberini aldık. Şu an oğlum ve eşimin mezarı kutsal topraklarımızda, Kobanê’de onur savaşı verenlerin yanında. Oğlumun şahadetinden sonra, kızım Derya da Rênçber’in silahını yerde bırakmamak üzere Qamişlo’ya YPJ saflarına katılmak üzere gitti. Orada siyasi ve silahlı eğitimini aldıktan sonra babasının ve kardeşinin silahını, bayrağını onurluca taşıyacak” şeklinde konuştu.
Suruç’ta yaşam mücadelesi verdiklerini, tüm zorluklara Kobanê için katlandıklarını ifade eden Mizgin, “Şimdi 6 çocuğumla birlikte çadır kentte kalıyoruz. Kobanê tamamen özgürleştiği anda kendi toprağımıza döneceğiz. Eşimin ve oğlumun yattığı toprağı öpeceğim günü bekliyorum. Verdiğimiz bedeller Kürdistan’a feda olsun” dedi.
Kızıyla ön cephedeydi
Kobanê’de kızıyla birlikte DAİŞ çetelerine karşı ön cephede savaşan 50 yaşındaki YPG’li Muhammed Hilmi (Hermî Babokî) de yaklaşık bir ay önce şehit düştü. Yedi çocuk babası olan Hilmi, Kobanê’ye yönelik saldırılarla birlikte, YPG’deki direnişçilere yardımcı olur, YPG savaşçılarının ihtiyaçlarını karşılar. DAİŞ çetelerinin saldırılarının artması ile birlikte YPG’de aktif rol alarak cephede savaşmaya başlar. Ardından 18 yaşındaki kızı Arîn Mahmut da saflara katılır. Kobanê’de yaşayan diğer aile bireyleri ise DAİŞ çetelerinin saldırılarının yoğunlaştığı dönemde Suruç’a göç etmek zorunda kalır. Suruç’ta bir süre kalan aile ardından Van’a göç ederek Kobanêli aileler için düzenlenen prefabriklerde yaşamaya başlar.
Mürşitpınar’da yaralandı
Kızı YPJ’de kendisi ise YPG saflarında çetelere karşı yaklaşık 1 yıl savaşan Hilmi, 29 Kasım’da DAİŞ çetesinin Mürşitpınar Sınır Kapısı üzerinden gerçekleştirdiği bombalı saldırıda aağır yaralanır. Suruç Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Hilmi, durumun ağır olmasından kaynaklı buradan da Urfa Devlet Hastanesi’ne sevk edilerek 18 gün yoğun bakımda kalır. Hilmi, 18 gün verdiği yaşam mücadelesinin ardından yaşamını yitirerek Suruç’ta toprağa verilir.
Suruç’tan Kobanê’ye geçti
Hilmi’nin Kobanê’deki direnişini anlatan eşi Sedîka Süleyman, saldırılar yoğunlaştıktan sonra, Kobanê’yi terk etmek istemediklerini ancak çocuklarından dolayı Hilmi ile birlikte Suruç’a geçtiklerini ifade etti. Süleyman, “Sınırı geçtikten sonra saatlerce ağladık. Sınırda bekleyip saatlerce evimize bakıyorduk. Eşim sınırı geçtikten sonra bizi Suruç’ta oturan ağabeyine teslim edip tekrar Kobanê’ye savaşmak için döndü. Kobanê’ye savaşmaya gittiği zaman telefon üzerinden görüşüyorduk. Kobanê’nin durumunu sorduğumuzda iyi olduğunu, savaşta başarı elde ettiklerini ve mücadele alanını genişlettiklerini söylüyordu” diye konuştu.
Kobanê asla düşmeyecek
Kobanê’nin Kürtlerin toprağı olduğunu söyleyen Süleyman, “Ben savaşmazsam, sen savaşmazsan bu mücadele yürümez. Kobanê bizim için artık bir onur meselesidir. Biz YPG ve YPJ’li arkadaşlarımıza, yoldaşlarımıza güveniyoruz. Kobanê’de o kadar kan döküldü, şehit verdik, Kobanê asla düşmeyecek. Biz şehitlerimizle gurur duyuyoruz. Hilmi, namusu ve geleceği için kendi toprağında şehit düştü. O toprağını çok seviyordu ve toprağını savunmaktan mutluluk duyuyordu. Görevi her ne olursa olsun onu yerine getiriyordu” dedi.
DİHA/URFA/VAN