Kürt Halk Önderi Öcalan üzerindeki tecridi kırmak için ölüm orucu ve açlık grevleri devam ediyor. Bu amaçla Berlin’de dört Kürdistanlının sürdürdükleri açlık grevi de dört ayı geride bıraktı. Kürdistanlılar, ”Moralliyiz, kararlıyız ve kazanacağız” dedi.
HIDIR ATEŞ / BERLİN
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit Kürt halkını sabrının son sınırına getirdi. 8 Kasım 2018 tarihinde HDP Milletvekili Leyla Güven tam da bu noktada ”Edî bes e” diyerek Amed cezaevinde açlık grevine başladı. Bu kıvılcım Kürdistan’da ve dünyanın birçok yerinde harlanarak büyüdü. 1 Mart’ta cezaevlerindeki tutsakların katılmasıyla açlık grevi direnişi 7000 binin üzerinde katılımla devam ediyor. 10 Mayıs’la beraber 30 tutsak açlık grevini ölüm orucuna dönüştürdüklerini açıkladılar.
Birçok yerde yapılan miting, yürüyüş ve sivil itaatsizlik eylemleri; diplomatik faaliyetler ve dayanışma ziyaretleriyle açlık grevi direnişleri büyük bir yankı yarattı. Bunun etkisiyle 8 yıl aradan sonra Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesi gerçekleşti, ancak tecridin henüz kaldırıldığını söylemek mümkün değil.
Bu süreç içinde Almanya’nın değişik kentlerinde de açlık grevi başladı. Berlin, AB politikalarının belirlenmesinde önemli bir başkent. Duisburg’dan Melle Mustafa Tuzak (126), Kassel’den Ömer Bağdur (110), Şiyar Xelil (113) ve Cemal Kobanê (110) başlattıkları açlık grevine 28 Mart’tan itibaren Berlin’de sürdürüyorlar. Seslerini kamuoyu duyurmak açısından Almanya’nın ve başkent Berlin’in önemli yer olduğunu düşünüyorlar.
4 Kürdistanlının NAV-DEM lokalinde devam ettirdikleri açlık grevi Berlin’de aralıksız devam eden eylem ve etkinliklere bir ruh ve motivasyon kattığı gözlemleniyor. Kürt Toplum Merkezi’nde açlık grevcilerine dayanışma ziyaretleri ve moral etkinlikleriyle canlı bir süreç yaşanıyor.
Berlin’de açlık grevini sürdüren eylemcilerden Ömer Bağdur ve Cemal Kobanê ile direnişin geldiği aşamayı konuştuk.
Faşizm duvarlarına darbe vuruldu
Ömer Bağdur Cizre doğumlu. 2003 yılında Almanya’ya gelmiş. En başta açlık grevinin mekanıyla ve günlük yaşamlarıyla ilgili konuşuyoruz. Mekanın ve ortamım çok iyi olduğunu ifade eden Bağdur devamla şunları söylüyor: ”Zaten biz açlık grevine başlarken yerin durumunu dikkate almadık. Bizim bir amacımız var. Bu amaca ulaşmak için sokakta da olsak bizim için sorun olmaz. Bizim eyleme ve sürece bakışımızda önemli olan eylemin başarılmasıdır.”
Berlin’de yaşayan Kürdistanlıların ve dostlarının kendilerini yalnız bırakmadıklarını dile getiren Bağdur, bir günlerinin nasıl geçtiğini şöyle anlatıyor: ”Günümüz şu şekilde geçiyor. Bazılarımız kitap okurken, bazılarımız televizyon seyrediyor, radyo dinliyor. Gelen ziyaretçilerimizle konuşuyoruz. Sürgünde olan parlamenterlerimiz, belediye başkanlarımız, kurum temsilcileri ve şahsiyetler geliyorlar. Güzel geçen anlarla ve başarmanın hevesiyle zamanın nasıl geçtiğinin farkında bile olmuyoruz. Ben Güney Kürdistan’da iken 5 ay cezaevinde kalmıştım. Bana çok zor geldi. Bugün 3 ayı geçti ama beni sıkan, zorlayan bir durum yok.”
Tam arzuladıkları gibi olmasa da yapılan eylem ve etkinkinliklerin kendilerine güç ve moral verdiğini belirten Bağdur, ”Berlin’de onbinlerce Kürt yaşıyor. Eylemlere kitlenin katılımı nüfusa denk gelmiyor. Halka ulaşma konusunda sorunu ben yine kendimizde görüyorum. Açlık grevi Leyla Güven ile başladı. Bu halka ait bir direniştir. Binlerin katılacağı eylemlerin olacağını bekliyorduk. Bu olmadı. Açlık grevine destek için çok sayıda eylem ve etkinler oldu ama arzulanan düzeye ulaşmadı” diyerek, eleştirilerini dile getirdi.
7000’den fazla kişinin katılımıyla devam eden bu direnişle Kürtlerin büyük bir şans yakaladığını, bunun iyi değerlendirmenin bir zorunluluk olduğunu ifade eden Bağdur devamında şunları belirtti: ”Önderliğe büyük bir tecrit uygulanıyor. Kürt halkının hepsi O’nun şahsında tecrit altındadır. Halk olarak bunu hepimizin görmesi gerekiyor. Bunu göremezsek yarının başımıza neler getireceğini bilemeyiz. Faşizmin duvarına darbe vuruldu. Bu duvarın yıkılması için devamını getirmek lazım. Tecridin fiilen ve tamamen sona erdirilmesi gerek. Açlık grevi ve analarımızın onurlu direnişinin bunu gerçekleştireceğine ben inanıyorum. Direniş tecridi kıracak.”
Direnen tüm arkadaşları selamlıyoruz
Cemal Kobanê, Rojava’nın direniş kenti Kobanê’den. Üç buçuk yıldır Almanya’da bulunuyor. Ülke dışına çıktıktan sonra Kobanê direnişi ve sonrasında Cizre, Şırnak, Sur ve Efrîn’de Türk devletinin Kürt halkına yönelik savaşına karşı destek eylemlerine katıldığını ifade ederek sözlerine başlayan Kobanê devamla şunları kaydetti:
”Bu eylemlerde Önderliğin resmi ve Kürt kurumlarının bayrak ve flamalarının hep yasaklandığını gürüyordum. Ben bir çıkmaza girdim. Almanya gibi bir ülkede bunlar neden yaşanıyor? Almanya’ya geldiğime bin pişman oldum. Zindanda Leyla Güven Önderliğin tecridine karşı açlık grevi eylemini başlattı. Kassel’de 3 arkadaş 10 günlük açlık grevi başlatınca, bunu kendime bir fırsat olarak gördüm ve eyleme katıldım. Şimdi Berlin’de devam ediyoruz. Moralliyiz, kararlıyız ve kazanacağımıza inanıyorum. Berlin’den dünyanın her yerinde direnen tüm arkadaşları selamlıyoruz.”