Silifke Devlet Hastanesi'nde temizlik işlerini yürüten Arı Tem isimli taşeron firmada 11 yıldır işçi olarak çalışan Ayla Bilmez, yıllık izinde olduğu sırada hakkında ileri sürülen "İdari amire ve işverene ahlaki itaatsizlik" suçlamasıyla işten çıkarılmasına karşı hastane önünde açtığı çadırda 16 gündür direniyor. Bilmez, yüzde 54 engelli raporu olmasına ve temizlik görevlisi olarak işe alınmasına rağmen hasta bakıcılık ve tıbbi sekreterlik gibi işlerde de çalıştırıldı. Çalıştığı işyerinde İş Kanunu'nun kendilerine sağlamış olduğu haklardan yararlanmak ve kölelik koşullarında çalıştırılmasına karşı verdiği hak mücadelesi nedeniyle işten çıkarıldığını dile getiren Bilmez, "Köle gibi çalışmam istendi. İş yerinde sürdürülen keyfi uygulamalara karşı çıktığım için 20 kez çalıştığım yerler değiştirildi. Hakkımı aradığım için hastanenin 'sorunlu' ve 'şikayetçi' personeli konuma düşürüldüm. Çalışma arkadaşlarım işverenin baskısı ve işten atılma korkusuyla benimle konuşmadı" dedi.
İşyerinde yapılan haksız ve hukuksuz uygulamalara karşı haklarını savunmak amacıyla sendikaya üye olduğu için üzerindeki baskıların daha da arttığını belirten Bilmez, bu haklarını savunmaya kalktığında tehdit edildiğini ve bir şirket yetkilisinin kendisini tartaklamaya bile kalktığını ifade etti.

'9 yıl izin hakkımı kullanmadım'

Bilmez, taşeron çalışma koşullarının işçiler üzerinde yol açtığı hak gasplarını şu cümlelerle dile getirdi: "Bize 'senelik izin hakkınız yok' dediler. Yaptığım başvuru üzerine hastaneye gelen iş müfettişi yıllık izin hakkımızın olduğunu belgeledi. Benim 9 yıl boyunca 146 gün senelik izin hakkımı kullanmadığım ortaya çıktı. Bu sefer taşeron firma, 63 arkadaşımıza baskı yaparak kullanmadıkları senelik izin haklarını feragat ettiklerine dair dilekçe imzalattırdı. Ben bu dilekçeyi imzalamadım. En sonunda beni senelik izne gönderdiler. İznimin 20'nci gününde beni telefonla arayan bir şirket yetkilisi, savunmam bile alınmadan iş akdimin sona erdiğini söyledi."

Ahlaki itaatsizlik?

"İdari amire ve işverene ahlaki itaatsizlik" gerekçesiyle işten çıkarıldığı için kıdem tazminatı ve işsizlik sigortasından yaralanamadığını söyleyen Bilmez, bu gerekçeyi "aynı zamanda kadın kimliğine yapılan bir saldırı" olarak görüyor. Savunması dahi alınmadan 11 yıllık emeğinin üzerine bir çizik çekilmesinin, bir kadın olarak onuru ve gururunu da ayaklar altına aldığını dile getiren Bilmez, bu karşı duyduğu tepkiyi ise, "Sizlere soruyorum. Bu nasıl bir ithamdır? İşyerinde ahlaki itaatsizliğin içine neler giriyor? Bir kadın patronuna nasıl bir ahlaki itaatsizlikte bulunabilir veya nasıl itaat eder? Bu çirkin ithamı bana açıklasınlar. Bir kadın olarak hakkımı aradığım, insanca yaşamak istediğim için ahlaki itaatsizlikle suçlanıyorum. İşten çıkarılma gerekçesini kadın kimliğime, onuruma bir saldırı olarak görüyorum" diye belirtti.

'Mobinge maruz kaldım'

Bilmez, 11 yıl boyunca angarya işlerde çalıştırıldığı için beden sağlığının günden güne bozulduğunu belirtirken, bedensel engeli nedeniyle maruz kaldığı mobbingi ise, "Özürlü ve kilolu olduğum için benimle alay ettiler. Bana küçük gelen iş formasını zorla giydirmek istediler. Terzi getirerek halka açık bir yerde beni rencide edecek bir şekilde beden ölçümü aldılar. Engelli olmama ve engellileri koruyan yasalar olmasına rağmen, benim bu engellerim nedeniyle alay konusu edilmem ayrımcılığa maruz kalmam beni çok üzdü" diye konuştu.

'Solcular direnişime sahip çıktı'

Asılsız suçlamalarla haksız bir şekilde işten çıkarılmasına karşı yaptığı girişimlerin sonuçsuz kalması üzerine, "işine iadesi" için 30 Eylül'den itibaren hastane önünde çadır açarak 24 saat boyunca nöbet tuttuğunu hatırlatan Bilmez'in direnişi sırasında fikirlerinde de köklü değişiklikler yaşandı. Sağ görüşlü bir insan olduğunu, oyunu da her seçimde sağ partilere verdiğini söyleyen Bilmez, direnişin kendisine gösterdiklerini ve öğrettiklerini "Çadırı kurduğumda benim yanımda oy verdiğim ve desteklediğim sağ partiler değil, hiç tanımadığım sol görüşlü sendikalar, dernekler, vatandaşlar destek oldu, direnişime sahip çıktı. Ben bunların emekçilerin ve ezilenlerin yanında olduğunu anladım. Onlardan öğrendiğim haklarımı da herkese öğreteceğim" dedi. 


'Benim bayramım zaferimi kazanınca olacak'
Bilmez, taşeron sistemindeki kölelik koşullarını reddettiği, mobbinge, şiddete ve ayrımcılığa karşı çıktığı için direndiğini ısrarla dile getiriyor. "Bu haksızlıklar ve kanunsuzluklar her ne kadar bana yapılmış gibi görünse de aslında bana yapılanları kadına, engellilere ve emekçilere yapılan bir haksızlık ve saldırı olarak görüyorum" diyen Bilmez'in bir en büyük beklentisi de tüm emekçiler, engelliler ve kadınların haksızlığa ve ayrımcılığa karşı verdiği bu mücadelede yanında olmaları.
Şimdilerde kurduğu direniş çadırını ziyaret edenlere bayram şekeri ikram eden Bilmez, direnerek gireceği bayram için "Benim bayramım zaferimi kazanınca olacak" dedi.

'Basit iş akdi feshi değil'

SES Silifke Temsilcisi Mehmet Navgasın ise, başlattığı çadır direnişi gerekçesinin sadece basit iş akdi feshi olmadığını belirterek, Bilmez'in zorlu çalışma koşullarına, işyerinde verilen örgütlü mücadeleye yönelik baskılara, özürlü ve kadının maruz kaldığı şiddete ve ayrımcılığa karşı mücadele ettiğini söyledi. SES olarak, haksız bir şekilde işten atılan Bilmez'in yanında olacaklarını dile getiren Navgasın, "Her mücadele eden kazanamayabilir ama bütün kazananlar mücadele ederek haklarını kazanmıştır. SES olarak bu mücadelenin takipçisi olacağız" dedi.


DENİZ TEKİN/DİHA/MERSİN