
Kürt Halk Önderi'nin 1 Eylül 1999'da esaret altında yapmış olduğu barış ve demokrasi açıklamaları kamuoyunda büyük bir yankı yarattı. Ancak her ateşkeste olduğu gibi, Türk devleti bu barış çağrılarına operasyonlarla karşılık verdi. O dönemde, Kemal Heval, Önderliğe bağlılığın bir gereği olarak gerilla gruplarıyla sınır dışına çıkma hazırlığı yapar. Bunu fark eden ordu güçleri, havadan ve karadan saldırılarını artırır.
'Siz gidin ben yetişirim…'
Dêrsim'in ilçe merkezine tanklar toplar ve kobralar getirilir. Operasyon başlar. Ve operasyonun ilk günü 27 Kasım'da, 4 gerilla yaşamını yitirir.
Bu gerillalardan biri olan Kemal Heval, kalan bir grup arkadaşını çatışma alanından uzaklaştırmak için çatışmaya girer. "Siz çekilinceye kadar savunmada kalacağım, siz gidin, sonra size yetişirim" der. Onlara yetişemeyeceğini kendisi de çok iyi biliyordu. Ancak arkadaşlarına geri çekilmeleri için gereken zamanı kazandırmıştı…
Son mermiye kadar çarpışır
Türk ordu güçlerinin telsizden teslim ol çağrılarına, "Olursa imha ve inkar temelinde bir barış değil, özgürlük temelinde bir barış olur. Bize teslim olma dayatılırsa, sonuna kadar savaşan ve ölmesini bilen bir hareketiz" şeklinde cevap verir. Ve son mermisine dek direnir. Silahının düşman eline geçmemesi için parçalar ve ardından vurulur kör bir mermiyle… "Bir PKK savaşçısı mücadelede ölüm anını yaşarken bile, kendinden önce aynı dava uğrunda mücadele ettiği arkadaşını düşünmesi, yoldaşlık ilişkilerinde kendisini açığa çıkaran devrimci bir duruştur" demişti bir zamanlar. Ve O bu duruşu, kendisi şehadete giderken sergiledi.
Gerilla çayını içememek…
Yıl 1999, 27 Kasım günü. Ve bedenlerde akan kızıl kanlar. Munzur Dağları onların direnişine tanıklık ediyordu. Onlar Dêrsim Dağları'nın doruklarında, sınıra çekilme sürecinde savaş baltalarını gömmek, barış ve özgürlük türkülerini seslendirmek için elele yürüyorlardı. Yollar uzun, yollar karanlık ve pusu içinde. Kimbilir belki kara çaydanlarından bir gerilla çayı daha içmek kaldı içlerinde.
Zap Vadisi'nde alır ismini
Kemal Heval, 1995'te Dêrsim'den bir grup gerilla ile Önderlik Sahası'na gider ve bir yıl kaldıktan sonra Zap Vadisi'ne geçer. 'Kemal Zap‘ ismi ona orada arkadaşları tarafından verilir. Kısa bir süre sonra ise, Dêrsim Eyalet Komutanı olarak Dêrsim kırsalına gider. Gitmeden görüştüğümde,"Önderliğin bana vermiş olduğu büyük bir destek ve güç var. Bu kez Dêrsime gidersem, Dêrsim ile Kürdistanı birleştireceğim' demişti bana.
Özgürlüğe daha yakınız
Ve sonra yarınları getirmeye gittiniz. Güneşin doğuşunu sancıyla beklemektense güneşle olmaya gittiniz. Ondandır ki, Dêrsim Dağları'nın doruklarında el ele yürüyüşünüz hiç silinmedi belleklerimizden. Söylediğiniz barış ve özgürlük türküleri hala dillendiriliyor daha gür bir sesle...
Ve 27 Kasım'a yakışırcasına yaşayıp savaşarak şehadete ulaştınız. Sizlerle bugüne gelindi. Sizlerin direnişiyle Kürdistan halkı barışa ve özgürlüğe daha yakın.
27 Kasım sana ve tüm özgürlük şehitlerine kutlu olsun Can Yoldaşım..
AYNUR ALPARSLAN