E. GÜLBAHÇE-P YERLİKAYA-D. BABİR / STRASBOURG
Strasbourg’da CPT önüne yürüyerek oturma eylemi yapan Kürdistanlılar, “Kürt Halk Önderi Öcalan’a yönelik tecridi asla kabul etmedik, etmeyeceğiz” dedi. CPT ve AİHM’in tecritteki sorumluluğuna işaret edilen eylemde, “Ortadoğu’da barışın yolu Öcalan’dan geçiyor. Onun için İmralı’nın kapılarını açın. Öcalan’ın özgürlük vakti gelmiştir” denildi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik 9 Ekim komplosu 20. yıldönümünde Avrupa kurumlarının merkezi Strasbourg ve Brüksel’de gerçekleştirilen kitlesel eylemlerle, Avrupa kurumlarına tecridin sona ermesi için sorumluluk alma ve Türkiye üzerinde baskı kurma çağrısı yapıldı. Eylemden önce Öcalan’ın avukatları ve ailesinden oluşan bir heyet CPT yetkilileriyle görüştü.
Avrupa Kadın Hareketi (TJK-E) öncülüğünde dün Fransa ve Belçika’da eş zamanlı protesto eylemleri organize edildi.Fransa’nın Strasbourg kentinde Avrupa Konseyi (AK), Avrupa Parlamentosu (AP), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’nin (CPT) bulunduğu alanda gerçekleşen eyleme İsviçre, Fransa ve Almanya’dan yüzlerce kişi katıldı. Kürdistanlılar 9 Ekim’i “kara gün” olarak kabul ederken, kadınların siyah eşarp taktığı, eylemlere katılanların siyah elbiseler giymesi dikkat çekti.
CPT önüne yürüdüler
Protesto eylemi, 25 Haziran 2012 tarihinden beri Öcalan’ın özgürlüğü için gerçekleştirilen kesintisiz oturma eyleminin olduğu alanda saat 14.00’de başladı. En önde Fransızca “Tecrit insanlık suçudur, İmralı işkencesine son” ve “Öcalan’a Özgürlük, Kürdistan’a Statü” ile 9 Ekim komplosunu lanetleyen pankartlar taşındı. Yürüyüş boyunca el ele tutuşan eylemciler insan zinciri oluşturdu. CPT önüne yürüyen ve Öcalan posterleri taşıyan kitle sık sık “Öcalan’a özgürlük” sloganı attı.
CPT önüne bırakılan çelenk üzerine “Öcalan’a özgürlük” yazılı siyah kurdeleler iliştirildi. CPT binası etrafında insan zinciri oluşturan eylemciler “Öcalana’a özgürlük”, “Terörist Erdoğan” sloganları attı.
Sabrımız taşıyor!
Burada TJK-E adına yapılan açıklamada, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde20 yıldan beri sürdürülen tecritin kabul edilemeyeceği belirtilerek Öcalan’ın felsefe ve projeleri ile sadece Kürt kadının öncüsü değil tüm dünyadaki ilerici kadınlar için umut olduğu belirtildi. TJK-E Temsilcisi Delal Yaman konuşmasında şunları belirtti: “Bugün Kürtler açısından kara bir gündür. ’99 yılından bu yana gelişen bu tecriti lanetliyoruz. CPT’nin tutumu ve AİHM kararını şiddetle kınıyoruz ve gerekenin yapılması için çağrı yapıyoruz. Önderliğin varlığı, yaşam koşulları bizler için hayati önemdedir. Artık sabrımız taşıyor. Eğer gereği yapılmazsa kimse olacakların önüne geçemez.”
Kürt’ün aklıyla dalga geçme
KCDK-E Eşbaşkanı Fatoş Göksungur ise Kürt Halk Önderi Öcalan’dan 3 yıldır haber alınamadığına işaret ederek, “Sağlığı ve yaşamından endişe ediyoruz. Bunları defalarca belirtmemize rağmen CPT Kürt halkının aklı ile dalga geçmektedir. AİHM’e sormak lazım; 6 metrekarelik bir alanda hiçbir insanla diyalog kurmadan yaşamayı ve 8 yıl sonra açıklanan bir raporu işkence olarak görmemek kabul edilemez. 20 yıldır İmralı işkence sistemi bu halkın sınırlarını zorlamaktadır. Bunun en iyi örneğini Ümit Acar bize göstermiştir. Kürt Halk Önderi’ne yönelik tecriti yıkmak için bütün halkımızı alanlara davet ediyoruz” diye konuştu.
CPT iki yüzlü davranıyor
HDP Amed Milletvekili Feleknas Uca ise “CPT önünde gerçekleştirdiğimiz bu eylem ile Avrupa kurumlarının tutumunu protesto ediyoruz” dedi. “Bu komplo ile birlikte Ortadoğu halklarının iradeleri tutsak alınmıştır” diyen Uca şöyle konuştu: “CPT Öcalan’a karşı kendi kurallarını yok sayıyor. İki yüzlü bir politika uyguluyor. AİHM de Öcalan konusunda aldığı karar ile gerçek yüzünü göstermiştir. CPT’ye sormak istiyoruz: 7 yıldır avukatları ile görüşemiyor. Üç yıldır ailesi ile görüştürülmüyor. Bu işkence değil mi? CPT Öcalan konusunda neden bu kadar sessiz. Türkiye CPT’nin sessizliğinden güç alıyor.”
İmralı kapılarını açın
Öcalan şahsında Kürtlerin iradesinin rehin alınmaya çalışıldığını söyleyen Uca, “Herkes biliyor ki barışın yolu Öcalan’ın özgürlüğünden geçiyor. Barışın anahtarı Öcalan’ın elindedir. Onun için buradan Avrupa’ya sesleniyoruz: Ortadoğu’da barışın yolu Öcalan’dan geçiyor. Onun için İmralı’nın kapılarını açın. Bu tecriti asla kabul etmedik, etmeyeceğiz. Öcalan’ın özgürlük vakti gelmiştir. Bundan dolayı el ele vererek Öcalan’ı özgürleştirelim.”
Oturma eylemi ardında 5 dakika boyunca CPT önündeki ana caddede yol kapatma eylemi yapıldı. Ardından kitle sloganlar eşliğinde yürüyüşün başlangıç noktasına yürüyerek eylemini tamamladı.
CPT’den aynı nakarat: İmralı’yı izliyoruz
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatları ve ailesi İmralı’daki tecride dikkat çekmek için CPT’yle görüştü. Bir heyetin acilen İmralı’ya gitmesi talebine CPT Genel Sekreteri Régis Brillat “Kaygınızı anlıyoruz. İmralı’yı yakından izliyoruz!” cevabını vermekle yetindi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatları Serbay Köklü ve Meliha Çetin, Öcalan ailesi adına Dilek Öcalan, İmralı’daki diğer tutsakların yakınları ile HDP Avrupa Konseyi Temsilcisi Fayik Yağızay’ın yer aldığı heyet, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın durumuna dikkat çekmek için Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’yle (CPT) görüştü. Heyet, CPT’nin yeni göreve gelen yürütmeden sorumlu genel sekreteri Régis Brillat ile bir araya geldi.
Heyet üyeleri, 20 yıldır İmralı adasından insanlık dışı bir tecridin uygulandığını belirterek,iki yılı aşkın süredir aile bireylerinin dahi Öcalan ile görüşmesine izin verilmediğini hatırlattı. 2011 yılından itibaren avukatların Kürt Halk Önderi Öcalan ve diğer tutsaklarla görüşme hakkının engellendiğini aktaran heyet, İmralı’da esir tutulan Öcalan ve diğer tutsakların aileleri ve avukatlarıyla mektup ya da telefonla dahi iletişimlerinin engellendiğine işaret ederek, yaşamlarından endişe duyduklarını aktardı. Hukuki, insani ve politik olarak CPT’nin bu konuda sorumlu olduğunun altını çizen heyet, “Bu kadar ağır şartların yaşandığı İmralı sistemine karşı CPT olarak ne yapmayı düşünüyorsunuz” diye sordu. Heyet, Avrupa Konseyi’ne bağlı CPT’den bir an önce İmralı’ya giderek Öcalan ve diğer tutsaklarla görüşmesini ve görüşme sonuçlarını hızla kamuoyuyla paylaşmasını istedi.
CPT tekrarı aşmıyor
Heyet içerisinde yer yer alan HDP AK Temsilcisi Faik Yağızay20 yıldır CPT ile gerçekleştirilen görüşmelerin tamamına yakınına katıldığını anımsatarak, “İlk defa bu kadar üst düzey bir kabul gördük ancak her görüşmede dile getirilen söylemler tekrarlandı” dedi. Yağızay, CPT yetkilisinin daha öncekilere benzer olarak “Biz yaptığımız her şeyi açıklayamıyoruz. Ebetteki İmralı Adasında kalan tutukluların önemini ve Kürtler için ne ifade ettiğini çok iyi biliyoruz. Bunun için görüşmelerin dışında farklı mekanizmalarımız var.Bu mekanizmalarımız sürekli olarak İmralı ile ilgili çalışıyor. Sizin kaygılarınızı anlıyoruz. Şu ana kadar heyetlerimiz 7 defa İmralı Adasını ziyaret etti. Şundan emin olun CPT olarak dikkatlerimizin en çok olduğu yer İmralı’dır. Bundan emin olun” açıklamasını yaptığını belirterek, bu durumun aşılması gerektiğini söyledi.
CPT adına görüşmeye katılan Genel Sekreter Régis Brilat’in görüşmede dile getirilen kaygıları komitenin gündemine taşıyacağı taahhüdünde bulunduğunu kaydeden Yağızay, “Kaygılarımızı dile getireceklerini açıkladı. Bundan sonra da İmralı Adasını yakinen takip edeceklerini belirti” dedi.
CPT’nin tepki çeken son raporu
CPT, İmralı’ya ilişkin son raporunu Mart ayında açıklamıştı. Ancak bu rapor, Nisan 2016’daki bir ziyarete dayanıyordu. Öcalan’ın mevcut koşullarına ilişkin herhangi bir karşılığı bulunmuyordu.
Raporda Öcalan ve diğer tutsakların dışarı ile bağlantısının olmadığı konusundaki endişeler dile getirilerek, bu durumun giderek kötüleştiği ifade edilmişti. CPT, Türk yetkilileri tutsakların istediklerinde aile ve avukat ziyaretlerinin gerçekleştirilebilmesi için tedbir almaya çağırmıştı. Buna rağmen raporda dile getirilen tavsiyelerin hiçbiri de Türk devleti tarafından yerine getirilmedi.
AİHM’in işkenceyi yok sayan kararı
CPT’nin gecikmiş raporundan aylar sonra bu kez Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, İmralı’daki koşulları meşrulaştıran bir karara imza attı. AİHM, 27 Eylül’de açıkladığı kararında İmralı’da Öcalan’a yönelik işkence yapılmadığını savunmuştu. Ancak bu kararda, 10 yıl önceki bir olayla ilgiliydi. Başvuru Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik 2008 yılındaki hücre araması sırasındaki saldırı ve ölüm tehdidi kapsamında, 2010 yılında yapılmıştı.
Endişeler arttı
Tepkiye yol açan AİHM’in kararı ve CPT’nin raporunu açıkladığı bu dönem, Öcalan üzerindeki tecridin hiç olmadığı kadar derinleştiği bir dönemi ifade ediyor. Her iki kurumun İmralı’daki mevcut koşulları yansıtmayan tutumu endişeleri gidermek yerine daha da arttırdı. Öcalan 2011’den beri avukatları ile hiçbir şekilde görüştürülmezken, Nisan 2015’ten itibaren dış dünya ile bağlantısı tamamen kesildi.
Öcalan özgür olmadan bu savaş bitmez
Belçika, Hollanda, Fransa ve Almanya’nın sınır bölgelerinden Brüksel’e gelen yüzlerce kişi, Avrupa kurumlarına yakın Shuman meydanında toplandı. Öcalan’ın 9 Ekim 1998’de Suriye’den çıkışına ve 1999’da esaret altına alınmasına yol açan komplocu süreci kınayan eylemciler, Avrupa Kürt Kadın Hareketi’nin çağrısıyla bir araya geldiler. Dün saat 13.00 sıralarında başlayan mitinge katılanlar Öcalan’ın posterlerinin yanısıra, “Öcalan’a özgürlük”, “CPT İmralı’yı ziyaret etmeli”, “Tecrit işkencedir” yazılı dövizler taşıdı. Ayrıca bir çok dilde Öcalan’a özgürlük talebinin yer aldığı kırmızı bir bez pankart göze çarptı. Eyleme Asuri-Süryaniler, Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB) ve uluslararası sınıfsal dayanışma örgütü Uluslararası Kızıl Yardımlaşma destek verdi.
‘AB PKK’yi listeden çıkarmalı’
Mitingde ilk konuşmayı yapan TJK-E aktivisti Yıldız Filimci, Avrupa ülkelerini Öcalan’a yönelik tecride karşı harekete geçmeye çağırırken, Belçika Barış Derneği Başkanı Ludo de Brabander, Türkiye’deki faşist baskılara dikkat çekti. Brabander, Erdoğan’ın kendi iktidarını pekiştirmek için sürekli düşmana ihtiyacı olduğunu ifade ederek, son yıllarda artan baskıları anlattı.
Brabander, Avrupa Birliği’ni de Türk devleti ile PKK arasındaki savaşı bir “çatışma” olarak tanımlaması ve PKK’yi terörist örgütler listesinden çıkarmasını istedi.
Öcalan barışın anahtarıdır
Öcalan’ın 25 yıldır siyasi çözüm için barış çağrıları yaptığını ifade eden Brabander, “Öcalan siyasi çözüm için umut oldu. Türkiye’nin barışçıl geleceğinin anahtarıdır” diye vurguladı. Brabander, Öcalan ve siyasi tutsaklara özgürlük isteyerek konuşmasına son verdi.
Öcalan’ın projesi Ortadoğu’ya umut oldu
Rojava Kadın Birliği’nden Medya Abdo, 9 Ekim komplosunun Kürt özgürlük hareketini tasfiye etmek olduğunu ancak amacına ulaşmadığını belirterek, Öcalan’ın demokratik konfederalizm projesinin Ortadoğu’da çözümün tek umudu olduğunu kaydetti.
Abdo, tecride ve AİHM’in işkenceyi yok sayan kararına tepki göstererek, tüm kadınları ve demokratik çevreleri mücadeleye çağırdı.
Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup’tan İngiliz parlamenter Julie Ward da eyleme katılarak bir konuşma yaptı. Ward, “Öcalan özgür olmadan bu savaş bitmez” dedi. Ward, Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden çıkış süreci olan Brexit’e de dikkat çekerken, bunun Avrupa Birliği değerlerinin dağılması olduğunu söyledi. Ward, birliğin dağılmasının Öcalan için de iyi olmadığını ifade etti.
‘Direniş komployu boşa çıkardı’
HDP eski Milletvekili Nursel Aydoğan, komplonun direniş sayesinde boşa çıkarıldığını söyledi. Aydoğan, “Direniş yaşamın her alanında esastır” dedi.
Öcalan’ın avukatlarından Mahmut Şakar, Öcalan’ın 20 yıldır İmralı işkence sisteminde tutulduğunu hatırlatarak, “İmralı işkence merkezi komplonun bir parçasıdır. Öcalan orada olduğu sürece, komplo da devam edecektir” diye konuştu. İmralı sisteminin oluşmasında Avrupa’nın da rolünün olduğuna dikkat çeken Şakar, “Öcalan aynı zamanda Avrupa’nın da esiridir. Türkiye kadar Batı da sorumludur” şeklinde konuştu. Şakar, “Eğer AİHM işkenceye karşı gerçek bir soruşturma yapmayacaksa o mahkeme neden var?
Eğer İşkenceyi Önleme Komitesi, işkenceyi yerinde incelemeye gitmiyorsa neden var? Bunu Avrupa kurumlarına bir kez daha sormamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
ANF/BRÜKSEL
Fribourg ve Örebro’da 9 Ekim protestosu
İsviçre’nin Fribourg ile İsveç’in Örebro kentlerinde 9 Ekim Uluslararası Komplosu 20’inci yılında protesto edildi. Eylemlerde Öcalan’ın özgürlüğü talep edildi.
İsviçre’nin Fribourg kentinde Kürdistanlılar ve dostları düzenledikleri meşaleli yürüyüşle 9 Ekim Komplosunu protesto etti. Merkez tren istasyonu önünde başlayan meşaleli yürüyüşte kitle, “Öcalan’a özgürlük, Kürdistan’a statü” pankartı ile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posterlerinin taşındığı yürüyüş boyunca sık sık “Terörist Türkiye, katil Erdoğan” sloganları atıldı. Place Georges-Python alanında CDK adına bildiri okundu ve konuşmalar yapıldı.
Kadrınlar öncülüğünde eylem
Kürt Halk Önderi Öcalan’a uygulanan tecrit İsveç’in Örebro ilinde yapılan bir eylemle protesto edildi.
Örebro Kadın İnisiyatifi’nin çağrısı üzerine il merkezindeki meydanda gerçekleşen eylemde yapılan konuşmalarda, İmralı’da tecridin Öcalan’ın şahsında tüm Kürt halkına yönelik olduğu ve Kürt halkının iradesini kırmaya yönelik olduğuma dikkat çekildi.
CPT başta olmak üzere uluslararası kuruluşlara tecride karşı harekete geçme çağrılarının yapıldığı eylemde, “Öcalan’a özgürlük” yazılı pankart ve Öcalan’ın posterleri taşındı.
FRIBOURG/ÖREBRO
Gävle’de Ekim ayı şehitleri anıldı
Ekim ayında Kürdistan Özgürlük Mücadelesinde yaşamını yitiren devrim şehitleri İsveç’in Gävle ilinde düzenlenen bir etkinlikle anıldı.Gävle Demokratik Kürt Toplum Merkezi Eş Başkanı Muazzez Batte, örgütlenmenin önemine dikkat çekerek, yaşamlarını yitiren özgürlük savaşçılarının fedakarlıkları sayesinde Kürt halkının büyük kazanımlar elde ettiğini söyledi. Aldulgani Qamişloyî da, Kürdistan Özgürlük Mücadelesini üzerinde yükseldiği temel ilkeleri ele alan bir konuşma yaptı.
GÄVLE