Hu hu… Komşu komşu…

Dışarıda kimse kaldı mı?
Kaldı…
Kim kim?
Birkaç Kürt, birkaç da solcu…
Ne zaman alınırlar?
Yakın zamanda…
Başka kimse kaldı mı?
Kaldı…
Kim kim?
Başbakan, Cumhurbaşkanı ve onlar gibi düşünenler… Tabi birde polisler…
Onların durumu ne?
Onlar kendilerinin dışında, dışarıda kimseyi bırakmamanın peşindeler…
Sonra?
Sonrası yandı bitti kül oldu…
Kimliksizleştirilmeye çalışılan, tüm düşünceleri yok sayılan, ötekileştirilen, görmezden ve duymazdan gelinen insan toplulukları haline geldik… Yeni ölümlerin, tutuklanmaların, aşağılanmaların olmadığı tek bir gün dahi geçmiyor…
Aşırı milliyetçi, antidemokratik, otoriter bir yapıya sahip olan bir partinin ırkçı yönetimiyle ve sadece kendi çıkarlarını her şeyin üstünde tutan bir sistemiyle koyun sürüsü gibi güdülüyoruz…
Bugünkü iktidar, insanların eşit yaratılmadığı gerçeğini kabul ediyor. Allah’ın Kuran’ı Kerim de buyurduğu gibi "Bilenle bilmeyen bir olmaz” düsturundan hareketle seçkinci bir yönetim biçimini benimsiyor. Asla insanların doğuştan eşit olduğuna inanmıyor. "Tek şef, tek parti, tek devlet” anlayışı içinde bütün toplum kesimleri tek bir örgütte temsil edilecek, tüm istekler orada dile getirilecek ve devlet bunları gerçekleştirecektir anlayışı hakim. Mevcut iktidar kendine göre, "Hainler” ve "Düşmanlar” olarak insanları ayırmaktadır ve beraberinde kendine göre hain ve düşman gördüğüne de her türlü zulmü yapmaktan kaçınmamaktadır. Bunun adı da aleni faşizmdir… Şunu da eklemekte fayda var, savaşa en çok sebep olan ülkeler dinci veya kapitalist ülkelerdir.
Alman papaz, Martin Neilmöller’in ünlü sözlerini hatırlatmakta fayda var;
"Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim.
Sonra Yahudiler için geldiler ve bir şey demedim çünkü Yahudi değildim.
Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim.
Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim.
Benim için geldiklerinde ise, sesini çıkaracak kimse kalmamıştı…"
Neilböller, Yahudilere karşı soykırıma karşı olmamış ve daha sonra pişmanlığını birçok kere dile getirmiştir. Yukarıdaki sözler de bu pişmanlığın ifadesidir. Bir zaman sonra sessizliğini bozan Neilböller Nazilerin yapmış olduğu zulme karşı geldiğinden birçok kere de yargılanmış ve tutuklanmıştır…
Bugün de yapılan siyasi soykırımlara, insan hak ve ihlallerine karşı gelenler, siyasetçiler, gazeteciler, sendikacılar, avukatlar, öğrenciler, milletvekilleri tartaklanıp, tutuklanıyorlar. İnsan ömrünün yetmeyeceği ağır cezalar alıyorlar, zindanlara tıkılıyorlar… Her gün gencecik insanların cenazeleri geliyor, birçoğu ise parçalanmış bir halde…
Ya uygulanan bu ırkçılığa, savaşı kutsayanlara, ölümlere, tutuklanmalara sessiz kalanlar!
Ya yaşanan bu faşizmi görmek istemeyip, seyirci olanlar!
Sanmasınlar ki; aynı zulüm bir gün onlarında başına gelmeyecek. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın demesinler. O yılan onları öyle bir ısırır ki; zehri tüm toplumu öldürür.
Onlar sessiz kaldıkça tıpkı Martin Neilmöller’in dediği gibi gün gelir onlar için de sesini çıkaracak hiç kimse kalmaz ve gün gelir sessiz kalanlar da bu utancın altında ezilirler… İşte o zaman çok geç olacak, işte o zaman biz yandık, bittik, kül olduk…