Süren açlık grevi eylemlerine dair konuşan tutsak yakını Bulut Doğan, eylemcilerin ne kadar acı çekerlerse çeksinler dışarıya umut vermeye devam ettiklerini söyledi.

Cumartesi Anneleri’nden Hanım Tosun, F tipi cezaevlerine karşı uzun süreler açlık grevinde kalmış bir isim olan Mustafa Yaşar, Bulut Doğan adlı yurttaş ile Mücadele Birliği muhabiri Serpil Ünal, devam eden açlık grevlerine ilişkin konuştu.

Cumartesi Anneleri’nden Hanım Tosun, 19 Ekim 1995’te gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un eşi. Tosun, açlık grevleri konusunda yaşanan sessizliğe anlam veremediğini dile getirdi.  Yıllardır cezaevinde bulunan Öcalan’ın bütün insani haklarının elinden alındığını ifade eden Tosun, binlerce kişinin bu haksızlık karşısında durmak için açlık grevlerine başladığını hatırlattı. Cezaevindekilerin seslerini duyurmanın temel görevleri olduğunu belirten Tosun, herkese şu çağ-rıda bulundu: “Başta Leyla Güven olmak üzere açlık grevinde olan tüm

insanların yaşaması için herkes ses çıkarmalı. Bu insanlar sadece yasalara uyulması çağrısı yapıyor. Herkesin yaşama hakkı vardır. Bu insanların yaşaması için herkes açlık grevine ses vermelidir.”

       

Tecrit püskürtülmeli

F tipi cezaevlerine karşı 2000’li yıllarında başında yapılan açlık grevi eylemlerinde uzun süre kalan Mustafa Yaşar ise Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nden 2 ay önce çıktı. Açlık grevi eylemleri başladığında cezaevinde olduğunu ve tutukluların tecrit kalkıncaya kadar eylemlerini sürdürme noktasında kararlı olduklarını anlatan Yaşar, direnişçilerin talebini paylaştığını söyledi. Tecridin her anlamıyla püskürtülmesi gereken, insanlık onuruna sığmayan bir şey olduğunu vurgulayan Yaşar, “İnsan, sosyal bir varlıktır. Sosyal varlık olmasının gerekleri de yanında konuşabilecek insanlar olabilmesidir. Oysa ki bugün Türkiye cezaevlerinin büyük bir bölümü 1 veya 3 kişilik hücrelerden oluşuyor. Daha da ağırı ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olanların havalandırmaya bir-iki saat süresinde çıkabilmeleri. Kapılar bazen hiç açılmıyor da” şeklinde konuştu.

 Geçmişte girdiği açlık grevleri nedeniyle bugün kimi sağlık problemleri yaşadığını belirten Yaşar, arkadaşlarının bir kısmının yürüyemez duruma geldiğini, bir kısmının hafızasını kaybettiğini ve bir kısmının ise kendi ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz durumda olduklarını kaydetti. Yaşar, “Bu nedenle uzun süredir açlık grevinde olan arkadaşlar bir an önce ölmek değil, düşmana inat bir gün daha fazla ayakta kalabilmek için direnmeliler” dedi.

Sağlık sorunlarına rağmen

Bulut Doğan isimli tutsak yakını ise açlık grevindekilerin ne kadar acı çekerlerse çeksinler bunu dışarıya yansıtmadıklarını ve umut vermeye devam ettiklerini dile getirdi. Sürdürdükleri eylemden kaynaklı yaşadıkları kilo kayıpları ve diğer sağlık sorunlarına rağmen morallerinin gayet yüksek olduğunu söyleyen Doğan, bu kararlılık karşısında hükümetin adım atması gerektiğini belirti.

Yaşam haberleri yapalım

Açlık grevi eylemlerini takip eden Mücadele Birliği muhabiri Serpil Ünal da cezaevleriyle ilgili yaptıkları haberlerin çoğunlukla açlık grevindekilere yönelik hak ihlallerinden oluşmasına dikkat çekti. Açlık grevlerinin bugün kritik bir aşamaya geldiğini söyleyen Ünal, “Bir gazeteci olarak insanların ölüm haberlerini değil, yaşamın haberini yapmak istiyorum. Tutsakların taleplerini taleplerimiz olarak görüyor ve bunun başarı ile sonuçlanacağına inanıyoruz. Bunun için elimizden geldiği kadar sesleri olmaya çalışıyoruz” dedi.