“Seçimler yenilensin; CHP’nin mazbatası HDP’ye verildi;

CHP’nin seçim yenilensin talebi kabul edildi…”

Bunlar basından seçilmiş başlıklar.

Peki neyi hatırlatıyor?

Karmaşayı.

Karmaşayı yaratanlar kimler.

Erdoğan… S. Soylu… Ö. Çelik vd.

Diktatör gideceğini Dolmabahçe’deki toplantıda Us‘a çıkardı.

Bir ara kayboldu; merak arttı.

Erdoğan’ın piyasa değeri, her kaybolduğunda artar.

Kanıksanan şu: İpler sanki Erdoğan’ın elinde ve Erdoğan bir plan yapacak…

Sonra?

Bombalar yeniden patlayacak.

Kayyum atanacak.

Faili meçhuller başlayacak…

Ancak seçimin AS paradoksu:

Diktatör’ün kaybedeceği sürecin başlatılmasıydı.

Bir devlet partisi olan CHP, idari bürokrasiye kilitlendi.

Öyle zannediyorlardı ki, idari sistemde yapacakları değişiklikle, Başkanlık sistemini bertaraf edecekler.

Kitlelerin demokratik itirazını bir itiraz protestosuna dönüştürmek yerine, Erdoğan’ın bileğini idari makamlarda bükecekleri konusunda yanıldıkları ortaya çıktı.

Ama Reis’in arzularını kurumları atlayarak yerine getireceğini, O’nun hile, entrika, yalan ve tehditlerine inanan hala hatırı sayılır bir kitlesinin olduğunu bilmelerine rağmen, kurumsal mekanizmaya sarıldılar.

Türkiye’de Kitleler’e yol gösterecek öncü güçler var mı?

Böylesi bir kriz dönemi, halkın ve kitlelerin mücadelesine öncülük edecek gücü çıkarma şansına sahip.

Kürdistan’da, kendisini halka siper etmiş binlerce kadro ve Kürdistan’lılara biçilen kaderi kabul etmeyen milyonların süregelen direnişi var.

Reis’in “gönüllü cellatları” (Goldhagen) ve Kürdistan’daki halkı; insan avına serbest bir coğrafyada iki karşıt cephenin güçleri.

Ve gönüllü Cellatlar’ın komutasındaki Soylu ve Çelik, Kürdistan halkı ile Türkiye halkı arasındaki müşterek mücadele köprülerini dinamitlemekteler.

Kürdistan, sesi duyulmayan, Türkiye sesi çıkmayan ülke olmaya mahkum edilmek isteniyor.

Dünyada AKP’nin bir kesim kadrosu dışında, herkesin Diktatör olduğundan kuşku duymadığı, zamane diktatörü Parti Reis’idir.Son manevrası; “YSK’nin vereceği karara uyacağız!”

Buradaki paradoks: Kendisinin talimatıyla, İstanbul seçimlerinin yeniden yapılmasına karar verecek olan YSK’ye diğerlerinin uyması talimatı gibi bir çıkmaz.

Bundan böyle hiçbir çılgınlık, kendisini girdiği çıkmazdan kurtaramayacak, bunu biliyor.

Biliyor da neden yapıyor?

Kaybetmekte olan bir diktatörün son histerik nöbetlerinden başka ne beklenir ki?