• Hacettepe Üniversitesi Hidrojeoloji Mühendisliği Programı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ekmekçi, yağışların afete dönüşmesinde şehirleşme, altyapı ve arazi kullanımının önemine dikkat çekerek, "Doğaya uygun olmayan kentleşme önemli rol oynuyor" dedi.

 

Prof. Ekmekçi, son günlerde artan yağışların afete dönüşmesine ilişkin DHA'ya açıklamada bulundu. Prof. Dr. Ekmekçi, yağışın şiddetini, süresini ve miktarını etkileyenin, iklim krizinden çok iklim değişikliğinin kendisi olduğunu savundu. Yağışın afete dönüşmesinde iklim koşulları ile şehirleşmenin, altyapının ve arazi kullanımının çok yakından etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Ekmekçi, "Afetler biraz da insanın yaptıklarıyla bağlantılı olarak gerçekleşiyor. Bunun nedeni elbette başta yanlış planlama. Doğaya uygun olmayan kentleşme önemli bir rol oynuyor. Kentlerde afete dönüşmenin nedenlerinden bir tanesi, geçirimsiz yüzeylerin artırılması. Betonlaşma, asfalt yolların artması, bunlar hep yağan yağmurun önemli bir kısmının yüzeyden akmasına ve hızlı bir şekilde derelere ulaşmasına neden olur. Planlamamızda dere yataklarına yapılaşma izni verilir, taşkın ovaları iskana açılırsa bu iklimsel olay afete dönüşüyor ve bunun tek sorumlusu bizler, insanlar oluyoruz" dedi.

Prof. Ekmekçi, yağışların farklı tekerrür sürelerini dikkate alarak şunların yapılması gerektiğini söyledi:

* Mevcut yapılaşmanın kademeli olarak taşınmalı.

* Kentlerde drenaj sistemleri,  gelecekte olabilecek yağış şiddetine göre yeniden tasarlanmalı.

* Havza ölçeğinde taşkın risk haritaları, mutlaka güncellenmeli.

* Mutlaka erken uyarı sistemleri kurulmalı ama bu erken uyarı sistemlerinin başarılı olabilmesi için doğru planlama, doğayla uyumlu kentleşme ve maruziyeti ön plana çıkaran erken uyarı sistemlerinin oturtulması gerekiyor.

***

Devlet kendi eliyle yaptı

ÇMO İstanbul Şube Başkanı Ömür Yaşayan, İstanbul’daki altyapı sorununun yalnızca teknik yetersizliklerle açıklanamayacağını belirterek, "Devlet kendi eliyle yapmış. Altyapısını oluşturmadan yaptığı için buna benzer sonuçlarla karşı karşıya kalıyoruz” dedi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İstanbul Şube Başkanı Ömür Yaşayan, İstanbul’daki kentleşme politikalarının afet riskini artırdığını belirterek, betonlaşmanın kentsel ısı adasına neden olduğunu söyledi. MA'ya konuşan Ömür Yaşayan, İstanbul’daki altyapı sorununun yalnızca teknik yetersizliklerle açıklanamayacağını vurguladı. Ömür Yaşayan, iktidarın mega projelerden vazgeçmesi gerektiğini ifade etti. Ömür Yaşayan, Kanal İstanbul, Yenişehir rezerv alanı projesi, İstanbul Havalimanı, Kuzey Marmara Otoyolu ve Kuzey Demir Yolu Geçiş projelerini anımsatarak, “Aynı şekilde medyanın gündemine çok fazla düşmeyen ama bizim gündeme getirmeye çalıştığımız Tuzla’daki Biyoteknoloji İhtisas Organize Sanayi Bölgesi projesi de var. Bunların bütünü İstanbul’un önemli içme suyu havzalarından geçiyor: Ömerli Havzası’ndan, Sazlıdere Barajı’ndan, Küçükçekmece Deresi’nden, Alibeyköy Deresi’nden geçiyor. Bu derelerin etrafında yapılaşmaya neden oluyor. Tuzla’daki organize sanayi bölgesi projesine karşı İSKİ’nin olumsuz görüşü var. İSKİ’nin mevcut yönetmeliğine, içme suyu havzalarına ilişkin koruma hükümlerine göre burası mutlak koruma alanından geçiyor. Bugün buraya gelirken, Arnavutköy’deki TOKİ evlerinin X’te gündeme düştüğünü gördüm. Kanal İstanbul ve Yenişehir rezerv alanı çevresinde oluşan bir taşma var. Su birikmesi, sel olmuş. Bunu devlet kendi eliyle yapmış. Altyapısını oluşturmadan yaptığı için buna benzer sonuçlarla karşı karşıya kalıyoruz.”

Sazlıdere Barajı örneği

Dere yataklarının yapılaşmaya açılmasının taşkın riskini artırdığını vurgulayan Ömür Yaşayan, Ayamama Deresi, Kâğıthane ve Kurbağalıdere’ye işaret ederek, şöyle devam etti: “Yapılaşmaya dair Sazlıdere Barajı da önemli örneklerdendir. Kanal İstanbul ve Yenişehir rezerv alanı projesi kapsamında Sazlıdere’nin etrafını yapılaşmaya açmak için yani bu projeyi yapabilmek amacıyla 2022'de Cumhurbaşkanı kararıyla içme suyu niteliğinden çıkarıldı. İstanbul’un Avrupa Yakası’nın en önemli su kaynaklarından; 5 milyon insanın su ihtiyacını gideren bir barajdan söz ediyoruz. Bir afet durumu var ve bu süreçte önemli krizler yaşıyoruz. Avrupa ve Anadolu yakasındaki içme suyu sistemlerinin ayrıştırılması da önemli etkenlerden biri. Anadolu Yakası’nda yaşanan bir krizin Avrupa Yakası’na etkisinin önlenmesi gerekiyor. Bu risklerin devam etmemesi için derelerin ve havzaların yapılaşmaya açılmaması gerekiyor. Havza koruma planlarının uygulanması, merkezi idareyle il, ilçe belediyelerinin ortak çalışması gerekiyor. DSİ’nin de içinde olduğu bir süreç yürütülmeli.”

Önlem yerine hasar giderme

Önlem almak yerine çoğunlukla hasarların giderilmesine odaklanıldığını söyleyen Ömür Yaşayan, şöyle konuştu: “Sanırım hasarları gidermek daha ucuza geliyor, çünkü teknik sorunları biliyorlar. Taşkın risklerinin belirlenmesi, hangi bölgelerin daha riskli olduğunun tespit edilmesi ve buna göre önlem alınması gerekiyor. Bunlar maliyetli işler, ancak kamu kaynaklarını yurttaştan yana kullanmaya çok da yanaşmıyorlar.”

Alınması gereken önlemler

İstanbul’un yeni bir yağış felaketine karşı korunması için atılması gereken adımlara da değinen Ömür Yaşayan, mega projelerden vazgeçilmesi, su havzalarının korunması ve altyapının yenilenmesi gerektiğini söyledi. Ömür Yaşayan, devamla şunları kaydetti: “Mühendislerin, TMMOB’a bağlı meslek odalarının ve bilim insanlarının katkısıyla İstanbul’a özgü, yağmur suyunun yaratacağı etkilere dair bir ana plan oluşturulması gerekiyor. Rant odaklı, talan odaklı projeler yerine kamunun sağlığını ve güvenliğini esas alan, insanların güvenli bir şekilde yaşayabileceği bir kent inşa etmek gerekiyor. Bunu sağlamak belki kamu görevlileri açısından pahalı olabilir ama bunları yapmak zorundalar. Çünkü bizim gibi birçok yurttaşın güvenli ve sağlıklı bir kentte yaşaması anayasal bir hak. Kamunun gerçekten kamu yararını, bilimi, emeği ve doğayı temel alarak hareket etmesi gerekiyor. Her afet olduğunda şiddetli yağış yaşandığında bunların iklim değişikliğinden kaynaklandığını söylemek artık gerçeklikten uzaktır. Sünger kent anlayışı doğrultusunda daha fazla yeşil-mavi altyapı projesi geliştirilmeli. Yeşil alanlar çoğaltılmalı.” İSTANBUL