Kaç gündür milliyetçiler yeni bir iddia ortaya attılar; adına Doğu Türkistan ya da Sincan Uygur Bölgesi denilen yerde, Çin Müslümanlara baskı yapıyormuş, oruç tutmalarını ve ibadet etmelerini yasaklıyormuş! Galeyana gelmeye hazır ülkücü faşistler de bunun üstüne sokaklarda Çin malı(!) ve Çinli turist(!) avına çıktılar, Çinli diye Koreli turistleri sokaklarda sürüklediler, üstelik MHP “reisi” Devlet Bahçeli de alaycı bir şekilde bir hafta önce Hürriyet gazetesinde Ahmet Hakan ile yaptığı röportajda, “Bunlar hepsi çekik göz. Gençler ayıramıyor. Olur böyle şeyler efendim” diyerek ırkçı düşüncelerini unutmuş olanlara tekrar hatırlatmış oluyordu!

Elimizde sadece Dışişleri Bakanlığı’nın ve Anadolu Ajansı’nın tek yanlı açıklamaları ve milliyetçi çevrelerin propagandaları olmasına rağmen, maalesef bazı solcular da bu asılsız iddialara inandılar. 

Diyelim, haberler doğru ve Çin’de Uygur Türklerine baskı uygulanıyor. Bu durumda yapılacak protesto eylemi Çin Konsolosluğu’nun önüne siyah çelenk bırakıp sessizce dağılmak mı, yoksa sokaklarda insan avına çıkmak mı olmalı?

Gerçi Sivas ve Çorum katliamlarının yıldönümlerindeyiz ve bu katliamlardan da tanık olduğumu gibi faşistlerin tek bildikleri şey, yalan yanlış haberler yayarak “Türk-Sünni” olmayanları sokaklarda linç etmektir.

Maraş’da milliyetçi bir filmin oynandığı sinemaya “komünistler bomba attı” diyerek katliam yaptılar. Sonra ortaya çıktı ki, bombayı milliyetçiler atmıştı! Veya 6-7 Eylül 1955 yılında milliyetçilerin katlettikleri Rumları, yağmaladıkları Rum dükkanlarını ve bunun hangi yalan haber üzerine çıktığını unutmayalım. 

Üstelik “dildeki faşizm” dediğimiz olay küçümsenmemesi gereken bir olgu ve toplumdaki faşizmin belirtilerinden biri. “Affedersiniz Rum”, “Ermeni piçi”, “Mumsöndü yapan Aleviler”, “Kıro Kürtler” gibi “Çekik göz” kavramı da aslında ırkçı ifadenin örneklerinden birisidir ve Devlet Bahçeli bunu kendi ideolojisine uygun bir şekilde rahatlıkla kullanıyor. Gerçi burda ironik bir durum ortaya çıkıyor. Bütün Asyalıları aşağılamak amacıyla kullanılan bu sözü bir konuda nasıl açıklayacak, çok merak ediyorum. Çünkü güya savundukları Uygur Türkleri’ne hiç baktınız mı? Evet, onlar da Devlet Bahçeli’nin tabiriyle “çekik gözlü” insanlar. Halkları aşağılayan bu dilin yanında bir de savunduğu şeyi bilememek gibi gülünç bir duruma düşüyor AKP’nin yedek gücü tosuncuklar!

Tüm bu linç girişimlerinden sonra yarım ağızla da olsa Cumhurbaşkanı Erdoğan “Provokasyonlara gelmeyin” çağrısını mırıldandı. Evet, mırıldandı, çünkü ilk günden bunu söyleseydi belki bir değeri olurdu. Peki ya şimdi? Zaten 8/9 Temmuz’da Anadolu Ajansı’ndan ardarda haberler yayınlandı ve konusu neydi, biliyor musunuz? Çin’de Uygur Türklerinin orucunu, ibadetini yasaklayan, kısıtlayan herhangi bir duruma rastlanılmamış!

Bu durumda aklımıza başka sorular geliyor: Bildiğimiz gibi kapitalizm, faşizm ne zaman zor durumda kalırsa bir ülkede, hemen “dışarda” yapay bir olay yaratıp halkların dikkatini ülke içinden ülke dışına kaydırmaya çalışır. Eskiden Trakya Türklerini ya da Kıbrıs Türklerini kullanmaya çalışırlardı, fakat artık Trakya Türkleri Yunan parlamentosunda temsil ediliyor ve Kıbrıs Türkleri de bundan sonra Kıbrıs Rumlarıyla barış içinde yaşamak istiyorlar. 

HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’a yönelik ırkçı “Susturun şu şirreti” başlığını atma terbiyesizliğini gösteren DAİŞ-AKP medyası da aslında çok iyi biliyor ki, Türkiye DAİŞ ile işbirliği içinde ve sol, sosyalist gazetelerde, HDP’nin veya bazı CHP milletvekillerinin açıklamalarında bunun bol örneklerini gördük, okuduk.  İşte Türkiye halkları bu gerçeği görmesin diye uzaklarda, kolay bilgilere rastlanması biraz zor olan bir yerde, her zamanki gibi din ve milliyetçilik üzerinden insanların kafasını karıştırmak, dikkatlerini dağıtmak, bu arada Erdoğan’ın istediği yönde bir hükümet kurmak istiyorlar. 

Ama artık çok geç. Kendi yalanlarınızı kendi medyanız (Anadolu Ajansı!) yalanladı. Ve bundan sonra bütün kirli Türkiye-DAİŞ işbirliğine rağmen ne Rojava’da direnen halklar DAİŞ’e teslim olacak, ne de Türkiye’de HDP/HDK çizgisi içinde biraraya gelen bütün halklar, kültürler, bütün ezilenler DAİŞ’in abisine -yani AKP, daha doğrusu devlet faşizmine- teslim olacaklar! 

Biz ne barbarlar gördük, hepsi geldiği gibi gittiler ama BİZ’LER burdayız, kolkola, yanyana, dimdik ayaktayız!