Almanya’da bir mahkeme geçen hafta sünneti yasadışı ilan etti. Yahudi ve
Müslüman cemaatleri ayaklanmış durumda. Türkiye’de de konu tabii ki AB
Bakanı Egemen Bağış’ın yetki alanına giriyor.
Türkiye’yi AB nezrinde bugüne kadar temsil eden en renkli siyasetçi olan
Bağış son olarak Ermeni soykırımını inkar yasasının yürürlükte olduğu
İsviçre’de „Ermeni soykırımı yoktur” diye beyanat vermiş ve kovuşturmaya
uğramıştı.
Bağış’ın ilk Almanya ziyaretinde sünnet yasağına nasıl bir tepki
vereceği merakla bekleniyor. Elde usturayla uçaktan inmesini bekleyen de
var, beraberinde bir „sivil itaatsiz” sünnetçi heyetiyle gelmesini
bekleyen de.
Öyle görünüyor ki Almanya’da „erkekliğe ilk adımı” atacak olan Müslüman
çocukların bir süre beklemeleri gerekecek. (Bu erkeklik de ne menem bir
şeymiş arkadaş, adım at at bitmiyor. Askere git, adam öldürmeyi öğren,
hayvan boğazla, erkek çocuğun olsun vs vs.)
Alman mahkemesi bir doktorun yaptığı ve kanamayla sonuçlanan bir sünnet
meselesi yüzünden bu karara ulaşmış. Bizim memlekette ise uzun yıllar
sünnet eli ustura tutan herhangi biri tarafından gerçekleştirilen küçük
bir cerrahi operasyondu.
Yeni nesil pek bilmez. Memlekette berberlerin biraz meslek ehli olanları
hobi olarak cerrahlık yapardı. Bizim mahallede de bir Selahattin amca
vardı. En iyi sünnetçilerden biriydi. Sünnetin yanı sıra yüz ve
vücuttaki et benlerinin alınması, yağ bezelerinin çıkartılması gibi
operasyonlar da onun işiydi. Birinin göz kapağındaki siili almıştı bir
keresinde. Sonrasında hiçbir iz kalmamıştı. Dönemin en değme estetik
cerrahları eline su dökemezdi.
Tabii biz Selahattin amcanın ustalık dönemine denk geldik. Acemiliğinde kaç can yaktı, kimlerin hayatını söndürdü bilemiyorum.
Biz şehirdeydik. O yüzden berberin diş çekenine, dil altından kan
alanına, ağız içi yaraları kesip çıkaranlarına tanık olmadık. Yaşı 40’a
yakın olup köy geçmişi olanların hafızalarında mutlaka diş çeken bir
berber anısı vardır.
Toplardamar kesip kan akıtanları, kıl dönmesi ameliyatı yapanları ya da bardak çekenleri hiç hatırlatmıyorum bile.
Hatta bazı berberler kimi cilt hastalıkları için kendi ilaçlarını
yapardı. Kendi sünnet ilaçlarını hazırlayan berberler de halk arasında
popülerdi.
Avrupa’da da eskiden berberler çağlar boyunca doktorların yerini
tutmuşlar. Berberler öncesinde 12. yüzyıla kadar hastalıklara kötü
ruhların neden olduğu düşünüldüğünden cerrahi müdahaleleri din adamları
yaparmış. Papa bakmış ki papazlar bu konuda baya bir beceriksiz bu
uygulamaya son vermiş. Din adamlarından bayrağı alan berberlerin
cerrahlıkları 18. yüzyıla kadar sürmüş. Sonrasında Avrupa ülkelerinin
hepsi doktorlar için tıp diploması şartını aramaya başlamış.
Türkiye’de ise benim hatırladığım bu doktor-berber meselesi 1990’lara
kadar sürdü. Sonra nereye kayboldular, şimdilerde ne yaparlar
bilemiyorum.
Almanya’da doktorlara sünnet yasağı geldiğine ve sünnet operasyonu
yeraltına ineceğine göre Alman yetkililere özellikle yaşı 50’nin
üzerindeki tüm berberleri takibe almalarını öneriyorum. Kaç kuşak
onların elinden ne acılar çekti, bari gurbet eldeki sabiler korunsun.
Doktorlara sünnet yapmak yasak berberlere dikkat!