İsviçre Gündemi


Köşenin formatı gereği İsviçre gündemine ilişkin konuları değerlendiriyoruz. Zaman zaman bazı okuyucular ‘bu ülkede hiç mi iyi şey yok’ diye eleştiriyorlar da. Elbette iyi şeyler vardır. Ama basının en temel işlevi eleştirisel olmasıdır. Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Örneğin bugün ele alacağım konu İsviçre’nin yabancı düşmanlığında ne kadar ileri gidebileceğinin bir göstergesi. Bunları yazmak zorundasınız.
Bu ülkede yaşıyorsanız, bu ülkede iyi şeyler olmasını da istiyorsunuz. Eleştiri ve tepkilerimizi böyle algılamak gerekir. Basel kentinde İsviçreli bir polis, yankesicilik yapan bir Cezayirli’ye “Domuz yabancı, pis mülteci” dediği için mahkemeye verildi. Basel Kanton Mahkemesi, polisi ırkçılık suçu işlemekten suçlu gördü ve para cezası verdi. Konu Lozan Yüksek Mahkemesi’ne kadar gitti. Yüksek Mahkeme polis hakkında açılan davayı ret etti.
İsviçre Federal Yüksek Mahkemesi, polisin bir etnik köken adı telafuz etmediği için ırkçılık yapmadığına karar verdi. Yani bu şu anlama geliyor: Bir İsviçreli size sokakta “pis yabancı” “pis mülteci” diyebilir. İnsanın aklına bir restoran sahibi ya da bir işletme giriş kapısına “Buraya pis mülteciler, domuz yabancılar giremez’’ diye de yazabilir ve bu suç olarak değerlendirilmez! Mülteciler Yüksek Komiserliği, Kızılhaç, BM İnsan Hakları Merkezi gibi insani kurumların yer aldığı, İnsan hakları belgesi sayılan Cenevre Konvensiyonu’na ev sahipliği yapan bir ülkede, yabancı düşmanlığının bu kadar rahat yürütülmesi bir utanç değil de nedir? Biz elbette bu ülkeyi savunduğu değerlere uymaya çağıracağız.
İsviçre, uluslararası ırkçılık ve ayırımcılıkla mücadele konferanslarına da sık sık ev sahipliği yapmaktadır. Böyle bir ülke ya bunları hak edecek uygulamalara imza atmalı ya da hak etmediği uluslararası organizasyonlardan men edilmelidir. Büyük sermaye güçlerinin güdümünde, istediği ülkeyi insan hakları ihlali yapmakla suçlayan, uluslararası ambargolara davet eden BM İnsan Hakları Komisyonu’nun bulunduğu ülkede yabancılara “domuz, pis mülteci” denebiliyorsa ve bu kurum sessizce seyrediyorsa, kimseye akıl vermeye de hakkı yoktur. Bu vb. uygulamalara karşı 1 Mart’ta Bern’de “Daha açık ve demokratik bir İsviçre” sloganıyla yürüyüş düzenlenecektir. Bütün insan hakları çevreleri, yeşiller, sosyalistler, alternatif çevreleri, mülteci örgütleri, “Bu ülkede istediğinizi yapamazsınız, biz de varız” diyecek. Bu köşeden herkesi ayırımcılığa, ırkçılığa, antidemokratik uygulamalara karşı 1 Mart’da Bern yürüyüşüne katılmaya çağırıyorum.
Tepki vermek için birilerinin bize “pis, domuz yabancı” demesini beklemeyelim. Tepkisiz kalırsak sıranın mutlaka bize geleceğini bilelim.