Genellikle yaşadığı işsizlik oranlarındaki yükseklik ile gündemimize gelen İspanya, geçtiğimiz haftalarda Avrupa Merkez bankasından yaptığı rekor düzeydeki borçlanma ile tehlikeli sinyaller vermeye başladı. Bu durum, zaten ticari piyasalarda var olan güvensizliğin belli bir süre daha sürmesine yol açıyor.
Bilindiği üzere İspanya, bütçesinin büyük bölümü, hizmet sektöründen elde edilen gelirlerden oluşmaktadır. Onun hemen ardından ise ikinci sırada tarım, üçüncü sırayı ise turizm sektöründen elde edilen gelirler belirlemektedir.
Avrupa’nın güney batısı ile Afrika’nın kuzeyine komşu olan, eşsiz doğa güzellikleri ve çok kültürlü mozaiği (Galicyalılar, katalanlar ve basklar) ile adından söz ettiren İspanya, finans-krizin etkilerini o kadar çok hisseder hale gelmiş olmalı ki, artık medya bile burada yaşanan ekonomik gelişmelere karşı kayıtsız kalamıyor.
Bir zamanların en büyük sömürge güçlerinden biri olan İspanya, bütün bir güney ve orta Amerika’yı yağmalamış, güzelliklerine sahip çıkmış ve insanlarına zorla İspanyolcayı öğretmiştir. Bu şanlı olarak nitelendirilen tarih, ispanyolların kendi ulus ve devletleri ile övünmelerine vesile olmuş ve bundan ötürüdür ki, İspanyollar Avrupa‘nın „kibirli“ halkı olarak nitelendirilmişlerdir.
Fakat daha sonra İngiliz ve Fransızların sömürü faaliyetleri her ne kadar artmış ve İspanyollar sömürü konusundaki ünlerini kaybetmişlerdir.
Ayrıca 19. yüzyılda Meksika ve Güney Amerika’nın bağımsızlık savaşlarının ardından da, sömürü gücünü büyük oranda zayıflamıştır. Tabiki bu ülkenin sömürgeleri sadece Amerika kıtası ile sınırlı değildi. Aynı zamanda Afrika’da (Marokko ve Sahara) bir zamanlar İspanya’nın sömürgesiydi.
Bir zamanların sömürüleri ile ünlü bu ülke, şimdi yaşanan finans krizinin de etkileri ile oluşan bütçe açığını kontrol altında tutmanın çabasını veriyor. İspanya Ulusal Bankası’nın yaptığı açıklamaya göre Avrupa Merkez Bankası’ndan yapılan borçlanmanın oranı bir önceki yıla oranla yüzde 50 artmış bulunmakta.
Böylesi olumsuz bir borçlanma olayına rağmen, İspanya’daki eğitim seviyesi son yılların en yüksek rakamlarına ulaşmış bulunmakta. Ancak bu vasıflı insanları değerlendirebilecek iş alanlarının olmaması, beyin göçünün yaşanmasına vesile oluyor. Son olarak, İspanya’da yaşanan gelişmeleri yakından takip eden Almanya, zaten hali hazırda böyle bir ihtiyacı karşılamak ile meşgul. Yani vasıflı eleman yetiştirme ve sahip olma sorunu yaşıyor. Dolayısı ile bu bağlamda vasıflı elemen açığının büyük bir kısmını bu ülkeden yani İspanya’dan temin etmek istiyor.
Nihayetinde ise olumsuz bir durumun yaşanması halinde, bir iktidar değişikliği ile sorunlar çözülecekmiş havası yaratılıp, insanlar sakinleştirilmeye çalışılacak ve nesiller boyu ödenecek olan borçlar ile halk başbaşa bırakılacaktır. En nihayetinde bunun örneklerini Yunanistan ve kısmi de olsa İtalya’da yaşadık. Ne diyelim, Don Quijote’un ülkesine kolay gelsin…