İmralı F Tipi Kapalı Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile Ömer Hayri Konar, Veysel Aktaş ve Hamili Yıldırım’ın aileleri, dün İmralı’ya gitti. Üç tutsak, üç yıldır götürüldükleri İmralı’da ilk kez aileleri ile görüştü.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, Hamili Yıldırım’ın kardeşi Polat Yıldırım, Ömer Hayri Konar’ın kardeşi Emin Konar ve Veysel Aktaş’ın ablası Sabiha Aslan, bayram görüşmesi için İmralı‘ya gitti.
İmralı F Tipi Kapalı Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, bayram görüşü için İmralı’ya gitmek üzere avukatları aracılığıyla Cuma günü Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulundu. İmralı’da bulunan diğer tutsaklar Hamili Yıldırım’ın kardeşi Polat Yıldırım, Ömer Hayri Konar’ın kardeşi Emin Konar ve Veysel Aktaş’ın ablası Sabiha Aslan’ın da avukatları aracılığıyla görüşme başvurusunda bulundu. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başvuruya olumlu yanıt vermesi üzerine aileler, sabah saatlerinde Gemlik Jandarma Karakolu’na geldi. Karakoldaki işlemlerinin ardından aileler, İmralı’ya gitti.
Mehmet Öcalan, Öcalan ile en son 12 Ocak’ta bir görüşme gerçekleştirmişti.
Üç yıl sonra ilk görüşme
Ömer Hayri Konar ve Veysel Aktaş İmralı‘ya “sekreterya” olarak gittikleri tarih olan 15 Mart 2015’ten, Hamili Yıldırım da İmralı’ya götürüldüğü 15 Temmuz 2015’ten bu yana aileleriyle hiçbir görüşme gerçekleştirmedi. Konar, Aktaş ve Yıldırım, İmralı‘ya götürüldüklerinden bu yana ilk kez aileleriyle görüştürülmüş oldu.
Avukatlar iki kez görüştü
Asrın Hukuk Bürosu avukatları da DTK Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde yürütülen açlık grevi ve ölüm orucu eylemleri sonucu 8 yıl aradan sonra 2 Mayıs ve 22 Mayıs’ta İmralı‘ya giderek, Öcalan ile görüşme gerçekleştirdi. İlk görüşmede, ülkenin ve bölgenin sorunlarına dair “çözüm deklarasyonu” niteliğinde 7 maddelik öneride bulunan Öcalan’ın, ikinci görüşmede yaptığı çağrı üzerine 26 Mayıs’ta açlık grevi ve ölüm orucu eylemleri sonlandırıldı.
BURSA
Birlikte yaşamın yolunu gösterdi
HDP Milletvekili Musa Piroğlu, Abdullah Öcalan’la görüşmenin süreklilik kazanması gerektiğini vurgulayarak, “Barış ve özgürlük mücadelesinde tüm demokrasi güçleri bir araya gelip, mücadeleyi birlikte yürütmelidir. Öcalan bunun çözüm yollarını bize sunuyor” dedi.
Öcalan, 8 yıl aradan sonra 2 Mayıs ve 22 Mayıs’ta avukatlarıyla yaptığı görüşmede “toplumsal uzlaşı, demokratik siyaset, demokratik müzakere ve onurlu barış” konularına dikkat çekerek, 7 maddelik bir çözüm çerçevesi de sundu. Öcalan’ın mesajlarını Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu değerlendirdi.
Görüşmeler devam etmeli
Görüşmelerin direniş sonucu yapıldığını hatırlatan Piroğlu, sürekli hale gelmesi gerektiğini belirtti. Piroğlu, “Dolmabahçe Mutabakatı’nı yok sayan ve çözüm sürecini de bitiren Saray ve bu hükümettir. Şu anda görüşmelerin olması olumlu karşılansa da olumluluğu yaratan direniştir. Bu süreç açısından geleceğe umutla bakmak gerekiyor. Bu da görüşme trafiğinin sürekli hale getirilmesiyle olur” dedi.
Öcalan çözüm sunuyor
AKP’nin toplumu kutuplaştırarak varlığını sürdürmeye çalıştığını ifade eden Piroğlu, şöyle devam etti: “Bu kutuplaştırma ülkede birbirine düşman toplumsal bir yapının oluşmasına yol açtı. AKP, Alevi düşmanlığı, Kürt düşmanlığı, kadın düşmanlığı üzerinden kendi tabanını konsolide etmeye çalışıyor. Bu da toplumda şiddetin yaygınlaşmasına yol açtı. Neredeyse her gün cinsel, sınıfsal ya da çeşitli toplumsal olaylarla yüz yüze geliyoruz. Toplumsal dokunun bu kin ve nefretle uzun süre yürüme şansı yoktur. Bu dokunun aşılması gerekiyor. Bunun çözüm önerilerini Sayın Öcalan bize sunuyor. Fakat AKP ülkede kutuplaşmayı her geçen gün derinleştiriyor. Ülkede artık işçi işçiye düşman, yoksul yoksula düşman haline geldi. Şimdi bunu çözmek ve gerçek sorunlarla uğraşmak gerekiyor. Bunun için de Öcalan’ın önerilerini topluma yaymamız ve uygulamamız gerekiyor.”
Barış eli görülmeli
Hem Öcalan’ın hem de Kürt halkının uzun yıllardır barış içerisinde bir arada yaşamanın mücadelesini yürüttüğünü dile getiren Piroğlu, şunları söyledi: “Kürtler bu barış mücadelesinde ağır bedeller ödedi. Son 6 yılda belki de tarihin en ağır bedelleri verildi. Buna rağmen barışta ısrar var. Artık bu iktidarın, izlediği Kürt düşmanlığı siyasetine son vermesi gerekir. Türkiye’deki demokrasi güçleri Kürt Özgürlük Hareketi’ni ve onun siyasi temsilcilerine biraz daha net ve iyi bakmak, süreci iyi okumak zorundalar. Barış ve özgürlük mücadelesinde tüm demokrasi güçleri bir araya gelip birlikte yürümelidir. Verilen bunca bedele rağmen uzatılan bu eli artık görmek zorundayız. Süreç bir kopuşa doğru gidiyor. Uzatılan bu el bizler için son şanstır belki de. Bu şansı iyi değerlendirmek, barış mesajını doğru okumak ve mücadeleyi omuz omuza yürütmek gerekiyor. Ne yazık ki tecride karşı yürütülen mücadelede bunu göremedik. Bu süreçte sağlıklı ve iyi bir sınav verildiğini söylemek mümkün değil.”
Kardeş kavramını ötesine geçilmeli
“Onurlu bir barış nasıl olur?” diye soran Piroğlu, şöyle konuştu: “Bir takım bireysel hakların verilmesiyle değil, siyasi öznelerin yan yana gelip bu süreci konuşması ve Kürt halkının taleplerinin Türk halkı ile beraber karşılanmasıyla mümkün olur. Ancak bu sağlandığı zaman onurlu ve demokratik barış olur. Gerçek çözüm de buradan geçer. Yani masaya oturulması, demokratik bir çözüm yapılması, geçmişle yüzleşilmesi ve sorunların çözülmesi gerekiyor. Ancak ondan sonra sağlıklı yürüme hattına girilir. Uzun yıllardır süren bu kardeş kavramının ötesinde artık karşılıklı öznelerin oluşması gerekir. Güney Afrika’daki sorun bu şekilde çözüldü. Nelson Mandela ile masaya oturuldu. Kutuplaşma aşıldı ve Mandela serbest bırakıldı. Türkiye’deki sorunlar da ancak bir araya gelerek aşılabilir.”
MA/İSTANBUL