Yüksek zam ve arttırılan vergilere tepki gösteren DİSK Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Göngür, “Devletin topladığı vergilerin dörtte üçünü biz ödüyoruz. Bu ücretlerle, vergilerle geçinemiyoruz” dedi.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), hayat pahalılığı ve arttırılan vergi zamlarına ilişkin, Ulus Meydanı’nda bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdi. Çok sayıda işçi ve emekçinin katıldığı açıklamayı, DİSK Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün yaptı. “Bu ücretlerle vergilerle geçinemiyoruz” başlıklı açıklamayı okuyan Görgün, “‘Kriz yok, yaşanan ekonomik sıkıntılar psikolojiktir, ekonomi uçuşa geçti’ diyorlar fakat bizler için yaşamak her gün daha zor hale geliyor” diyerek açıklamalara tepki gösterdi.

İşsizlikte tarihi rekor

 İşsizlik sorununun Türkiye’nin temel sorunlarından biri olduğunu dile getiren Görgün, Türkiye’de her dört gençten birinin işsiz olduğu aktararak, “İşsizlik Cumhuriyet tarihi rekorunu kırıyor. Çarşı-pazarda fiyatlar uçarken, ‘enflasyon düştü’ diyorlar. Elektrik, su, doğalgaz faturalarımız zamlarla her gün kabarıyor, faturalar belimizi büküyor. Bütün bunlar karşısında Türkiye’yi yönetenler ne yapıyor? IMF’nin istediğini yapıyorlar. ‘Bundan sonra ücretleri gerçekleşen enflasyon kadar değil, hedeflenen enflasyon kadar artıracağız’ diyorlar. Önümüzdeki sene için hedefledikleri enflasyonu da yüzde 8 olarak açıklıyorlar. Yani milyonlarca işçinin, asgari ücretlinin, emeklinin, kamu çalışanının ücretini, ‘ben ne kadar istersem o kadar arttıracağım’ diyorlar” diye konuştu.

Ücretler neden artmıyor?

 ­Yapılan zamlara dikkati çeken Görgün, şunları ifade etti: “Evlere gelen faturalar yüzde 8 değil, yüzde 50 zamlanıyor. Pazarda, markette gıda ürünleri yüzde 8 değil, en az yüzde 30 zamlandı. Ücretlerimiz neden gerçek enflasyon oranında değil de hedeflenen enflasyona göre artsın. Yıllardır ‘ekonomi büyüdü’ diye övünüp, büyümeden payımızı vermeyenler, ekonomik kriz kapıya dayandığında da işçilerin alım güçlerini düşürecek ücret politikası dayatıyorlar. Ücretlerimizi sürekli olarak aşağıya çekmenin yollarını arıyorlar.”

Görgün, işçi ve emekçilere dönük iyileştirmelere dair şu talepleri sıraladı:

  •  İşçi sınıfı ve tüm emekçiler olarak bu sefalet politikalarını kabul etmiyoruz.
  • Bu ülkede üretilen her şeyi, işçiler, emekçiler, kadınlar ve gençler olarak bizler üretiyoruz. Ürettiğimiz toplam değerin hakça paylaşılmasını istiyoruz.
  • Bu ülkede devletin topladığı vergilerin dörtte üçünü biz ödüyoruz. Hala vergiyi tabana yaymaktan bahseden iktidarın bu politikalarını işçiler, emekçiler olarak kabul etmiyoruz.
  • Vergide adalet istiyoruz. Dolaylı vergilerle belimizi büken iktidara, ‘vergiyi tabana değil tavana yayın; kar ve faiz gelirlerini, serveti vergilendirin’.
 
 

Ekim’de 155 işçi katledildi

 

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), Ekim ayı iş cinayetleri raporunu açıkladı. Rapora göre, Ekim ayında en az 155, yılın ilk on ayında ise en az bin 477 işçi yaşamını yitirdi.

Yüzde 83’ünü ulusal ve yerel basından; yüzde 17’sini ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri ve sendikalardan alınan bilgilere dayanılarak tespit edildiğinin belirtildiği açıklamada, “Raporumuzda meslek hastalığı nedeniyle gerçekleşen iş cinayeti yok. Oysa ILO ve WHO verilerine göre 1 ‘iş kazası sonucu ölüm’ karşılığında yaklaşık 6 ‘meslek hastalığı sonucu ölüm’ olmaktadır” denildi.

Ölümlerin en çok tarım, inşaat, taşımacılık, ticaret, metal, madencilik, tekstil/deri, gıda ve konaklama, eğlence iş kollarında gerçekleştiğine vurgu yapılan açıklamada, “Bu ay tarımda ölenlerin en az yüzde 45’i ücretli, yüzde 55’i ise çiftçi. Bütün iş kollarında ölümlerin ana gövdesini güvencesiz işçiler oluşturuyor: Mevsimlik, taşeron, yevmiyeli çalışanlar. Geçen yıllara göre inşaat işkolundaki ölümlerde azalma görülüyor. Bunun nedeni ise alınan önlemler değil ekonomik krize bağlı olarak sektördeki küçülme. Herkes belediyeleri tartışıyor ama işkolundaki ölümler gündeme gelmiyor. Ekim ayında 9 belediye işçisi yaşamını yitirdi ve çoğu taşeron çalışıyordu” ifadelerine yer verildi.

Ölüm nedenlerinin en fazla sırasıyla trafik/servis kazası, yüksekten düşme, ezilme/göçük, kalp krizi, şiddet, elektrik çarpması, zehirlenme/boğulma ve intihardan kaynaklandığının vurgulandığı açıklama şu ifadelerle sonlandı: “İş cinayetlerinin nedenlerinden ilk üçü hiç değişmiyor. Ancak ulaşıma, yüksekten düşmelere ve ezilmelere karşı önlem alınmıyor. Son aylarda sürekli artan ve neredeyse her on işçinin birinin ölümünün sebebi olan elektrik çarpmaları 200-300 TL’lik bir maliyetle önlenebilirdi.”