Değerli vekilimiz 56 gündür açlık grevinde. Dile kolay 56! Ve kendisi 55 yaşında. Birçok sağlık sorunu var ve hapishanede! Haber göndermiş „sağlık sorunum yok” demiş. Hepimiz biliyoruz ki var! Hatta açlık grevi nedeniyle görüşe bile çıkamayacak duruma gelmiş. Eylem amacından başka bir şey düşünmüyor: İmralı tecridine son verilsin!
Hapishanelerdeki siyasi tutsakların ve Avrupa’daki halkımızın süresiz-dönüşümsüz eylemleri de sürüyor. Tek talep var: Tecrit kaldırılsın!
Tüm bu vicdan çığlıklarına kulağını kapamış olan faşist rejimin ikna olması mümkün değilse devrilmesini sağlamak gerekiyor. Bu nedenle zaten halkımız eylem kampanyasının şiarını tecridi kırmak, faşizmi yıkmak ve Kürdistan’ı özgürleştirmek şeklinde belirlemiştir.
„Hangi faşizm açlık grevi eylemiyle yenilmiş ki?“ diye soranlar varsa 12 Eylül faşizmine karşı 14 Temmuz Direnişçiliğini hatırlatmak yeterlidir. Bu anlamda Leyla Güven daha eylem kararını verirken faşizmi yenilgiye uğratmıştır. Milyonların eylem öncüsü olarak eylemi amacına ulaşmış; esasen faşizmin baskıyla kurduğu sessizliği parçaladığı için hedefine ulaşmış, kazanmıştır.
Şimdi açlık grevi eylemleri etrafında geliştirilen büyük halk örgütlülüğü ve eylemliliğine güvenmek ve bunu büyütmek gerekiyor.
Bu eylem herkese büyük cesaret verdi. Vicdanlı insanları birlik haline getirdi. Bu arada aydınlara, akademisyenlere, sanatçılara saldıran faşist rejimi de boşa düşürdü. Konuşana ceza yağdıran faşizm kimseyi susturmayı başaramadı. 80 yaşına dayanmış olan Gençay Gürsoy, Şebnem Korur Fincancı gibi akademisyen, barış ve insan hakları savunucularına cezalar yağdırdılar; böylece herkesi teslim almayı umdular fakat o çok güzel ve çok cesur olan insanlara bir milim geri attıramadıkları gibi muazzam bir halk desteğiyle kucaklandıkları için baltayı kendi ayaklarına vurmuş oldular. Onlar faşizme boyun eğecek insanlar değildir. Bugüne dek nice acılara tanık oldular; her biri nice badireler atlattı ve dimdik ayakta durdular da öyle hak ettiler bugünkü halk desteğini…
Halka cesaret veren daha başka duruşları da biliyoruz: Gerilla!
Gerilla dostun dostu, düşmanın ecelidir! Bir demokrasi ve özgürlük gücü olarak her yerde mazlum halkların en fedai savunucusudur. Faşizm gerillayı asla yenemeyeceğini bildiği için yalnızlaştırmayı hedef yapmıştı fakat tam tersi oldu. Artık herkes gerillayla beraberdir, hatta herkes kendi cephesinden biraz da gerilladır. Demokrasiyi, özgürlükleri, insan haklarını savunan, koruyan ve faşizme karşı direnen herkes gerillaya benzemiştir. Çünkü gerilla demek ne pahasına olursa olsun baş eğmemek, her koşulda direnmek, mutlaka hesap sormak; umut, inanç, irade ve yeni yaşam demektir. Artık gerilla demek halk demektir. Bu pencereden bakınca:
Zindandakiler, yurt içi-yurt dışındakiler, açlık grevindekiler, insan hakları savunucuları, akademisyenler, sanatçılar, öğrenciler, emekçiler, kadınlar, gençler ve direnen herkes birer vicdan gerillasıdır! Vicdanları ayaklandıran her vicdanlı duruş, her söz ve eylem tıpkı gerilla gibi cesaret timsali olmakta, faşizme korku salmaktadır.
Bir ABD’li „kontrgerilla” uzmanı diyor ki ideolojik olanlar gerilladır, diğerleri devletlerin yanlış politikaları yüzünden gerilla olmuşlardır, yani kazara gerilladırlar, onları kazanmak mümkündür! İdeolojik olanlar „kazanılabilecekler” kategorisine girmiyor. Bu işlerin işine „kazara” girmemişlerdir. İşte her yerde giderek uyanan, çoğalan, büyüyen vicdan ve bilinç bunu anlatıyor: Faşizme boyun eğmeyen her duruş ideolojiktir! Demokrasinin, özgürlüğün, insanın ideolojisi direnmektir, faşizme boyun eğmemektir, faşizmi yenecek cesarete, bilince ve eyleme sahip olmaktır. İşte eylem, işte ideolojik duruş! Kimin kazanacağı ortada değil mi?
Doruklardan bir izlenimle, tüm direnenlerin güzel yüreklerine gerillanın sıcak selamı niyetine bir şiir gönderiyoruz. Yoğun askeri-siyasi stratejilerin tartışıldığı ve işin içine yine tarihsel ihanetin karıştırıldığı bu ortamda halklarımızın direniş ruhunu yansıtan coşkulu ve duygulu sesiyle Ahmet Kaya’nın seslendirdiği „Sorgucular” şarkısı özellikle „dostun dostu, düşmanın eceliyim ben” dizesinden dolayı son dönemlerde doruklarda sıklıkla yankılanıyor.
Şarkının genç gerillaların dilinden hiç düşmediğini görüp de sebebini merak edenlere onlar „dönemin şarkısıdır” diyorlar.
Bu vesileyle biz de „dönemin şarkısı” olan bu şarkının dizelerini paylaşalım ve bu coşkuya ortak olup hep birlikte söyleyelim:
Kimileri hep suçluyor
Kimileri sorguluyor
Yaralı yüreğime
Kara çalıyor
İhanet zincirini tutan utansın
Dönüp arkasına bakan utansın
Dost diye bağrıma bastığım insanlar
Arkamı dönünce vuran utansın
Durmadan hep soruyorlar
Aç bırakıp gülüyorlar
Emekleyen yüreğime
Usta diyorlar
Usta değil acemi bir işçiyim ben
Onurlu bir kavganın neferiyim ben
Dostun dostu, düşmanın eceliyim ben
Bilip de söylemeyen diller utansın