Döviz güvenip gitmiyor
Ekonomistlere göre; Türkiye’de yaşanan döviz kıtlığının tek sebebi salgın değil, mevcut iktidar yapısı ile ekonomiye yaptığı yanlış ve zamansız müdahaleler de döviz girişini engelliyor.
Salgınının dünya ekonomileri üzerindeki etkisine karşı rezerv paraya sahip ABD gibi ülkeler, trilyon dolarlık parasal genişleme yoluna gidiyor. Parasal genişleme tarihin en yüksek seviyelerine çıkarken, Türkiye’de döviz kıtlığı yaşanıyor. Merkez Bankası'nın brüt döviz rezervi, koronavirüsü salgının etkilerinin göstermeye başladığı Şubat sonunda 77 milyardan son hafta itibarıyla 54 milyar civarına düştü. Uluslararası standartlara göre; bir ülkenin sahip olduğu rezervin, yıllık dış borç ödemesini karşılayacak miktarda olması gerekiyor. Türkiye’nin bir yılda ödemesi gereken dış borç miktarı ise 175 milyar dolar.
MA’dan Selman Güzelyüz, Türkiye’nin yaşadığı döviz kıtlığını uzmanlara sordu.
Türkiye riskli bulunuyor
Ekonomist Mustafa Sönmez, hem riskli ülke olması hem de yaşadığı politik gelişmelerden dolayı ABD’den Türkiye’ye döviz gelmediğini belirterek, şunları söyledi: “Dünyada döviz bolluğunun sebebi, ABD tarafından basılması. Doların nereye gideceği ve nerede kullanılacağı ABD tarafından kararlaştırılır. Brezilya ve Meksika benzeri ülkelere takas usulüyle dolar veren ABD, Türkiye’ye vermiyor. Türkiye, ABD parası ile TL’nin takas edilmesini istiyor ama ABD bu takas işlemini onaylamıyor. ABD, Türkiye’yi hem riskli görüyor hem de geçmişteki politik ilişkilerden dolayı kızgın. Döviz kıtlığının bir diğer nedeni de Türkiye’nin ABD tahvillerini zamanında elden çıkartarak, onun yerine altın alması. Geriye bir yol kalıyor, o da dış borç. Ancak borçlanma konusunda yabancılar Türkiye’yi fazla riskli buluyorlar. Çok yüksek faizle borç vermek kaydıyla gelebilirler.”
Kimse gelmek istemiyor
Döviz sıkıntısının çok ciddi olduğuna işaret eden ekonomi profesörü Aziz Konukman ise sıcak paranın ve yabancı yatırımlarının çıktığı bir dönemde, ihracat ile turizm sektöründe yaşanan durgunluğun döviz anlamında sorun yarattığını, hükümetin almaya çalıştığı swap zorlaştırma kararının da işe yaramadığını ifade etti. Prof. Konukman, krizin yeni olmadığını, salgından önce Türkiye’den döviz çıktığına hatırlatarak, şöyle konuştu: “Türkiye'nin risk pirimi zirveye çıkmıştı. Türkiye riskli ülke olarak görüldüğü için kimse gelmek istemiyor. Yayımlanan son TEPAV (Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı) raporuna göre, işler daha karmaşık hale gelecek. TEPAV’ın son çalışmasına göre; salgın altı ay sürerse Türkiye ekonomisi yüzde 20 küçülecek, bir yıl sürerse yüzde 38 küçülecek. Sözün bittiği yerdeyiz.”
Yönetim şekliyle ilişkili
Yaşanan döviz krizi ile Türkiye’nin yönetim şeklinin doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çeken ekonomist İbrahim Okçuoğlu, dünya piyasasındaki kredisinin şu anda yok denecek kadar az olduğunu söyledi. Özellikle tek kişi tarafından yönetilmesiyle Türkiye’nin yatırım yapılabilecek ülke konumundan uzaklaştırıldığını kaydeden Okçuoğlu, “Haliyle sıcak para kaçışı hızlandı ve şu anda Türkiye’ye sıcak para akışı kesilmiş durumda” dedi.
FED ile anlaşmaya çalışıyor
Hükümetin sıcak para için yurt dışında girişimlerde bulunduğunu, Amerikan Merkez Bankası (FED) ile anlaşma yapmaya çalıştığını kaydeden Okçuoğlu, şöyle devam etti: “Türkiye’de demokratik bir tarzda ekonomiyi yönetme anlayışı olmadığı için, küresel sermayenin iştahını kaçırıyor. Tek elde diktatörlük olunca, ekonomi dengesini kaybediyor. Türkiye’deki ekonomiyi sadece Türkiye ile ele alamazsınız. Bunun dünya ekonomileriyle ilişkilerini göz önünde bulundurmak zorundasın. Belki bugün ülkeyi diktatörlükle yönetebilirsiniz ama ekonomiyi diktatörlükle yönetemezsiniz. Ekonomiyi diktatörlük ile yönetmeye kalkarsanız, bu tarz sonuçlarına da katlanırsınız.” şeklinde konuştu. ANKARA