Dr. Rony Brauman: ‘Bilirkişi heyeti gitmeli’

Dünya Haberleri —

.

.

  • Dünyanın farklı bölgelerinde kimyasal saldırı iddialarını yerinde inceleyen Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü’nden Dr. Brauman, yapılacak tek şeyin heyetlerin olay yerine giderek veri toplaması olduğuna vurgu yaptı.

Türk ordusunun Başûrê Kurdistan’da gerçekleştirdiği kimyasal silah saldırılarının görüntülerinin yayınlanması ardından Sınır Tanımayan Doktorlar’ın kurucularından Dr. Rony Brauman gazetemize konuştu.
Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (Médecins sans frontières – MSF) ilk üyelerinden olan, 1982'den 1994'e kadar MSF’nin başkanlığını yapan ve şu an MSF’nin danışma kurulu üyeliğini sürdüren Dr. Brauman, bağımsız uzmanlardan oluşan bir bilirkişi heyetinin iddiaların olduğu bölgeye giderek araştırma yapmasının tek çözüm olduğu söyledi.
Kimyasal silah saldırıları konusunda uzman olman Dr. Rony Brauman, uluslarası uzmanların Türkiye’nin kimyasal kullanımını belgelemek üzere Başûrê Kurdistan’a gitmesi için ne gerektiğini ve geçmiş deneyimlerini anlattı.


Tek yol bilir kişi heyetinin gitmesi
“Şunu söyleyebilirim ki başvurulabilecek tek yol bir tür bilirkişi heyetinin bölgeye gönderilmesi” diyen Brauman sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kimyasalların kullanıldığı iddialarını inkar edenlere verilecek tek makul ve inandırıcı yanıt saha araştırmasıdır. Yapılması gereken tek şey, örneklerin toplanması için sahaya bir heyet göndermek, bu saldırılara ilk elden tanık olan kişilerle görüşüp, saldırıların nasıl gerçekleştiğine dair bir açıklama almaktır. Yabancı bir ülkede, örneğin Fransa, Birleşik Krallık gibi ülkelerde biyolojik analizini yapmak için numune toplanması gerekiyor.”

Halepçe’ye de heyet gitmişti
Brauman, MSF üyesi doktor ve uzmanlarının kimyasal silah kullanımı iddialarını araştırmak için saha araştırmalarına dahil olduğu iki farklı olayı hatırlattı. 
“Bu ilk olarak Irak'ta, İran-Irak savaşı sırasında, Halepçe'de oldu tabii. Halepçe'ye giden Belçika Sınır Tanımayan Doktorlar Ofisi'nin o zamanki başkanı bölgede numuneler topladı. İran üzerinden Halepçe'ye gitti. Ve bu büyük bir yaygara yarattı, manşetlere çıktı. Bu Irak'ta kimyasal silah kullanımını durdurdu mu? Emin değilim ama en azından Halepçe'yi bombalayanlar için çok sorun yarattı.”

Gürcistan’a da heyet gitti
Halepçe incelemeleri ardından birkaç yıl sonra, o zamanki Sovyetler Birliği Dışişleri Bakanı Şevardnadze'nin doğrudan kendisine ulaştığını belirten Brauman, “MSF'nin Fransa ofisindeydim ve beni arayarak Gürcistan’a bir bilirkişi heyeti göndermemizi talep etmişti” dedi.
O tarihlerde KGB’nin kimyasal silahlar, özellikle bilinç kaybına ve nörolojik sorunlara yol açan bir takım sert göz yaşartıcı gazlar kullandığına dair iddialar nedeniyle Gürcistan’a MSF’nin bir bilirkişi heyeti gönderdiğini söyleyen Brauman, “Bir heyet gönderdik ve burada bilinç kaybı, kaslarda ağrı gibi sorunlar olduğuna dair söylemlerin birer söylentiden öteye geçemediğini ve bunların kimyasal silah kullanımı ile alakalı olmadığını tespit ettik” diye belirtti.

Heyetin gitmesi için iddia yeterli
“Yani bir durumda kimyasal silah kullanımını teyit ettik ve diğer durumda kimyasal kullanılmadığını teyit ettik. MSF’nin dahil olduğu bu iki örneği hatırlayabiliyorum” diyen Brauman, bir yerde kimyasal silah kullanılıp kullanılmadığına dair iddiaların heyetler için yeter sebep olduğuna vurgu yaptı:
“Heyetlerin gitmesi için kimyasal silah kullanıldığına dair kanıt gerekmez, çünkü bir bilirkişi heyeti iddialara dair kanıtı sahada toplayacak merciidir. Bir bölgede kimyasal silah veya gazların kullanıldığına dair iddialar varsa ancak uzmanlar saha araştırması yaptığında iddialar doğrulanır ya da çürütülür.”

Klinik bulgu yoksa bilirkişi şart
2014 Ağustos’unda Suriye’de rejim güçlerinin Guta’da sivillere ve isyancılara karşı kimyasal silah kullanması üzerine bir alarm durumuna geçtiklerini hatırlatan Brauman, “O zaman Guta’da bize doğrudan bilgi veren meslektaşlarımız vardı. Bizimle iletişimde olan Guta’daki doktor arkadaşlarımız bize oradan bir kaç bulgu göndermişti” dedi.
Guta’daki doktorların ne gibi tıbbi bulguları tespit ettiğini sorduğumuz Brauman şöyle yanıtladı: “Bombalamalar sonrasında ortaya çıkan klinik belirtileri belgelediler: boğulma, cilt yanıkları, akciğer yanıkları vb. belirli kimyasal gazların kullanımına dair klinik bulgular. Yani oradaki doktorların pratik bulguları ile ders kitaplarında anlatılanlar arasında bir tutarlılık vardı. Bu kimyasal silah kullanıldığına dair yeterliydi. Bu tür klinik bulguların elde edilemediği durumlarda yapılabilecek tek şey sahaya bir bilirkişi göndermek.”

Yerel bulgular doktorlara ulaştırılmalı
“Rojava'da, Suriye Kurdistan'ında ve ayrıca Irak Kurdistan'ında bildiğim kadarıyla doktorlarımız var” diyen Brauman,“Yerel bulgulara ve eldeki yerel bağlantılara dayanarak onlarla temasa geçilmesi gerek” dedi.
“Batı Avrupa'dan Irak’a uzman bir ekip gönderilmesi gerekiyorsa bu da yapılabilir” diyen Brauman bunun için gönüllü doktorlar olması gerektiğinin altını çizdi.

Kimyasala ses çıkarmak sivil toplumun görevi
Suriye ve Irak'ta Kürtler gibi kritik durumdaki insanlara yardım sağlayan insani yardım kuruluşlarından insan hakları örgütlerinin yaptığı gibi kamusal bir duruş sergilemelerinin zor olduğunu vurgulayan Brauman durumu şöyle açıkladı:
“İnsani yardım kuruluşları yardım etmek istedikleri insanlara ulaşma yollarını korumak zorundalar. Örneğin Türkiye'de faaliyet gösteren Sınır Tanımayan Doktorlar'ın Türkiye'nin Suriye sınırındaki Gaziantep'teki konumlarını tehlikeye atacak bir tavır almaları kolay olmaz. Bazı durumlarda, insan hakları ihlallerini ve bu tür şeyleri kınayarak halka açık bir pozisyon alabiliyoruz ama bu devam eden insani yardım faaliyetlerimizi güvenceye alabildiğimiz durumlarda olabilir.”
“Kimyasal bombalamaları ya da büyük insan hakları ihlallerini ya da bu tür şeyleri dile getirme misyonu insan hakları örgütlerinindir” diyerek insan hakları örgütlerinin kimyasal silahlara karşı ses çıkarma sorumluluğuna vurgu yapan Brauman sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Bazı sivil toplum kuruluşları hükümetlerinden bağımsız olmayabilir. Sırf hükümetleri öyle istediği için sessiz kalabilirler. Bu Avrupa'da, ABD'de ve diğer ülkelerde yaşanan bir durum. Ama bunun kural değil, istisna olduğunu söyleyebilirim. Çoğu insan hakları örgütü bağımsızdır ve hükümetlerinin konumu ne olursa olsun kendi konumlarını ortaya koyabilirler. Bazıları elbette bu konumda ama STK değil, bizim deyimimizle GONGO'durlar, yani sivil olmayan sivil toplum!” HABER MERKEZİ


WMA: Kimyasal iddiaları soruşturulmalı

Dünya Tabipler Birliği (WMA), Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı'nın gözaltına alınmasını kınayarak, gerillaya karşı kimyasal gazların kullanıldığına dair bilgilerin soruşturulmasını istedi.

WMA yaptığı yazılı açıklamada, insan hakları savunucusu Şebnem Korur Fincancı’nın 26 Ekim günü gözaltına alınmasını sert bir dille kınadı. Fincancı, Türk ordusunun gerillaya karşı kimyasal silah kullandığına dair bilgilerin soruşturulmasını talep ettiği için gözaltına alınmıştı.
WMA Konseyi Başkanı Dr. Frank Ulrich Montgomery, “Dr. Korur Fincancı'nın gözaltına alınması ve Türk Tabipleri Birliği üyelerinin görevden uzaklaştırılmakla tehdit edilmesi kesinlikle kabul edilemez” dedi.
Montgomery, “WMA, Türk makamları tarafından PKK grubuna karşı kimyasal gazlar kullanıldığına dair haberlere ilişkin bağımsız soruşturma talep edenlere katılıyor. Türk Tabipler Birliği üyelerine yönelik bu sürekli saldırılar tamamen haksızdır.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.