Demokratik Toplum Kongresi(DTK), 15-16 Eylül’de gerçekleştirdiği 6. Genel Kurul 3. Ara Dönem Toplantısı ardından geçtiğimiz hafta sonu Daimi Meclisi’ni topladı. Gündemdeki gelişmelere ilişkin önemli tartışmaların yapıldığı toplantının sonuçları ve alınan kararlara ilişkin dün yazılı açıklama yapıldı. AKP Hükümeti’nin Kürtlerin taleplerini karşılamak yerine bir kere daha denenmiş, iflas etmiş, güvenlikçi politikalarda ısrar ettiğini vurgulayan DTK, Kürt halkının demokratik kazanımlarına tahammül edemeyen ve tehdit olarak gören AKP’nin tüm diplomatik girişimlerinin odağına da anti-Kürt perspektifini yerleştirdiğini belirtti. “AKP, dilsiz, kimliksiz, statüsüz ve kendine tabi kılınmış bir halk istemektedir” denilen açıklamada, son dönemde Kürtlere yönelik artan saldırıların Hükümetçe teşvik edildiği kaydedildi. BDP’nin saldırılara karşı “meşru savunma hakkını kullanacağı” yönündeki açıklamasını da “haklı, demokratik, evrensel bir karar” olarak değerlendiren DTK, yaşanabilecek olumsuzlukların tek sorumlusunun da AKP Hükümeti olduğunu belirtti.

Siyasal çözüm yolu açılmalı
AKP Hükümeti’ne çözümsüzlük politikalarından vazgeçmesi çağrısında bulunan DTK, demokratik siyasal bir çözüm ortamının gelişebilmesi için Kürt Halk Önderi Öcalan’ın üzerindeki tecrite son verilmesini istedi. Açıklamada şunlar belirtildi: “Tıkanan demokratik siyasal sürecin yeniden başlatılması için Oslo ve İmralı görüşmeleri yeniden başlatılmalıdır. Kürt sorunun demokratik çözümünde en etkili şahsiyet olan Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki antidemokratik, insanlık dışı ağırlaştırılmış tecride son verilmelidir. Güvenlik, sağlık, özgürlük koşulları sağlanmalıdır.”

Hükümet cezaevlerini duy
Cezaevlerindeki tecrit karşıtı açlık grevlerine ilişkin kamuoyuna duyarlılık çağrısı yapılan açıklamada hükümete de şu çağrıda bulunuldu: “Kürt sorunun demokratik çözümünde en etkili şahsiyet olan Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki antidemokratik, insanlık dışı ağırlaştırılmış tecride son verilmesi ve anadilde savunma hakkının engellenmesini protesto etmek amacıyla tutuklu Kürt siyasetçilerinin cezaevlerinde başlattığı süresiz, dönüşümsüz açlık grevi eylemleri telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir. Bu temelde cezaevlerinde başlatılan açlık grevlerinin sonlanması için hükümet tutukluların bu demokratik taleplerini kabul etmelidir. İnsan haklarından ve özgürlüklerden yana olan tüm kurum ve kuruluşlar bu demokratik eylemselliğe gerekli duyarlılığı göstererek destek sunmalıdır.”

Eğitimi ret haktır
Anadilde eğitim ve savunma hakkına ilişkin ise, “Anadilde eğitim talebine karşı Kürtçe anadilde eğitim ve savunma hakkına karşı gösterilen aşağılayıcı ve asimilasyonist kültürel soykırımcı direnç, gayrı insanidir. Kürtçe anadilde eğitimi kabul etmeyen eğitim sistemini halkımızın da reddetme hakkına sahip olduğu açıktır. Anadilde eğitimin kabul ettirilmesine dönük bu kararlaşmaları ve demokratik tepkileri destekliyor ve ilgili kamuoyunu bu konuda hassasiyet göstermeye davet ediyoruz. Bu noktada Daimi Meclisimiz de çalışmalarını yoğunlaştırmaya karar vermiştir” denildi.

Bir dizi konferans ve çalıştay

“Kürt sorununun çözümü sürecine girdiğimiz final döneminde, Kürt halkının ulusal birliğini sağlamak bir gereklilik değil zorunluluktur” denilen açıklamada, Ulusal Konferans için çalışmaların yoğunlaştırılacağı belirtildi. DTK, farklı etnik, inanç ve kültürel kimliklerin sorunlarını tartışmak ve çözüm üretmek amacıyla da Alevi Konferansı ve Ezidi Konferansı yapacağını duyurdu. DTK, 30 Eylül’de Diyarbakır Cezaevi’nin müze olması talebiyle düzenlenecek olan mitingi desekleyeceğini belirtti. Ayrıca 13 Ekim’de Amed’de Kadın ve Sağlık Çalıştayı’nın, 21-22 Ekim’de Van’da Kent ve Sağlık Çalıştayı’nın düzenleneceğini açıkladı. Daimi Meclis, Demokratik Özerklik panellerinin Kasım ayında da devam ettirilmesine karar verdi.