Son günlerde Kürdistan’ın bulunduğu coğrafya üzerinden müthiş hızlı bir diplomatik trafik ve diplomatik gerginlik yaşanıyor. Irak’ın dün Türk uçaklarına hava sahasını kapatması bu gerilimin şimdilik top noktası. Son yazılarımdan ikisinin bu trafikle yakından ilişkisi var.

Bir yazımda, KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın Güney Kürdistan hükümetinin Türkiye ile yaptığı ve yapacağı enerji anlaşmalarında Güney hükümetine yaptığı haklı bir uyarı ve ikaz üzerine Türk medyasında yazılanları eleştirmiştim.
İkinci yazımda ise sembollerden yola çıkarak 16 Kasım’da Amed’de yapılan tarihi(!) düğün törenini analiz yapıp sorgulamaya çalışmıştım. Kimlerin düğünü? Kimler evleniyor diye?
Müsamere gibi düğünün analizini yaparken doğrusu bütün bunlara ne gerek var? Niye böyle bir düğün? Davulu!, zurnası!, tanıkları belirgin olan ancak gelin ve damadın flu olduğu bu tören ile ilgili sorularının yanıtını bulmaya çalışmıştım. Hemen bulamadığım için de yanıtlarını zamana bırakmıştım. Çok geçmedi, iki haftalık bir süre, son gelişmeler sorularıma yanıt verdi.
Meğerse Amed’deki damatsız ve gelinsiz tarihi(!) törenin, gelini damadı kısacası perde arkasında alınıp satılanı ve flu olan Kürdistan’ın petrolü imiş. (Bu arada olan bizim Şivan’a oldu. O da benim gibi anlamamış nelerin olup bittiğini… Mesud Barzani’nin Şivan’a bir özür borcu olsa gerek.)
Alım-satım işleminin imzaları tören yapılmadan önce atılmış bile. Hem de gizlice. Bugünkü Irak-TC krizinin, uçuş yasağının nedeni, ABD-TC geriliminin nedeni de işte bu açığa çıkan gizli anlaşmalar.
KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın zamanında yaptığı ikaz, görünen o ki karşılığını bulmamış. “Sürece katkı“ diye sunulan düğün töreninde Kürt Özgürlük Hareketinin bileşenlerinin yokluğu bu itirazdan olsa gerek.
Kürdistan doğal kaynaklarının gizlice alınıp satılmasına karşı olmak her Kürdün hakkıdır. Ne Hewler Barzani’nindir, ne de Amed KCK’nindir. Kürdistan bir bütündür. Kürdistan’ın doğal kaynakları Kürt halkınındır. Kürdistan doğal kaynaklarının halka dönüşmünün teminatı, içinde bulunduğumuz süreçte KDP, YNK, HPG, PKK ve Goran hareketidir. Bu süreçte Kürdistan bütününden ve halktan yana olan gelecekte de kazanan olacaktır.
Yüzyıllık köleliğimiz ve acılarımızın temel nedeni olan zenginliklerimizdir. Petroldur… Doğal gazdır… Onları gizlice pazarlamak...gizlice satmak… gizlice imzalar atmak... Aslında kaderimizi satmak gibi bir şeydir… Kaderimizi pazarlamak gibi bir şeydir…
Siz bu olup bitene nasıl bir sıfat yakıştırırsınız?.. Bana göre kısaca ve en edepli tanımı ile politik correct bir davranış değil derim. Daha fazla söynecek olanları da kendime saklıyarak…
Bu arada BDP’nin, bu düğün müsameresi çerçevesinde takındığı tavır, özellikle de BDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın itirazlarını dile getirirken ki üslubu ve düzeyi umarım, sanal dünyada sabahtan akşama kadar Barzani ve Şivan’a küfredenler için bir şeyler ifade eder. Örnek bir davranış olur... Yoksa nasıl birlik olacağız. Nasıl birlikte zenginliklerimize sahip çıkacağız…
Kürtlerin kendi aralarındaki dil, üslup ve davranış biçimi başka bir yazı konusu. Ancak Neçirvan Barzani’nin BDP Genel Merkezini ziyareti doğrusu çok anlamlı… Amed’deki törenin bir özürü mü idi?.. Yoksa yapılan gizli anlaşmaların bir izahı mıydı?..
Çok geçmeden bunun da yanıtını buluruz.
***
Değerli dostum, arkadaşım sevgili Hasret Birsel’in kız kardeşi Ceyda Zengin (Zeryan Umud) 2010 yılında Kandil’de bir kaza sonucu hayatını kaybettiğini öğrendim. Kardeş acısı nedir anlatılmaz, anlatılamaz. Kelimeler de yetmez. Hani derler ya göz yaşının rengi yoktur diye... Oysa kardeş acısı yaşayanlar, bu gözyaşının ne renk olduğunu iyi bilirler... Ve bu acının  ortaklaştırılamadığını da bilirlerler... Hasret’e, Zeryan’ın bütün sevenlerine, halkımıza ve ailesine sabır diliyorum.
Zeryan ve Zeryanlar hepimizin kardeşidir…