18. İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali dünyanın pek çok ülkesinden oyunların sahnelenmesi ile devam ediyor. 10 Mayıs’ta başlayan ve 5 Haziran tarihine kadar sürecek olan festival, tiyatro severlere zengin ve renkli bir program sunuyor. Festival, yurt dışından 5, Türkiye’den 40’a yakın tiyatro ve dans topluluğunun gösterilerini izleyicilerle buluşturmaya devam ediyor. „Özgürlükler - Sorgulamalar“ teması altında gerçekleştirilen festivalde yaşanan ilklerinden biri de, Kürtçe bir oyunun katılıyor olması. Amed Büyükşehir Belediyesi bünyesinde oyunlarını sergileyen Seyyar Sahne, „Antigone“ oyununu Kürtçe olarak tiyatro severlerle buluşturmaya hazırlanıyor. 25 ve 26 Mayıs’ta Haldun Taner Sahnesi’nde izlenebilecek olan oyunun yönetmen ve oyuncuları hem oyunun içeriğine hem de uluslararası bir festivalde sahnelenecek olmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yönetmen Celal Mordeniz, Antigone’nin hikayesinin dünya üzerinde en çok da Kürt coğrafyası üzerinde anlam bulmakta olduğunu belirtti.

Oyun Kürdistan’ı anlatıyor
Antigone’nin durumu ile bugün Kürt analarının trajedisinin benzerliğine değinen Mordeniz, oyunu tercih etme nedenlerinden birinin de bu benzerlik olduğunu kaydediyor. 2500 yıllık önceki bir metinle, acılar üzerinden bağ kurmanın önemine değinen Mordeniz, şunları belirtiyor: „Açık ve net göndermeleri olan bir oyun için ayrı bir uyarlama yapmadık. Zaten oyunun kendisi direk bu coğrafyayı anlatıyor. Seyirciye bu acıyı hissettirecek, hatırlatacak semboller kullanmadık. Zaten izleyicinin oyunu seyretmeye başladıktan hemen sonra zihninde var olan bağlantıyı bir kez daha göstermek istemedik.“

En eski sivil itaatsizlik eylemlerinden
Antigone’nin tavrının insan tarihinin en eski sivil itaatsizlik eylemlerinden biri olarak da görülebileceğini ifade eden Mordeniz, iktidara karşı, iktidarın silahlarıyla değil, kardeşinin mezarını gömmek için her gece cenazenin üzerine attığı bir avuç toprakla karşı geldiğini belirtiyor. Bu eylemin Antigone’nin kararlılığı ile birlikte iktidarın sonunu getirdiğinin altını çizen Mordeniz, „Bu davranış günümüzde iktidarın yapısına ve direnişin modellerine dair de çok şey anlatıyor“ diyor.

Kadının direnişi çileden çıkarır

Oyunda iktidarı sembolize eden Kreon’un, bugünkü iktidarla da benzer yönlerinin olduğunu vurgulayan Mordeniz, Kreon’un tutumuna ilişkin şunları kaydediyor: „Kreon’un sertleşmesinin en önemli nedenlerinden biri iktidarda tek başına olması. Kendisine karşı çıkılması onu çileden çıkartıyor. Bir de ona karşı çıkan kadın olunca tümden kontrolünü yitiriyor. Nasıl olur da insan yerine bile koymadığı bir kadın ona direnir ve iktidarını sarsar diye düşünüyor. Aynı zamanda kendini yasayla eşitlemesi ve insanı anlamaması da onu çöküşe götürüyor. Bütün bunlar bugünkü iktidarla benzerlikler taşıyor. İktidar-direniş-yasa-vicdan arasındaki gerilimi bu kadar saf bir halde tartışan bir eser tiyatro ve edebiyat tarihinde yoktur.“

Festival açısından kazanım
Mordeniz, Kürtçe sahnelenen bir oyunun ilk defa İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali’nde izlenebilecek olması festival açısından önemli bir kazanım olduğunu söyledi. Daha önceki yıllarda festivalin, hemen yanı başında bulunan bir coğrafyada yıllardır kendi dilinde temsiller çıkaran bir halkın tiyatrosunu görmediğini belirten Mordeniz, Antigone’nin sahnelenecek olmasının Kürtçe eserlere karşı üstü örtük dışlayıcı tavrın aşılması anlamında önemli bir adım olabileceğini ifade etti. Mordeniz, Kürtler açısından sembolik değeri çok yüksek olan bir çalışmanın festivalde yer almasının da ayrı bir mutluluk kaynağı olduğunu söyledi.

Ezen-ezilen karakterlerinde başarılıyız
Oyunda Kreon’u canlandıran oyunculardan M. Emin Yalçınkaya, 23 yıldır Amed’de tiyatro yaptığını, bu yıllarda Kürdistan’da çok büyük trajedilere şahit olduğunu ifade ediyor. Antigone’nin de bu trajedinin bir bölümünü anlatmada önemli bir metin olduğunu kaydeden Yalçınkaya, oyundaki karakterleri canlandırmada daha başarılı olmalarını şu şekilde açıklıyor: „Bazı sahnelerde oyuncu arkadaşlarda ve kendimde şunu görüyorum. Ezen-ezilen ilişkisinin olduğu karakterleri oynarken çok daha başarılı oluyoruz. Bunun gerçekten bu coğrafyada yaşıyor olmaktan kaynaklandığını düşünüyorum.“

‘Kendi ekolümüzü yaratmalıyız’

Antigone’nin 2500 yıl önce yaşanmış bir acıda kendimizi görebilmenin önemli tarihsel aktarım olduğunu kaydeden Yalçınkaya, Kürt sanatçılarının da Mezopotamya mitolojisinden beslenmiş, karakterlerin Kürdî duruşu olan bir ekol yaratması gerektiğini belirtti. Yalçınkaya, Kürt sanatçıları olarak bugün neden tarihi bir misyona sahip olduklarını şu şekilde ifade etti: „Elimizden zorla alınmış bir dili, ölüme mahkum edilmiş bir dili tekrar yaşatmak gibi tarihsel bir misyonumuz var. Sadece tiyatrocular değil bütün sanatçılar olarak. Bütün sanat alanlarında dilimizin zenginliğini ciddi bir şekilde göstermeliyiz.“ Oyunda Antigone’yi canlandıran oyunculardan Rezzan Kaya ise, ‘Antigone’nin bugün de Kürdistan’da süren savaşın ortaya çıkardığı acıları gösterme anlamında başarılı bir temsil olduğunu belirtti.

Antigone’nin hikayesi
Antigone, Oidipus’un Iokaste’den doğan kızıdır. Oidipus’un ölümünden sonra oğulları Eteokles ve Polyneikes arasında taht yüzünden savaş çıkar. İki kardeş savaşırken ölür. Kreon (Antigone’nin dayısı) Eteokles’in yurdunu savunurken ölen bir kahraman olarak gömülmesini, yurduna saldıran Polyneikes’in ise mezarsız kalarak onursuz bir şekilde kurda kuşa yem olmasını ve buna karşı gelenlerin de ölümle cezalandırılmasını ister. İşte bu istekle birlikte Antigone’nin trajedisi başlar. Antigone, Kreon’un bu isteğine karşı gelir ve direnişe geçer. Sonunda ölüm olduğunu bilmesine rağmen kardeşini gömer ve bunun suç değil bir görev olduğunu söyler.

ÖNDER ELALDI