
Fakat dünyayı değiştirmek için bir gün yeterli mi?
Muhtemelen değil, fakat diğer yandan 1 Kasım’da ilk kez Kürtlerin desteklenmesi amacıyla dünya çapında eş zamanlı olarak kitlesel gösteriler gerçekleştirildi. Bu küresel birleşik duruş, dünyanın DAİŞ ve onunla ilişkili tüm karanlık güçlerle mücadele etmesi ve özgürlük ile insan onurunu desteklemesi gerektiği yönünde güçlü mesajlar verdi. Tüm bu insanların her birinin katkısı sadece Kobanê, Kürtler ve Rojava ile dayanışma eylemi değildir; daha da ziyade bu demokrasi, insanlık ve eşitlik için küresel işbirliğinin tarihi bir eylemidir. Ben tüm bu insanların göstermiş olduğu dayanışmanın gelecekte daha da güçleneceğine ve Kürt Savunma Birlikleri’nin (YPG ile YPJ’yi kastediyor) devam eden desteğimize ihtiyacı olduğundan, güçlenmesi gerektiğine gerçekten inanıyorum.
Peki ne değişti?
Kobanê’yi desteklemek üzere gerçekleşen bu kitlesel seferberlik, umudun birçok kavramını canlandırdı. Bu konuda, umudu, tarihsel somutlaşmanın olabilmesi için uygulamada sabitlenmesi, çelikleşmesi gereken ontolojik bir ihtiyaç olarak tanımlayan Paulo Freire’yi işaret ediyorum. Umut olmadan, bizler çaresizizdir ve değişimi yaratacak mücadeleye başlayamayız. Eğer bu doğruysa Küresel Eylem Günü, insanlar inandıkları bir amaç için harekete geçtiklerinde ve bunun için mücadele etmeye istekli olduğunu gosterdiğinde kaçınılmaz sonucu yani değişim sürecini başlatmıştır. Bu günde atılan sloganlardan biri: Kobanê yalnız değildir- hepimiz Kobanê’yiz! Eğer gerçekten inandığımız buysa, hiçbir şey süreci durduramaz. Bir örnek verecek olursak; Türk hükümeti mitinglere müdahaleye çalıştı fakat göstericiler provokasyona izin vermedi.
PKK yasağı
Uluslararası kuruluşlar, siyasi gelişmeleri yakından izliyorlar. Ortadoğu’daki son gelişmelerin onları, Kürtlere yönelik mevcut siyasetlerini ve Kürtlerle olan ilişkilerini yeniden gözden geçirmeye zorlayacağını düşünüyorum. Bunun, elbette ki uzun süredir Ortadoğu’da ABD ve AB’nin demokratik gerekçesi olan Türkiye ile olan ilişkileri açısından etkileri, sonuçları var. Bununla birlikte, dünya son aylarda, acınası argümanlar ve pasif bir şekilde bir kol uzunluğundaki kendi sınırlarında gerçekleşen bir soykırımı izleyen kötü bahanelerle dolu düşman bir Türkiye’ye tanıklık etti.
Onlar kördü fakat şimdi görebiliyorlar...
DAİŞ, Irak ve Güney Kürdistan’a saldırdığında; Şengal’de Êzîdîleri katlettiğinde ve onların kızlarını ve genç kadınlarını kaçırdığında; mülteci kampı Maxmur boşaltıldığında, yüzbinlerce Êzîdînin imdadına yetişen ABD ordusunun yanında PKK’ydi. PKK ayrıca Kobanê’de Kürt Savunma Birlikleri’yle omuz omuza savaştı. Onların DAİŞ’in karşısındaki gücü, ideolojik düşüncede güçlü bir inanç ve tutuklu PKK lideri Abdullah Öcalan’ın projeleridir.
DAİŞ’in yarattığı tahribat ve Kürtlerin mevzideki cesur direnci, açıkcası dünya çapında birçok hükümet ve siyasi kurumun gözlerini açtı. ABD ve Avrupa’nın gerçekleri görmediğini ya da anlamadığını hayal etmek bile imkansız. Bugün gerçekte Kürtler, YPG, YPJ, PKK ve son zamanlarda peşmerge DAİŞ cinayet çetesine karşı savaşıyor. DAİŞ insanlık için bir tehdittir ve uluslararası koalisyonun düşmanı olarak kabul edilmektedir. Ancak, bu -silahın gücüne ek olarak- politik eylemi varsayar. Bir taktik siyasi hamle, PKK’yi ABD ve AB’nin ‘terörist listesi’nden çıkaracaktır.
PKK’nin gücü kanıtlandı
PKK, DAİŞ’e karşı mücadelede son derece örgütlü, en büyük ve en güçlü hareket olduğunu kanıtlamıştır. Ben, ABD ve AB’nin mevcut durumda Türkiye’nin tutumunun bir gecede değişmeyeceğini farkettikleri ve bu nedenle -PKK gibi- yeni partnerler arayışında oldukları kanısındayım. Bu, PKK’nin ‘terör listesi’nden çıkarılacağı ve ABD, AB ve uluslararası toplum tarafından meşru siyasi bir aktör ve müttefik olarak kabul edileceğini öngörür.
Irak, Güney Kürdistan ve şimdi de Rojava ve Kobanê’deki durum, Ortadoğu’da istikrar, demokrasi ve barış içinde bir arada varlığını sürdürmenin güvence altına alınması sözkonusu olduğunda, Kürt hareketi, PKK ve Kürdistan’ın stratejik bir konumda olduğunu açık bir şekilde göstermiştir.
Durum ne kadar da korkunç. İyi olan 1 Kasım’da Kürtler Kobanê’ye destek amaçlı Kürdistan’ın her yerinde ortak bir duruş sergilediler. Kürtler, dünyaya -devletlerin sınırları arasında bölünmüş olsalar bile- birbirleri için ayağa kalkmaya hazır ve istekli bir halk olduklarını gösterdiler.
Kürt Savunma Birlikleri’nin Kobanê’deki direnişi, 1 Kasım küresel eylem çağrısı ve PKK’nin politikası, diplomatik çevreler ve siyasi işbirliği için yeni kapılar açacaktır. Bununla birlikte, Kürtlerin dostlarının desteğine hala ihtiyaç duyulmaktadır. 1 Kasım birçok dostun olduğunu göstermiştir.
Kariane Westrheim*/ Çeviren: Suna Alan
* Dünya Kobanê Günü ilan edilen 1 Kasım’da “İnsanlık ve Kobanê için DAİŞ’e Karşı Dünya Yürüyor” sloganıyla küresel çapta düzenlenen eylemlerin çağrısını yapan Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu’nun Başkanı, insan hakları avukatı ve Bergen Üniversitesi’nde Doçent.