düşündüklerinin hepsini söylemez
fakat söylediklerini düşünür öyle söyler.”
Voltaire
Bir bakıma olması gereken oluyor Türkiye’de, aslında çok önce olması gereken tepkiler şimdi anlam buldu. Fakat insanın aklına gelen soru şu: Neden AKP ‘demokratik’ söylemlerini güncelleştirdiği anda böylesi bir çalkantıyla karşı karşıya kaldı? Ya da neden kaldık?
Herkesin dilinde bu sorular... Birçok cevapları var; kimi çok basit, kimi güncel, kimi özel... Ve en önemlisi ise Kürt Sorununa dair dillenendir. Şüphesiz tüm sorunların anası Kürt Sorunudur; o yüzden en önemlisidir...
***
Yıllardır demokrasi söylemi ki demokrasi tek başına yetmiyor ‘İleri Demokrasi’ muhafazakar kimlikle süslenince anlaşılmaz bir durum ortaya çıkmış oluyor. Bu durum oldukça korkunç... Bir kaos aslında. Tüm kavramlar AKP ile alt üst olmuş durumdadır. Her telden çalıyor... Kulağa hoş gelen şeyleri, bir reklam kampanyası edasında hesaplayarak bir şirket gibi çalışıyor. Öte yandan ilginç biçimde, herkese faşist bile diyebiliyor... Franasızların dediği gibi ‘bu ne kilo bayım!’
Her şey değişirken, yeni nesiller de değişiyor. -Yaşam biçimleri algıda modern bir fark yaratmış durumda.- İletişimin yaygınlığı dünyanın ne kadar küçük olduğunun da kanıtı gibidir. Görmek, okumak, izlemek etkileşimin temel araçlarındandır. Her şey açık seçik ceryan ediyor. Tam da burada rahatsız olmanın ip uçları devreye giriyor.
***
Zamanla, bireysel yaşama müdahale toplumsal bir etkinin doğmasına sebebiyet verir. Hem demokrasi diyeceksin, hem de insanların nasıl yaşaması gerektiğini dizayn edeceksin; insanlar bu olmaz dediler ve kıyamet koptu. Her şeye rağmen güzel de oldu.
***
Gençler tepkilerini haykırırken güzelleşiyorlar. Güzellik tarifi olan bir şeydir, hemen fark edilir ve o fark dahil olmamızı gerektirir. Çünkü güzellik çekicidir ve seni içine alır. Sev beni der ve sen o güzelliğin parçası olmak istersin. Demek ki gericiliğe isyan bir güzelliktir.
***
Güzelin karşıtı olan şey nedir peki? Çirkin! Peki kim çirkin? İktidar! Neden çirkin? Çünkü gericidir. Sorularımızı çoğaltabiliriz: çirkin olan, gerici olan ‘ileri demokrasi’, özgürlük, hoşgörü, anlayış, empati, anlama gereksimi duyabilir mi? Duymaz, çünkü durduğu yer iktidarın nimetleridir. O nimet ki onu zafer sarhoşluğunda savunmaya almıştır. Bu öyle bir savunma ki öc alır gibi ötekileri yok sayıyor ve acımasızca eziyor. İktidarı elinde tutmanın hesapları tarihsel dışlanmışlığın da yarattığı piskoloji ile elinde tutmaya yemin ediyor... Tutmaya çalıştıkça da ötekiler rahatsız oluyor. Ve her rahatsızlık bir gün toplumsallaşır. Bu algıdır ki iktidar nicel konumunu devreye sokarak güç olduğunu hatırlatmak zorunda kalıyor. Hiç hesapsız içte ve dışta kendine düşmanlar yaratıyor. Şimdi herkes düşman. Bu yüzdendir ki acımasızlığın dozunu yükseltiyor...
***
İktidarda kalır mı sorusu var bir de! Eğer birazık demokrasi kültürü gelişmişse kalmaz, kalamaz... Düşünün Fransa’da gençler ayaklandığında Sarkozy gitmişti. Yunanistan’da gençler ayaklandığında hükümet gitmişti. Yani tepkilerin yarattığı demokrasi kültürü iktidarın gitmesine yardımcı olacaktır. Gitmelidir de çünkü on yılda yapamadığını bundan sonra da yapamayacaktır. Bu bilinçle sokakları anlamlandırmak doğrunun kazanmasına katkı olacaktır.
En önemlisi ise uyanan insanların, Kürtlerin başlatmış olduğu ve sürdürdüğü demokratikleşme mücadelesi ile başarıya ulaşmasına inanmasıdır. Türkiye’nin en temel sorunu olan bu sorun karşısındaki duruşla, Gezi mücadelesi daha da başarıya ulaşacaktır. Aksi taktirde kazanan iktidarın şirketi olacaktır.
***
Gericiliğe karşı her türlü duruş önemlidir fakat en önemlisi nerde durduğumuzdur. Bu duyarlılıkla ancak özgürlüğü taşlandırabiliriz. Yanı başımızda yıllardır direnerek güzelleşen bir halk var ve o halk barış diyor ve birileri o barışı körertmek istiyor. Ki biliyoruz kim olduğunu; işte bu bilinçle o güzeliğe dahil olmak bir kez daha özgürlüğe durduğumuz yer olacaktır.
Durup durup yeniden düşünmek