
Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da, Helin Kadın Vakfı ile Hollanda Kürt Dernekleri Federasyonu (FED-KOM) tarafından ‘Suriye-Batı Kürdistan’ konulu seminer düzenlendi. PYD Eşbaşkanı Salih Muslim, Evanjelik Yayın kuruluşu EO radyo muhabiri Matthea Vrij ile Hollanda Yayın Kuruluşu (NOS) Türkiye muhabiri Bram Vermeulen konuşmacı olarak katıldı.
Seminerde ilk olarak EO radyo muhabiri Matthea Vrij, 6 ay önce gittiği Batı Kürdistan’da edindiği izlenimleri aktardı. İzlenimlerine Güney Kürdistan’da, Batı Kürdistanlı mültecilerin kaldığı Domiz Mülteci Kampı ile başlayan Vrij, göç eden ailelerin zor koşullarda yaşadığını söyledi. Rojava'da kurulan Halk Evleri'nin yeni bir sisteme temel oluşturduğunu belirten Vrij, tüm hizmetlerin Kürtçe yapıldığını vurgulayarak, bunun bölge açısından yeni bir olgu olduğunu kaydetti.
Türkiye kazanç peşinde
NOS Türkiye muhabiri Bram Vermeulen, yaptığı haber programları görüntüleri eşliğinde Kuzey, Güney ve Batı Kürdistan’da edindiği izlenimleri aktardı. Ardından Vermeulen, Roboskî katliamına ilişkin yapmış olduğu bir programdan bazı bölümleri gösterdi.
Suriye’de savaş nedeniyle büyük ticari zarara uğrayan Türkiye’nin Güney Kürdistan’da petrol anlaşması ve inşaat sektörü ile büyük kazanç elde ettiğini belirten Vermeulen, Türkiye’nin bölgesel güç olma emelleri olduğuna dikkat çekti. Bram Vermeulen konuşmasında Öcalan’ın mesajı ile bir çıkış yapıldığını da ifade ederek, bunun devamını sağlamak için Türkiye’nin yeni anayasa ve Terörle Mücadele Kanunu’nda değişiklik gibi adımlar atması gerektiğini kaydetti.
Muslim: Kürtler hazırlıklı
PYD Eşbaşkanı Salih Muslim konuşmasına bölgede son 3 yıldır yaşanan değişimle başladı. Bölgede yaşananların birçok kesim tarafından ‘Arap Baharı’ olarak tanımlandığını belirten Muslim, Kürtlerin ise bunu ‘Halkların Baharı’ olarak tanımladığını, bölgede değişimin artık kaçınılmaz olduğunu kaydetti.
Kürdistan’ın bölündüğü birinci dünya savaşından ikinci dünya savaşına kadar Kürtlerin örgütsüz olduğunu bunun için haklarını elde edemediğini anımsatan Muslim, “Ama bu kez biz Kürtler hazırlıklıydık, kendimizi örgütledik. Biz demokratik haklarımızı istiyoruz. Bunları da alacağız” dedi.
Muslim, PYD olarak halk hareketine başından itibaren katıldıklarını söyleyerek, mevcut çatışmanın özgürlük, demokrasi mücadelesi olmadığını savundu. Muslim, “Biz demokrasi ve özgürlük istiyoruz. Kimse halkın sesini dinlemiyor. Çatışmalar tamamen iktidar çatışmasına dönüşmüş durumda” dedi. Suriye’de devrim sürecinin başlamasıyla birlikte örgütlemelerini geliştirerek, TEV-DEM’in gelişimine öncülük ettiklerini anımsatan Muslim, savaşın Rojava’da yayılmasının önüne geçtiklerini kaydetti.
'Doğal demokratik toplumuz'
Muslim, mevcut durumda 3.5 milyon Kürdün kendi kendini yönettiğini vurgulayarak, Qamişlo ve Hesekê’de ise ikili bir durum yaşandığını, buralarda Arap halkı ile anlaşarak rejim güçlerini çıkarmak istediklerini ancak Arapların buna henüz hazır olmadığını dile getirdi.
Rojava’ya farklı topluluklardan yarım milyondan fazla insanın göç ettiğini belirten Muslim, farklı topluluklarla bir arada yaşama ve onları korumaya yabancı olmadıklarını kaydederek, “Biz doğal demokratik bir toplumuz. Çünkü bizde Alevi, Ezidi inanç toplulukları var. Asuriler var, Ermeniler var. Birlikte yaşıyoruz. Biz doğal demokratik toplum gerçeğini savunuyoruz. Aynı zamanda Ortadoğu’da örneğiz. Demokratik Özerklik sistemini savunuyoruz. Bunu hayata geçirmeye çalışıyoruz” dedi.
Dış güçler duyarsız
Savaş sonucu yaşanan iç göç nedeniyle büyük sıkıntılar yaşadıklarını belirten Muslim, AB’den hiçbir yardım almadıklarını, yardımların kendilerine Kürdistan’ın diğer parçaları ile Avrupa’daki Kürtler tarafından gönderildiğini söyledi. Muslim, “AB yardım ediyor. Ancak bize hiçbir yardımda bulunmuyorlar. Bunun nedenini sorduğumuzda ‘orda çatışma yok’ diyorlar. Yani yardım almamız için ilk önce bir birimizi öldürmemiz gerekiyor” şeklinde tepki gösterdi.
Mevcut durumda iki temel sorunla karşı karşıya olduklarını kaydeden Muslim, bunları, Kürtlerin hiçbir haklarına saygılı olmayan Selefistler ile Kürt fobisi olan Türkiye olarak sıraladı. Muslim, “Türkiye’nin Kürt fobisi var. Rejimin böyle bir zihniyeti var. Bizim Türk halkıyla hiçbir sorunumuz yok. PKK ile görüşüyorlar. Belki bu fobi sona erer. Ama şimdi bize saldıran radikal dinci grupları destekliyorlar” dedi.
'Tek çözüm siyasi çözümdür'
Suriye’de sorunlara yanıt olacak tek yöntemin diyalog ve siyasi çözüm olduğunu belirten Muslim, dışardan her türlü askeri müdahaleye karşı olduklarını söyledi. Muslim, “Suriye’de tek çözüm siyasi çözümdür. Siyasi çözüm olursa Esad 6 ay veya 1 yıl içinde gider. Gitmeyi kabul eder” diye belirtti. Kürtler olarak geleceklerini nerede gördüklerine ilişkin bir soru üzerine Muslim, “Sonuçta Suriye’de demokratik bir ülke kurulacaktır. Ve bizde bunun bir parçası olacağız. Biz şimdi, tüm Suriye halkları bunun ağır bedelini ödüyoruz” dedi.
Rejimle hiçbir ilişkimiz olmadı
Seminer ardından ANF'nin sorularını yanıtlayan PYD Eşbaşkanı Salih Muslim, Türkiye'nin kendileriyle ilişkilenmek için öne sürdüğü 'Rejim yanında yer almayacak' şartının anlamsız ve anti-propaganda amaçlı olduğunu belirtti. Rejimin Kürtlere yönelik saldırılarına dikkat çeken Muslim, şöyle yanıt verdi: "Biz olduğumuz gibiyiz. Bizimle ilişki kurmak istiyorlarsa, buna varız. Rejimle hiçbir zaman ilişkimiz olmadı. Her zaman rejimle çatışmalı, kavgalıydık. Ve son durumda bu zaten görünüyor, bir deyim ile ‘görünen köy kavuz istemez’. Biz rejime karşı savaşıyoruz." Rojava'daki Kürtlerin mücadelesi için dile getirilen 'Oldu bittiye getirildi, fiili durum yaratıldı'' biçimindeki söylemlere de tepki gösteren Muslim, Rojava'daki Kürtler açısından bir fiili durumun sözkonusu olmadığının altını çizdi.
Türkiye ile ilişki kurmak için bir önkoşullarının olmadığını sözlerine ekleyen Müslim, "Bizim hiçbir koşulumuz yok. Düşman olacaksak tanısın kiminle düşmanlık yaptığını, dost olacaksak bilsin kiminle dostluk yapacağını. Onun için biz diyoruz, biz diyaloga varız. Ne zaman isterse koşulsuz biz varız, oturabiliriz. Bizim hiçbir zaman kendimizden kuşkumuz yok" şeklinde konuştu.
ANF/AMSTERDAM