
Elimde Ayhan Güngör’ün yayınladığı “12 Eylül Düşten Kabusa” adlı kitabı var. Bir çırpıda okudum. Şiirsel ve otobiyografi niteliğinde sömürge Kürdistan’da yoksulluklar içinde geçen çocukluğunu yazmış. Solhan’dan başlayarak okul yıllarını, Kürdistan davası için mücadele yıllarını ve tutuklanınca yaşadığı ağır işkenceleri, zindan günlerini edebi bir dille kaleme almış. Hiç kuşkusuz eser anı ya da otobiyografi olsa da edebi bir dil onu hem daha değerli kılmış hem de kalıcılaştırmış.
“Belleğinizdeki olaylar, zamanlar ve mekanlar birbirine karışır. Sınırlar belirsizleşmeye yüz tutar ama acılarınız diri kalır. Her hatırladığınızda canınız yeniden yanar, yaralarınız bir türlü kabuk bağlamaz. Üzerinden bin yıl geçse bile sıcaklığını korur. Sesler, çığlıklar senden bir parça olur. Bilincinde, usunda büyükçe bir yer tutar. Ömür boyu kabusların, korkuların seninledir, o anafordan çıkamazsın, kurtulamazsın. Kaçış, kurtuluş yoktur. Acılar artık senden bir parçadır. Dünyanın öteki ucuna gitsen de seninledir. Ayrıntılar zamanın sert dalgaları karşısında aşınır, eskir, zayıflar ve güçten düşer. Esas kaybolmaz, esas gelişir. Her hal ve şart altında kendini korur. Esas işkenceyse eğer; hatırlarsan, unutmazsan ve ardını bırakmazsan, üzerine gidersen ayakta kalırsın yoksa buhar olursun, tuz buz olursun”
12 Eylül faşist darbe ülkeyi bir zindana çevirse de Diyarbakır zindanında yaşanan insanlık dışı uygulamalar ve bu uygulamalara karşı direnişler, Diyarbakır zindanını darbe yıllarının bir simgesi haline getirdi. Mazlum, Kemal ve Hayri’lerin direnişi, Dörtlerin kendini yakma eylemi ve direnişler silsilesi dışarıya yansıyarak 15 Ağustos atılımıyla buluşup Kürdistan devrim savaşına dönüştü ve faşist darbeye de en devrimci yanıt oldu. Fakat ne yazık ki şoven tutumlar bu direnişe Türkiye cephesinden destek sunmayı engelledi. Kürdistan devrim mücadelesi öz gücüyle bu günlere gelmeyi başardı.
12 Eylül sıradan bir faşist darbe değildi Türkiye’yi ve Kürdistanı zifiri karanlığa boğan, asla onarılmayacak dramlara yol açan yılların adıdır. Faşist darbenin üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen hala güncelliğini koruyor. 12 Eylül hukuku hala geçerlidir ve o dönemin anayasası hala yürürlüktedir. Bu Anayasa darbecilerin yargılanmasını engellemiştir. Benzer darbelerin yaşandığı Şili, Arjantin gibi ülkelerde yargılama yapıldı ancak Türkiye’de yapılmadı ve yaptırılmıyor.
AKP yargı, güvenlik, istihbarat ve kozmik odalara kadar devletin tüm kurumlarını ele geçirmiş ve karşı darbe girişimi içinde bulunanları yargılıyor ancak darbe yapanları ise korudu, koruyor. Bu anlamda 12 Eylül faşist darbesini yaparak büyük insanlık suçlarını işleyenler yargılanmadı ve AKP bunun nedenini izah edemedi. Dahası darbecilerin Kürdistan’daki ve ideolojik yapılanması ve uygulamaları hala geçerlidir.
AYDIN DERE