• QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî, "Kota değil, ortaklık temelinde güçlerimizi ve kurumlarımızı devletin tüm güçlerine ve kurumlarına entegre etmeye hazırız” dedi.

QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî, hiçbir ayrım gözetmeksizin eşitlik temelinde Suriye’nin toprak bütünlüğü ve tüm halk bileşenlerinin birliğinden yana olduklarını söyledi. ABD ile QSD, HTŞ ve Türkiye; Türkiye ile HTŞ ve QSD ile HTŞ arasında paralel görüşmeler sürüyor.

QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî, Suriye’yi bölüp parçalamak istedikleri yönündeki suçlamalara yanıt verdi. ANHA'ya konuşan Ebdî, tüm Suriyelilerin eşitliği temelinde hiçbir ayrım gözetmeksizin haklarının ve rollerinin verilmesinden, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve tüm halk bileşenlerinin birliğinden yana olduklarını söyledi. Şam hükümetini desteklediklerini açıkladıklarını hatırlatan Ebdî, bir parçası olacakları Suriye devlet yönetiminin tüm ülkeye yayılmasını de memnuniyetle karşıladıklarını kaydetti. Ebdî, şunun altını çizdi: "Biz Suriyeliler olarak kota değil, ortaklık temelinde güçlerimizi ve kurumlarımızı devletin tüm güçlerine ve kurumlarına entegre etmeye hazırız.”

Adil paylaşım olacaksa

Suriye’nin yer altı zenginliklerinin tüm Suriyelilere ait olduğunu belirten QSD Genel Komutanı, şunu vurguladı: “Bu zenginlikleri, Suriye halklarının istikrar ve refahını sağlayacak şekilde adil olarak paylaşılması için Şam hükümetinin denetimine vermeye hazırız.” 

Yol haritası ihtiyacı

QSD Genel Komutanı, bu konuları hayata geçirmek için Şam’daki yönetim ile üzerinde anlaşacakları bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu; böylece hızlı bir şekilde hayata geçirebileceklerini söyledi. 

Askeri komite önerisi

QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî, El Arabiya televizyonundaki söyleşisinde de HTŞ liderinin, askeri gruplarla yaptığı toplantının sonuçlarının kendileri için bağlayıcı olmadığını, Ahmed eş-Şara ile görüşmesinin ise olumlu geçtiğini tekrarladı. Ebdî, QSD'nin entegrasyonu için ortak bir askeri komite kurma önerisini yineledi. Ebdî, yeni Suriye anayaası hazırlığı ve Kürtler dahil hakların anayasal güvencesinin öneminin altını çizdi. 

Türkiye'nin yayılmacılığı

Ebdî, Türkiye'nin yayılmacı politikasına dikkat çekerek,  "Türkiye, bölge üzerindeki kontrolünü sağlamlaştırmak için Kobani'yi işgal etmek istiyor" dedi. Buna rağmen çatışmayı çözmek için diyalogta ısrar ettiklerini, ancak Ankara'nın zorluk çıkardığını kaydeden Ebdî, KDP Genel Başkanı Mesûd Barzanî ile görüşmesindeki temel konulardan birinin de bu olduğunu söyledi. Türk saldırılarının kendi topraklarında durdurulması ve ateşkese varılması konusunda Türkiye ile arabuluculuk yapmasını istediğini belirten Ebdî, bir de Suriye Kürtlerini bir araya getirerek, Suriye'nin yeni devlet yapısında Kürtlerin geleceği konusunda Şam ile müzakereye birleşik bir heyet oluşturmak için destek beklediğini ifade etti. 

ABD, memnuniyetini duyurdu

ABD, önceki akşam yaptığı açıklamada, 16 Ocak'ta Selahaddîn'de gerçekleşen KDP Genel Başkanı Mesûd Barzanî ile QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî arasındaki görüşmeyi memnuniyetle karşıladığını duyurdu. ABD Dışişleri Bakanlığının Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Departmanı, şu ifadeleri kullandı: “Amerika, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Başkanı Mesûd Barzanî ile Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Ebdî’nin 16 Ocak’ta gerçekleştirdiği görüşmeden memnuniyet duyuyor. Kürtler arasındaki diyalog, Suriye’de kapsayıcı bir siyasi geçişin ilerletilmesinde kritik bir rol oynayabilir.”

Esneklik ve sabır

Son haftalardaki yoğun görüşme ağında doğrudan yer alan 5 kişi dahil 12 kaynakla konuşan Reuters, kaynakların, ABD, Türkiye, HTŞ ve QSD'den diplomatik ve askeri müzakerecilerin kamuoyuna yaptıkları açıklamaların ima ettiğinden daha fazla esneklik ve sabır gösterdiğini söyledi. 6 kaynak, bunun, gelecek aylarda Kürt savaşçıların bazılarının Suriye Savunma Bakanlığı çatısı altında Suriye ordusu yetkisi altına girmesi, bazılarının Suriye'yi terk etmesini sağlayacak bir anlaşmanın zeminini hazırlayabileceğini, ancak çözülmesi gereken pek çok dikenli konu olduğunu kaydetti. Bunlar arasında QSD'nin iyi silahlı ve eğitimli savaşçılarının Suriye'nin güvenlik çerçevesine nasıl entegre edileceği; petrol ve buğday tarlaları dahil olmak üzere QSD kontrolü altındaki toprakların nasıl yönetileceği yer alıyor.

QSD Genel Komutanı'nın ademi merkeziyetçi bir yönetim talebi, Ankara'nın baskısı altındaki Şam tarafından potansiyel bir meydan okuma olarak görülüyor. Suriye'nin yeni 'Savunma Bakanı' sıfatı verilen Murhaf Ebu Kasra, Pazar günü Reuters'a yaptığı açıklamada, QSD'nin yaklaşımını reddettiklerini, QSD'nin blok olarak kalmasının doğru olmadığını savundu. Bir bakanlık yetkilisi, yeni yönetimin QSD savaşçılarının blok halinde faaliyetlerine devam etmesine izin verilmesinin "darbe de dahil olmak üzere istikrarsızlaşma riski" taşıyacağına inandığını savundu. Bu da aslında Türk yetkililerce öne sürülen bir bahane.

Herhangi bir anlaşmanın başarısı

Tüm tarafların diplomatları ve yetkilileri, Özerk Yönetim ve QSD'nin ne kadar özerkliğe sahip olacağının, ABD'nin yeni başkanı Donald Trump'ın Washington'ın Kürt müttefiklerine uzun zamandır verdiği desteği sürdürüp sürdürmeyeceğine bağlı olduğunu savunuyor. Reuters'in ulaştığı Trump'ın bir temsilcisi yorum yapmadı. Herhangi bir anlaşmanın başarısı, Türkiye'nin işgal saldırısını erteleyip erteleyemeyeceğine de bağlı. Türk Dışişleri Bakanlığı kaynağı, silahsızlandırma ve Suriyeli olmayanların terk etmesinin ne kadar erken olursa o kadar iyi olacağını belirterek, "Bu beklentimizi hem ABD ile hem de Şam'daki yeni yönetimle temaslarımızda en güçlü şekilde dile getiriyoruz" dedi.

Çok yoğun görüşmeler

Reuters'a konuşan üst düzey bir ABD diplomatı, Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) liderliğindeki grupların, 8 Aralık'ta Esad'ı deviren saldırısından bu yana ABD ve Türk yetkililer arasında "çok yoğun" görüşmeler yapıldığını söyledi. Diplomat, iki ülkenin "işlerin nereye varması gerektiği konusunda ortak bir görüşe" sahip olduğunu, buna tüm yabancı savaşçıların Suriye topraklarından çıkması gerektiği inancının da dahil olduğunu belirterek, Türk müzakerecilerin meseleleri çözmek için "çok yüksek bir aciliyet duygusuna" sahip olduğunu kaydetti. Diplomat, görüşmelerin "son derece karmaşık" olduğunu ve zaman alacağını söyledi.

Yetkililer, ABD ile QSD ve HTŞ; Türkiye ile HTŞ ve QSD ile HTŞ arasında paralel görüşmelerin yürütüldüğünü söylüyor. Birleşmiş Milletler, Kuzey ve Doğu Suriye'de siyasi bir çözüm bulunamaması halinde Suriye ve bölge için "dramatik sonuçlar" doğuracağı uyarısında bulunuyor. 

ABD, Türkiye ve PKK

Washington, Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın Suriye'deki kabiliyetlerini yeniden tesis etmek için kullanmaya çalışacağı konusunda uyardığı DAİŞ'e karşı mücadelede QSD'yi kilit bir ortak olarak görüyor. Türkiye, DAİŞ'li tutuklularının tutulduğu kampların ve hapishanelerin yönetiminin Suriye'nin yeni yöneticilerine devredilmesini istiyor ve onlara yardım teklifinde bulunuyor. Böylece Türkiye, PKK ile ilgili tezinin ardından DAİŞ'liler konusundaki ortaklığı da bitirmeye çalışıyor. QSD Genel Komutanı, kalıcı ateşkes ve çözüme dair güvenceler devreye girdiğinden PKK'liler de dahil olmak üzere yabancı savaşçıların Suriye'yi terk edeceğini söylüyor. PKK de hem KCK yöneticilerinin ağzından hem de bizzat Reuters'a konuşan yetkilisi aracılığıyla mevcut savaşçı/danışman varlığını koşullar oluştuğunda çekeceğini teyit etti. Türkiye ise Kürtlerin tamamen statüsüz ve savunmasız kalmasını istediği için bunlarla yetinmek istemiyor. Nitekim Türkiye'nin Şam'daki son büyükelçisi, bu tür güvencelerin Ankara'yı tatmin etmesinin pek mümkün olmadığını söyledi.

ABD'li diplomat, Esad'ın devrilmesinin Washington'ın Suriye'deki askerlerini çekmeyi değerlendirmesi için bir kapı araladığını, ancak bunun büyük ölçüde Kürt müttefikleri gibi güvenilir güçlerin DAİŞ'in yeniden canlanmasına karşı çaba göstermeye devam edip etmeyeceğine bağlı olduğunu söyledi.

Suriye halkının iradesi

ABD Dışişleri Bakanlığı Suriye Bölgesel Platformu Direktörü Nicholas Granger, ABD'nin, Suriye halkının iradesini yansıtan kapsamlı ve şeffaf bir süreçle kurulacak herhangi bir Suriye hükümetine tam destek vermeye hazır olduğunu belirtti. Granger, North Press'e verdiği özel demeçte, ABD'nin "Şam'daki geçici yetkililer, Kuzey ve Doğu'daki yetkililer ve ülke çapındaki çeşitli Suriyelilerle, tüm toplulukları temsil eden kapsayıcı, mezhepsel olmayan, Suriye liderliğindeki bir siyasi geçişi savunmak için iletişim halinde olduğunu" söyledi. 

 

 

Almanya'dan bir ilk

Almanya Dışişleri Bakanlığının Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşlerinden Sorumlu Yetkilisi Tobias Tunkel, önceki gün Kuzey ve Doğu Suriye'ye giderek QSD Genel Komutanı ile görüştü. Almanya'dan yapılan ilk üst düzey ziyareti, Tunkel'in kendisi paylaştı. Tunkel, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada "Suriye Kürtlerinin hakları ve çıkarları en iyi şekilde Şam ile diyalogda güvence altına alınabilir. Mazlum Ebdî ile  görüşmemde QSD ve HTŞ arasındaki doğrudan temaslarda ele alınması gereken acil konulardan bahsettim" dedi. Tunkel devamında "Ayrıca IŞİD'e karşı devam eden ortak çabaları da tartıştık" ifadelerini kullandı.

Müreffeh bir Kürt bölgesi

Aynı zamanda bölgeden görüntülü bir açıklama yapan Tunkel, şunları söyledi: "Kürtlerin kontrolündeki Kuzey ve Doğu Suriye’de iki gün geçirdik. Yıllar sonra buraya gelebilmiş Almanya’nın ilk yetkilileriyiz. Suriye’nin bu bölgesi, Esad rejimi, DAİŞ'e karşı mücadele ve Türkiye ile süregelen gerginliğin izlerini taşıyor. Ancak şimdi Kuzey ve Doğu Suriye için değişim fırsatı doğuyor. Ayrılıkları-bölünmeleri aşmak, yoksulluğu yenmek ve Suriye’de müreffeh bir Kürt bölgesi inşa etmek mümkün. Bunun için ulusal diyaloğa güçlü bir Kürt sesiyle katılmak gerekiyor ve bu diyalog hemen başlamalı. Qamişlo, Hesekê ve Dêrik’te, Kürt toplulukları, sivil yardım kuruluşları ile konuştuğumuz konu buydu."

 

 

Ebdî teşekkür etti

QSD Genel Komutanı da Dr. Tobias Tunkel'in paylaşımını alıntılayarak, görüşmeden duyduğu memnuniyeti ifade etti. Almanya'nın, Suriye halkının özgürlük, demokrasi ve eşitlik temelinde kendi devletini inşasına; tüm Suriyelilerin ülkelerinin yönetimine katılmasının gerekliliğine destek vermesine teşekkür eden Ebdî, "Almanya'nın, tüm Suriyeliler için parlak bir gelecek inşa etmek amacıyla terörizm ve aşırıcılıkla mücadele operasyonları yoluyla güçlerimizi destekleme rolünü de takdir ve minnetle karşılıyorum" dedi. 

Büyükelçi Sorg da konuştu

Almanya’nın yeni Türkiye Büyükelçisi Sibylle Katharina Sorg ise T24'ten gazeteci Cansu Çamlıbel ile söyleşisinde bu konularla ilgili sorulara da muhatap oldu. Türkiye ile yakın çalıştıkları dosyaların başında Suriye'nin geldiğini belirten Sorg,  "Suriye konusundaki iş birliğimiz son derece yakın, son derece yoğun. 20 Aralık'ta Dışişleri Bakanımız buraya gelmişti, daha sonra iki ülkenin Dışişleri Bakanları Suriye'nin geleceğine yönelik uluslararası konferanslarda da sık sık bir araya gelme fırsatı buldular" dedi. Suriye, çok uzun süredir ilk defa barışa ve huzura kavuşma şansını elde ettiğinden dolayı pragmatik yaklaştıklarını kaydeden Sorg, "Bunun için Suriye'nin Golani ve HTŞ tarafından başlatılan kapsayıcı sürecin başarılı olmasına ihtiyaç var. Kapsayıcı deyince şunu anlıyoruz; Suriye'de bütün dini ve etnik grupların bu sürece dahil edilmeleri gerekir. Tabii ki kadınların ve genç kızların da bu sürecin ayrılmaz bir parçası olmaları gerekir. Bakanımız Fransız Dışişleri Bakanı ile birlikte Şam'ı ziyaret etti; ikisi de orada bu görüşleri ifade etti. Golani de bunun gerçekleşeceğine ilişkin teminat verdi. Bu sözüne uygun davranıp davranmayacağını önümüzdeki süreçteki uygulamaları izleyerek göreceğiz. Golani, şu anda hala Birleşmiş Milletler ve AB'nin yaptırım rejimine tabidir. Bu durumu adım adım ele almamız gerekiyor. Şam'daki yeni liderliği söylediklerine göre değil yaptıklarına göre değerlendireceğimiz bir süreç olacak" diye konuştu

Bütün Suriyelilerin kararı

Suriye’nin geleceğinin kendisi tarafından, kendi içindeki bir yapı tarafından şekillendirilmesine öncelik verdiklerini söyleyen Sorg, şöyle devam etti: "Formül, Suriye toplumundaki bütün grupları kapsayan bir süreçte kendileri tarafından şekillendirilmeli. Bizim için önemli olan bu. Bu sürecin sonunda Suriyelilerin kendilerinin seçtiği bir düzen çıkmalı. Türkiye’nin tabii ki burada meşru güvenlik menfaatleri var. Devletin idari yapısının ne olacağına Suriye’deki farklı gruplar kendi aralarında tartışarak karar verecek."

DAİŞ'in güçlenmesi ihtimali

DAİŞ’in tekrar güçlenmemesinin öncelikli bir konu olduğunu, bu konuda Türkiye ile görüşlerinin örtüştüğünü savunan Sorg, "Farklı olabilecek husus ise şu; Kuzey Irak ve Kuzey ve Doğu Suriye’deki Kürtlerin geçmişte DAİŞ ile mücadelede önemli rolleri oldu. Bu nedenle de DAİŞ’in yeniden güçlenmesinin önlenmesi çok önemli. Şu anda gördüğümüz kadarıyla Suriye’de HTŞ’nin bütün gruplarla görüşmeleri sürüyor. QSD temsilcileri de bu görüşmelere katılıyor" diye konuştu. 

Türkiye perspektifi yetersiz

"Almanya, QSD’nin boşalttığı bölgede yönetimin Türkiye’ye verilmesine sıcak bakar mı? Bu size göre kabul edilebilir bir öneri midir?" sorusuna Sorg, "Ben zannediyorum ki Türk hükümeti ile bizi birleştiren bakış açısı, Suriye’nin geleceğinin şekillendirileceği sürecin kapsayıcı olması. İkili görüşmelerimizde de bu önceliği ortaya koyduk. Bütün bu süreç HTŞ ile iletişim içinde yürütülmeli. DAİŞ karşıtı koalisyonun faaliyetlerine dönük bütün sorular, şu anda HTŞ’nin başlattığı istişare sürecinin sonunda ele alınacak. Bütün soruların bugün yanıtlanmasını bekleyemeyiz. O nedenle de bana kalırsa bizim bugünden bu konuda bir tutum ortaya koymamız prematüre olur. Şu anda bizim için öncelikli olan sürecin kapsayıcı biçimde yürümesi" şeklinde yanıt verdi. Türkiye’nin iddia edilen meşru güvenlik kaygılarını tam olarak kabul ettiklerini ama bunun, Suriye’nin içindeki tüm soruların bu perspektiften çözülebileceği anlamına gelmediğini vurgulayan Sorg, "Almanya'nın QSD liderleriyle doğrudan iletişim kanalı var. Bunu kanal, yüksek düzeyli bir çalışma grubu şeklinde işliyor. Bu temasları da DAİŞ karşıtı koalisyondaki ortaklarımız açısından şeffaf olan bir iletişimle yürütüyoruz. Türkiye de biliyor. SDG ile temas içinde olduğunuzu biliyor. QSD ile önce biz temasa geçtik ve görüştük. Uluslararası toplumun, Almanya’nın, Türkiye’nin ve tüm müttefiklerimizin Suriye içindeki tüm gruplara geleceğe dönük net mesajlarını vermesi gerektiğini düşünüyoruz. O temasları da bu yaklaşım çerçevesinde gerçekleştirdik." HABER MERKEZİ