Edebiyat dünyasından demokrasi ve adalet çağrısı

- Aralarında gazeteci ve yazarlarında olduğu edebiyatçılar, siyasi soykırıma karşı ortak bir çağrı bildirisi yayımladı.
“Demokrasi ve adalet için çağrı” başlığıyla yayımlanan bildiride, “Zor günlerden geçiyoruz. Bir yandan salgın hastalık, diğer yandan ülkenin her geçen gün derinleşen ekonomik ve politik sorunları bugünümüzü ve geleceğimizi karartıyor. Gazetecilerin, hukukçuların, sağlıkçıların, akademisyenlerin, politikacıların sırf iktidara muhalif oldukları için ezilip dışlandıkları bir zamanda yaşıyoruz. Toplumun baskı rejimine karşı olan yarıdan fazlası ise yurttaştan sayılmıyor. Bunca sorunun üstüne bir de komşu ülkelerle yaşanan gerilimler, iç siyasetin malzemesi olarak üretiliyor, kullanılıyor” denildi.
Yarına da sahip зıkıyoruz
Çağrı metninin devamında şu ifadelere yer verildi: “Demokrasinin ilkelerinin yok sayıldığı, uluslararası hukukun ve Anayasa’nın çiğnendiği günlerde iktidarın ülkeyi korku yayarak ve zor kullanarak yönetme politikasının sonucu olarak yeni bir gözaltı furyasıyla karşılaştık. Halkların Demokratik Partisi’nden belediye başkanları akademisyenler ve siyasetçiler altı yıl önceki ‘Kobani protestoları’ gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. Buna farklı gerekçeler üretilerek gözaltına alınan birçok muhalif de eklendi. Ne Kobani’ye dönük saldırıyı protesto etmek ne Kürt sorununu temel alan politik çalışmalar yapmak ne de düşüncelerini ifade etmek suçtur. Demokrasi, eşitliği ve ifade özgürlüğünü temel alır. İktidara sesleniyoruz, ülkeyi yıllar sürecek bir karanlığa gömen bu baskı politikasından derhal vazgeçin. Muhalefete sesleniyoruz, bu hukuksuzluğa karşı demokrasi etrafında kenetlenin. Haksız yere hapse atılan bütün muhalif aydınlar ve politikacılar derhal serbest bırakılmalıdır. Biz edebiyatçılar, bunca karanlığa rağmen yarına dair umudumuzu yitirmiyoruz. Özgürlük ve demokrasi için ülkemizin bugününe ve yarınına sahip çıkıyoruz.”
Çağrı metninde imzası bulunanlar
Çağrı metni şu isimler tarafından imzalandı: Abdullah Ataşçı, Ahmet Güneş, Akif Kurtuluş, Altay Öktem, Aslı Tohumcu, Ayşen Şahin, Ayşegül Devecioğlu, Barış Bıçakçı, Bora Abdo, Burhan Sönmez, Ceren Gündoğan, Cuma Boynukara, Deniz Durukan, Doğuş Sarpkaya, Ethem Baran, Figen Öcal, Figen Şakacı, Gaye Boralıoğlu, Gün Zileli, Hakkı Zariç, Halide Yıldırım, Hatice Meryem, Hasan Özkılıç, Hasan Öztoprak, Hayri K. Yetik, Hüseyin Bul, Hüseyin Şahin, Irmak Zileli, İlhami Algör, Mahmut Temizyürek, Murat Uyurkulak, Murathan Mungan, Mustafa Yelkenli, Nalan Çelik, Namık Kuyumcu, Neslihan Önderoğlu, Niyazi Zorlu, Nurhan Suerdem, Nükhet Eren, Orhan Alkaya, Oya Baydar, Ömer Faruk, Ömer Türkeş, Pelin Buzluk, Pınar Öğünç, Roni Margulies, Semih Gümüş, Sevim Korkmaz, Sultan Gülsün, Şebnem İşigüzel, Şehmus Ay, Şükrü Erbaş, Tarık Günersel, Tekgül Arı, Ümit Kıvanç, Ümit Yaşar Işıkhan, Vecdi Erbay, Zeynep Oral ve Zülfü Livaneli.
791 kadın bırakılmalarını istedi
Aralarında yazar, siyasetçi, milletvekili ve gazetecilerin de bulunduğu 791 kadın, HDP’ye yönelik operasyonda gözaltına alınan kadınların serbest bırakılmasını istedi.
Kürtçe ve Türkçe yayınlanan imza metninde, gözaltına alınan kadınların daha önce aynı kapsamda ifade verdiği, hatta haklarının ihlal edildiği Anayasa Mahkemesi’nce tespit edilmesine rağmen 6 yıl sonra gözaltına alınmalarının hukuki değil siyasi olduğu kaydedildi.
Metinde şunları ifade edildi: “Bu hukuksuzluğun karşısında, gözaltına alınanların yanındayız. En az 6 milyon insanın iradesini temsil eden HDP’ye saldırının demokrasi ihtimaline, ‘İsimsizler Hareketi’ kapsamında sosyal medyaya baskının da her türlü itiraza ve muhalefete bir darbe olduğunu görüyoruz. Demokrasi ve hukukun kadın kurtuluş mücadelesinin de olmazsa olmazı olduğunu biliyoruz. İktidarın baskı ve sindirmeyi temel araç haline getirdiği politikalarına, tıpkı cinsiyetçiliğe direndiğimiz gibi direniyoruz. Direnmezsek asla nefes alamayacağımızın farkındayız. Siyasetçilerin ve ‘İsimsizler Hareketi’ kapsamında gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz” diye kaydedildi.







