Bu operasyonları birçok açıdan değerlendirmek mümkün. Kabaca devlet iktidarının, muhalefeti susturmak, hatta imha etmek için izlediği bir stratejinin temel parçası olarak ele almak mümkün olduğu gibi, olaya daha kuramsal bir açıdan yaklaşmak önem arz ediyor. ‘KCK’ operasyonlarını kuramsal bir perspektifle incelerken, Antonio Gramsci’nin hegemonya kavramı, çıkarılacak sonuçlar bakımından önemli bir işleve sahip olabilir.
Biz de PolitikART’ın bu sayısında, Mussolini’ni faşist rejimince hapsedilen Gramsci’nin Hapishane Defterleri’nde ifadeye kavuşturduğu hegemonya, sivil toplum, altyapı-üstyapı ilişkileri, toplumda aydınların işlevi kavramlarından yola çıkarak, AKP hegemonyasını ele almak istedik. Selaheddîn Biyanî ve Burak Eldem’in konuyla ilgili kaleme aldıkları oldukça ufuk açıcı yazılara, bir tartışmanın başlangıcı olarak da bakılabilir. Ayrıca Abdullah Öcalan’ın İmralı Adası’nda yazdığı savunmalarından konuyla ilgili bir değerlendirmesini derledik.
Bu sayımızın portre ve hikayesi de Mussolini yıllarının İtalya faşizminin yarattığı atmosferi ve bu kara rejime karşı gösterilen direnişi, iki dostun mücadeleyle geçen hayat hikayelerinde okumak mümkün. Deniz Bilgin, İtalyan yazar ve şair Cesare Pavese’nin yaşam öyküsünü kaleme alırken, Meral Çiçek de Leone Ginzburg’un .... hikayesini yazdı. Edebiyat-siyaset ilişkisi bakımından diğer bir dikkat çekici yazı da,  Ulaş Ozan’ın ‘Puşkin özgürlükçülüğünden güdük Türk entellektüalizmine bir deneme’si.
Türk Başbakanı Erdoğan’ın ‘Dêrsim özürü’ ile birlikte yüzleşme konusu yeniden gündeme gelmiş oldu. Demokratik kitle örgütleri ve sivil toplum kuruluşları öncülüğünde yüzleş(tir)meye dair oldukça anlamlı ve önemli çabalar da yürütülürken - en son İstanbul’da yapılan Diyarbakır Gerçeği ile Yüzleşme Sempozyumu gibi -, işlediği suçlarla yüzleşmek zorunda olan devlet, suç karnesinin sayfalarını çoğaltmaya devam ediyor. Dilzar Dîlok bu gerçekten yola çıkarak kaleme aldığı yazıda, geçmişe bakabilmek için öncelikle yüzünün tutması gerektiğini vurguladı.
Erdoğan’ın özürünün yeniden gündeme taşıdığı Dêrsim’e dair bir yazıyı da Mikail Aslan yazdı. Aslan, bir kitap çalışmasına ait ‘Kültürel mirasımızın yeniden hatırlanması’ başlıklı makalesinde ozanların nasıl asimilasyon aracı haline getirildiğini anlatıyor.
Bu sayımızın ‘dağın dili’ sayfasında, bu dili en fazla dağın dışındakilere ulaştıran, bu yolda hayatını kaybeden Halil Dağ’ın Botan’da kaleme aldığı bir yazı bulacaksınız. Halil Dağ o yazısında, geçtiğimiz haftalarda Türk ordusunun hava saldırılarında hayatını kaybeden Çiçek Kiçî’yi anlatıyor.
Hecî Çakı’nın ‘Saksıdaki çınar’ başlıklı anı yazısını ise hem gülümseyerek ama hem de hüzünlenerek okuyacaksınız.
Bu sayımızın ‘içeriden’ sayfasında Sadık Aslan’ın ‘Kardan düşler’ isimli denemesine yer verdik. Ayrıca Bolu F Tipi Cezaevi’nde tutuklu Sabri Yakut’un ‘Denizde batık’ şiirini de bulacaksınız.
Her sayımızdan siyasi tutuklulara ait yazılara yer veremeye özen gösteriyoruz. Ve sayıları her gün çoğalırken, tecridin amaçlarını bozmak için de aramızdaki kalın duvarları aşmamız gerekiyor. Özellikle yılbaşına yaklaştığımız şu günlerde, selamlarımızı, özgür yarınlara dair umutlarımızı, dileklerimizi ulaştırmayı unutmayalım...