Anılarıyla birlikte şiir, öykü kaleme aldı. 2000’li yıllarla birlikte kültür-sanat ve edebiyat uğraşını, Medya Savunma Alanları‘nda kurumsallaştırdı.
Gerillada kurumsal bir edebiyat çalışması 2000 yılında başlar. PKK’nin 7. kongresinde edebiyat okulu kurulması kararı alınır ve kısa bir süre içinde yaşama geçirilir. Bununla birlikte basın, kültür-sanat okulları da kurulur. Bu okullarda yazılan şiirler, romanlar, öyküler, yapılan araştırmalar kurulan matbaalarda basıldı. Gerillada oluşan edebi birikimi, halka ulaştırmanın uğraşını verdiler. İlham kaynakları, yaşadıkları tarihi anlar, Kürdistan coğrafyası ve dağlardı. Kimi zaman bir çiçeği, kimi zaman yaşamını yitiren arkadaşlarını, kimi zaman da savaş anlarını anlattılar. Böylece tartışması yürütülen “Dağ ve devrim ya da direniş edebiyatı” ortaya çıkmaya başladı. Bunu şöyle tanımlıyor, bu çalışmayı yürüten bir gerilla:
“Dağ-direniş edebiyatı aslında gerçek Kürt’ün profilini çiziyor. Asimilasyona, soykırıma ve inkara karşı mücadele eden ve kendisini yeniden yaratan Kürt’ü işliyor.” “Yazmak arınmaktır” diyor bir diğer gerilla. Onlar, gerillalık ile edebiyatın birbirine karşı olmadığını, aksine her ikisinin de birbirine yol açtığını düşünüyor.
Biz de PolitikART’ın bu sayısındaki dosyayı, “Dağlardaki edebiyat çalışmalarına” ayırdık. Dosya kapsamında Demhat Tohildan, 20 yıllık gerilla Gorse’nin yazı tutkusuna ışık tuttu. Nujiyan Erhan ve Newroz Dijwar ise uzun zamandır dağlarda edebiyat çalışması yürüten Medya Doz ile söyleşti. Direniş edebiyatına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Doz, “Edebiyat ahlaki ve politik toplumun dili, hakikatin ifadeye kavuşmasıdır. Direnişin edebiyatını yapmak insanlığın edebiyatı yapmaktır. Edebiyat bir yerden sonra çığlık atmaya ya da zılgıt çekmeye benziyor” diyor. Dosya kapsamında bir başka yazı da, gerilla günlükleri. Gerillanın yaşamında önemli bir yer tutan ve gelecek açısından her biri belge niteliği taşıyan gerilla günlüklerini, Derşin Mirza yazdı.  
Dosya konumuz dışında da severek okuyacağınız yazılar bulacaksınız. Gülten Aydın, Enfal Katliamı’ndan yıllarca sonra dahi yaraları kapanmayan kadınları yazdı. Diyarbakır Cezaevin’de tutsak olan Dr. Ayhan Kavak ise “Teşhir” adlı yazısıyla bu kelimenin hayatımızdaki karşılığını sorguluyor. Kavak, “Teşhir bu, sızmış her yere. O radyoaktif sızıntıdır” diyor.  
Hesen Gerdûn, sade bir dille komünal ekonomiyi ve ilkelerini anlatıyor bizlere. Mehmet Söğüt ise “Mucizevi Papatya” adlı öyküyle bu sayımızda yer aldı.
Hikaye sayfamızda bu kez bir şarkının hikayesi var. Arkadaşımız Meral Çiçek, Ava Mezin şarkısının hikayesini sizler için araştırdı. Portrede, özgürlük ezgilerini söyleyen sanatçı Nina Simone’u, Levent Konca kaleme aldı.
İçeriden bölümüne Denizli Cezaevin’de tutsak olan Hayati Kaytan, Aden Bahçesine Dönüş yazısıyla konuk oluyor. Bugünlerde Rojava’yı adımlayan Seyit Evran ise Gecenin Sesi’ni yazdı. Bir dahaki sayıda buluşmak üzere hoşça kalın…