Kapitalist modernitenin halklara dayattığı ulus-devlet modeli, inançları da iktidarların araçları haline getirdikçe, bu çatışma şiddetleniyor. Karşıt görünümüne rağmen, egemen güçlerin güdümünde hareket eden, iktidarlardan beslenen güçlerin Ortadoğu ve kuzey Afrika’da İslam adına kan dökmesi, İslam’ın özünün yeniden tartışılması ve güncelleşmesini kaçınılmaz kılıyor. Bu anlamıyla Asr-ı Saadet İslam’ın günümüzde tartışılması bir kez daha önem kazanıyor.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan da günümüzün tiranlarının halklara ve inançlara dayattığı asimilasyon ve soykırım politikalarına karşı, kendini bilme ve savunma temelinde gerçekliğiyle buluşma perspektifini ortaya koymuştur. Bu çerçevede Hz. Muhammed’in Medine Sözleşmesi temelinde geliştirdiği toplumsal sistemin günümüzde hayat bulması için “Demokratik İslam Konferansı”nın gerçekleştirilmesini önerdi. Önümüzdeki günlerde gerçekleşecek olan Konferans, çok yönlü olarak tartışılıyor.
Bizler de, PolitikART’ın bu sayısında tartışmalara katkı sunmak amacıyla, Asr-ı Saadet İslam mı, siyasal İslam mı?, İslam ve mülkiyet ilişkisi, İslam ve iktidar ilişkisini ve günümüzde İslam algısını ana dosya konusu yaptık.
“İslam’ın çoğunlukçuluğu değil, çoğulculuğu esas aldığını savunan çok sayıda alim, Medine Sözleşmesi üzerinden birlikte yaşama hukukunu öne çıkarmışlardır” diyen Ayhan Bilgen, “İslam Devleti ve Devletin İslamı” başlıklı yazıyı kaleme aldı. “Nemrud kıssası veya hegomonun genetiği”ni sorgulayan İhsan Eliaçık, “Kendisine mülk verilen kişi’ yani iktidar ve mal sahibi kişi, içinde dinmek bilmeyen aşağılık kompleksini bu yolla tatmin ettiği için sürekli olarak iktidar ve mal (mülk) peşinde koşuyor” vurgusu yapıyor. A.Ahmet Turhallı ise “Asr-ı Saadet İslam‘ı ve iktidar İslam” başlıklı yazısında “El Qaide uzantısı örgütlerin Suriye’de Müslim ve gayrımüslim halklara yaptığı vahşetin İslam ile hiçbir alakası yoktur” diyor. “İktidar İslamı kaybetmeye mahkumdur” diyen Zeynep Doğan, Demokratik İslam Konferansı’nın önemine dikkat çekiyor.
Hüda Kaya, “Kadının İslam’da yeri” başlıklı yazısında, “Günümüzde tekrar bir uyanış ile kadınlara ve halklara dayatılan Emevi dini değil, asli olanın Kur’an dini olduğu yeniden fark edilmeye başlanmıştır” diyor.
“Çözüm İslamlar arasında değil demokraside!” diyen Erdoğan Aydın ise “Kürt İslam Konferansı, Kürt halkına yönelik içsel ve dışsal kuşatmayı bozmak, dinin Kürt halkına karşı bir silah olarak kullanılmasının önüne geçmek, mütedeyyin Kürtlerle ilişkilenmeyi güçlendirmek ve karşı seferberlikte moral kaynağı kılınmak için önemli bir işlev görecektir” vurgusu yapıyor.
PolitikART’ın bu sayısında ayrıca, Ahmet Ataş’ın “Dijital kitap çağında yazar, yayıncı ve okur olmak…” araştırmasını, Fuat Kav’ın kaleminden “Mavi Ring”in hikayesini okuyabilirsiniz. Nihat Kaya ise Mamê Rişê’nin portresini yazdı. “Zağros ve And silsilesinde şarkılara gömülenler…” başlıkla yazısında Selahaddin Biyanî, Erdewan Zaxoyî’nin, Hozan Serhad’ın ve Victor Jara’nın çığlığını okura aktardı. Dağın Dili’nden Ruşen Bêzar, “Xakurkê’nin gözyaşları yalın” diyor.
Yeni bir sayıda bulaşma dileğiyle...