Yaratılıştan bugüne değin doğayı bilme, gerçeği ortaya çıkarma arayışı üzerinden günümüze gelen bilim, ne yazık ki doğanın en temel varlığı olan kadına mesafeli ve taraflı yaklaşarak, erkek egemenliğinin güdümünde yol aldı. Kadının bu alandaki emeği görünmez kılınıp, bu alan erkeğin, 'bilim adamlarının' tekelinde geliştirildikçe, "bilim" ve "kadın" kavramlarının bir arada telafuzunun imkanları zorlaştırılıp, toplum bu algının süzgecinde bilgiye eriştikçe, bilim etiğinden de uzaklaşıldı.

Kadınların, egemen sistemin bilim de dahil her alandaki sömürü ve eşitsizliğine yönelik mücadelesine rağmen bilimin eril karakteri aşılabilmiş değil. Bu yönüyle bin yıllardır kadının aleyhine gelişen sistemin adaletsizliği ve ötekileştirmesine bilim de su taşıyor. Erilleşen, kadını dıştalayan, kadının yaratımlarını, buluşlarını kendine mal eden bilimin; kadının aleyhine ortaya çıkardığı sonuçlar karşısında, bilimsel alanı eleştirmekle yetinmeyip bu algıda bir gedik açmak, bir kadın bilimi ve bilgisi ile alternatif bir yaklaşım ortaya koymak, bu alanı dönüştürmek acil bir ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor.
Kadınlara yönelik bu sömürüye karşı direnişte en büyük çabayı veren Kürt kadınları, yıllardır sürdürdükleri özgürlük mücadelesinin birikimi ve tecrübesiyle artık bilim eliyle oluşturulan bu düzeni de kırma, kadın bilimini oluşturmanın ihtiyacı ve gerekliliğini tartışıyor.
Birkaç yıl önce gündeme gelen, henüz adına alışık olmadığımız "jineoloji"
kavramı tartışmaları yeni olmasına rağmen, hedefi dünyayı yeniden tanımlamak, bin yılların mirası eril zihniyeti aşmak, bir yönüyle sosyal bilimleri, yani gerçeği bir bütünen yeniden tamlamak derecesinde iddialı bir adım. Jineoloji ile tüm dünya kadınları için ataerkil ve egemen sistemin yarattığı sorunlara çözüm bulmak, toplumun esas ögesi olan kadının karanlıkta bırakılan tüm gerçeği, doğası aydınlanlatılmak isteniyor. Ve bu alandaki tartışma düzeyi yükseldikçe, bilimin eril karakteri ve pozitivist bilimcilik daha çok sorgulanıyor.
 Jineoloji sadece akademik alanla sınırlı olmamakla birlikte, var olan sonuçların kadın lehine değişimi için akademik alan en önemli zeminlerden biri olarak görülüyor. Bir kadın bilimi nasıl olur, neyi bilgi olarak görür? Üretim koşulları, etik değerleri nelerdir? Bu bilimin gelişimi, mücadele alanları nasıl olabilir? Jineoloji tartışmalarında bu sorulara yanıt bulunmaya çalışılıyor. Bugüne kadar bilgi edindiklerimiz yeniden değerlendiriliyor.
Ciddi bir ihtiyaç olarak görülen jineolojinin nasıl kurumsallaşacağı, bu aşamada hangi yol ve yöntemleri izleyeceği, özgürlük mücadelesi yürüten kadınlarla nasıl buluşacağı ise cevap bekleyen sorular. Bu sorular henüz net bir ifadeye kavuşturulmamış olsa da bu tartışmaların süreklileşmesi ve bir sonuca ulaşması için çabalar sürüyor. Kürt kadınları, toplumsal ve siyasal alanda yarattıkları dinamizmi jineoloji ile akademik alana taşırmanın gerekliliğini vurguluyor.
Jineoloji tartışmalarının gelişerek, somutlaşmaya evrildiği, bu çerçevede konferansların düzenlenmeye başlandığı bir dönemde, bu kavram eksenindeki tartışma düzeyini okurlarımızın gündemine taşımak için PolitikART'ın bu sayısında jineolojiye yer verdik. Ruken Aras, "Sınırları olmayan bir yolculuk: Jineoloji" yazısında ilk jineoloji atölyesinin deneyimlerini paylaştı. Nazan Üstündağ, sosyal bilimler ve kadının bilme biçimlerini irdelerken; Gönül Kaya, jineolojinin ne olduğunu, neden ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi. Gerilla alanlarındaki ilk jineoloji tartışmaları ve çalışmalarını ise PolikART'ın sorularını yanıtlayan Pîroz Nûda anlattı. Bu sayımızda; Meral Çiçek, Zeynep, Şehmus Diken, Ahmet Aktaş, Abdülbaki Gülmez ve Zahit Ekinci'nin yazılarını da beğenerek okuyacağınızı umuyoruz.