Seçimlerin en şaibeli, hilelerle geçtiği yer ise Türkiye oldu. 30 Mart yerel seçimleri ardından Kürdistan'daki belediyelerin gaspı, çalınan oylar, OHAL uygulamaları, Yüksek Seçim Kurumu'nun AKP'nin bir kurumu olarak devreye girerek bu gaspı onaylayan tutumu, halk iradesinin ayaklar altına alındığı bu seçimler sonrasına ilişkin de kaygıları arttırdı.

 Hile ve usülsüzlük haberleri ardından, "sandıktan çıkan mesaj" da tartışılıyor. Sandıklara gidip oy kullanan "duyarlı vatandaşlar" şimdi evlerinde, televizyon başında tartışmalara kulak kabartıyor. Zira "yönetecek olan" onlar değil. Yönetim, onların dışında -ve hatta üzerinde- bir uğraş alanı olarak konumlanıyor.
PolitikART'ın bu sayısında, halkın yönetime dahil edilmeyerek, seçimlerde oy kaynağı olarak görüldüğü, halkın edilgenleştirilmesiyle sonuçlanan bu süreci dosya konusu yaptık. Zira, seçimlerin güncel sonuçlarına dair çok söz söylense de mevcut seçim sisteminin ve "temsili demokrasinin" halk iradesinin yönetime yansıması konusunda gerçekten en verimli seçenek olup olmadığı pek de tartışılmıyor. Oysa, radikal demokratların önemli kısmı ve Kürt Özgürlük Hareketi, toplumsallığa yabancı yönetim yerine doğrudan yönetim metotlarını, özellikle de halk meclisleri kanalıyla işler kılmaya çalışıyor.
138. sayımızda, bu sorunsallardan hareketle biçimlenen yazıların yanı sıra, farklı türde makale ve denemeler de yer alıyor.
139. sayıda görüşmek dileğiyle...