Kürdistan'da devrimci kavga, bugün yeni bir aşamada. "Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa Süreci" diye isimlendirilen bu süreçte kavga, salt düşmana karşı kazanmayı değil, dejenere edilen toplumsallığı yeniden kurmayı da içeriyor. Kürdistan'ın özgürleşmesine öncülük eden hareket, bu yönlü zihinsel ve siyasal eforuyla teorisini her gün yeni, hayatla ve halk gerçekliğiyle daha uyumlu bir evreye taşıyor; dönüşüyor, dönüştürüyor. Fakat buna rağmen hegemonya tarafından çalınan toplumsallığı yeniden inşa etme kavgası, halen istenen, perspektifle uyuşan bir tablo yaratabilmiş değil. Hegemonyadan kopuşun ilk aşaması, hiç kuşkusuz zihinsel kopuştur. Yeni bir yaşama dair sıralanan iddialar, özümsenmedikleri, gerçekten anlaşılmadıkları takdirde, hayatla buluşamazlar. Dışımızdaki hegemonya kadar içimizdekine de yönelen cesur bir tartışma, kopuşun ilk adımı olabilir. Kürdistan Özgürlük Hareketi'ni kuruluşundan bu yana büyüten önemli bir yanı da, savaştaki cesaretini fikirde de gösterebilmiş olmasıdır. Bugün ise bu fikri cesaret, yeni bir yaşam kurgusunu, bugüne kadar insanlığın kurtuluşu adına söylenmiş sözleri aşan bir sözü yaratmış; onu hayatın canlı gerçeğiyle buluşturmuştur.

PolitikART'ın bu sayısında, dosya konusu olarak yeni yaşamın en önemli aşaması olan "inşa"yı ele aldık. Bu bağlamda ise, inşanın en önemli öznelerinden biri olan belediyeleri irdeledik. Belediyeler inşanın neresinde duruyor; nasıl bir perspektifle yaklaşmak gerekiyor; mevcut belediyecilik anlayışına nasıl bakmak, müdahale etmek gerekiyor? Bunlar gibi pek çok soru, bu sayımızı ortaya çıkaran zihinsel eforun temel motivasyonları. Dosya konusunun yanı sıra her sayıda olduğu gibi değişik türlerde yazılar da sayfalarımızda...
Keyifle okuyacağınızı umuyoruz.
147. sayımızda görüşmek üzere!