Her yamaçta başka bir halk, inanç, kültür karşılar bizi. Birbirine geçmiş bir gelenekler yumağıyla örülüdür, toprak. Başka başkayız birbirimizden; ama benzeriz de. Hiçbir şeyimizle olmasa, makus talihimizle...
Bu halklar bahçesi, bir yanıyla da egemenlik savaşlarına meydan oldu her daim. Toplumsal renkleriyle olduğu kadar nehirleri ve dağlarıyla da zengindi; ama sanılmasın ki, bu oldu kavganın sebebi. Uygarlar, yerin altından çıkan siyah, yoğun bir sıvıyla ilgileniyordu yalnız; adına petrol denilen. Petrol üzerinde yaşayan halklar, coğrafyalarının hakimi olmamalıydı. Mezhep savaşlarının, halklar boğazlaşmasının yurdu oldu, güzel Ortadoğu. Gökkuşağı gibi birbirine geçmiş bir düzende yan yana yaşamadı renkler; kalın çizgiler çizildi aralarına, kanla boyalı.
Egemenlerin yüz yıllardır toplumsal dokusuyla oynadığı Ortadoğu, bu tarihin sonuçlarını yaşıyor. Bir süredir de Şengal Dağı'na ve çevresine, tarihleri katliamlarla geçmiş Êzîdîlere yönelen insanlık dışı çete saldırılarına tanık oluyoruz. Êzîdîler, egemenlerin karanlığından beslenen bir çetenin saldırılarıyla karşı karşıya... Çok söz söylendi, saldırılar üstüne; tekrar yapmayacağız. PolitikART'ın bu sayısıyla, Êzîdîlerin kimliğini, tarihini, kültürünü, inancını bir miktar deşmek; Kürdistan'ın bu zenginliğinin görünürlüğünü yapabildiğimiz ölçüde artırmak istedik. Zira çok şey söylense de son dönemde, hala derli toplu bir görüye ihtiyacımız var. Kimdir Êzîdîler? Nasıl yaşar, ne yaparlar? Neye inanırlar? Nasıl savunurlar kendilerini? Hawarlarının ve kavgalarının ortağı, düşmanı kimdir?
147. sayımızdaki dosya yazılarımız, bu soruların cevabını arıyor. Dosya konumuza ilişkin yazılarla birlikte, farklı türlerden diğer yazılarımızı da beğenerek okuyacağınızı umuyoruz.
148. sayımızda görüşmek üzere...