Egemenlerin iktidar mücadelesinin her daim en kızgın sahalarından biri olan Ortadoğu, bugün yeni bir canavarla yüz yüze. Adına "Irak Şam İslam Devleti" (DAİŞ) denilen bu canavar, Ortadoğu'daki halkların zaten yıllar süren zulüm sultasınca dumura uğratılmış özgünlüklerini tümden biçme, insanlığa dair ne varsa ortadan kaldırma amaç ve kararlılığında. Fikirleriyle köhne, yöntemleriyse ise modernist olan bu karanlık çetelerin katliamlarını, akıl almaz yasak ve uygulamalarını, kırım politikalarını an be an takip ediyoruz. Son günlerde ise yoğunlaşan Kobanê saldırılarıyla birlikte DAİŞ karanlığının genlerindeki en güçlü mikroplardan biri olan Kürt düşmanlığıyla yüz yüzeyiz.

DAİŞ'le ve onu besleyen veya tolere eden güçlerle mücadele, bugün analizleri beklemeyecek kadar acil bir insanlık görevi elbette. Denilebilir ki, eylemsiz hiçbir sözün hüküm taşımadığı günlerdeyiz. Fakat bu karanlığın kökünü kurutmak için eylemlere kılavuzluk edecek bir bilince de ihtiyacımız var: Kim bu çeteler? Bu karanlık, hangi kaynaktan besleniyor? Onu ayakta tutan politik, lojistik, psikolojik ve sosyolojik zeminde ne var? Ona karşı direniş, nasıl bir politik bilinç ve motivasyona ihtiyaç duyuyor?
PolitikART'ın bu sayısında bu sorulara yanıt arıyoruz.
Dosya yazılarımızla birlikte, farklı tür ve içerikte diğer yazılarımızı da ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz.
152. sayımızda görüşmek üzere...