19 Temmuz Devrimi, tarihin en karanlık çağlarından birinde ortaya çıktı, insanlığın güneşine dönüştü. Bugün hala, başta Ortadoğu olmak üzere dünya yüzünde, bunca karanlığa rağmen mağrurca dolaşıyorsa hürriyet, payı büyüktür.

19 Temmuz Devrimi, faşist Franco rejimine karşı İspanya’daki “kırk milletten” insanın kavgası ertesinde mezara girdiği sanılan enternasyonalizmi yeniden ayaklandırdı. Kapitalizmin fiziki ve fikri kuşatmasını yarıp, “Başka bir dünya mümkün” diyebilen her gencin omzunda, Rojava’nın cesaretlendirici dokunuşu da vardır.

19 Temmuz Devrimi, Kürt’ün yüz yıllık düşürülmüşlüğüne en net, kesin darbeyi vurdu; Kürdistan’a dayatılan işgalciliğin, sömürgenliğin ve asimilasyonculuğun canına okudu. “Kürt’üm, hiç kimseye benzemeden özgür olacağım” diyenlerin sesi sandıkta, sokakta, dağın başında daha gür yankılanıyorsa bugün, “Em bernadin we dilanê” direngenliğinin payı muhakkak vardır.

PolitikART’ın 169. sayısında, hem de bu sayımız devrimin yıldönümüne denk gelirken, başka neyi konu edinebilirdik ki?

Bu sayıda, dünyadan ve ülkeden akademisyenler, gazeteciler ve sanatçılarla “Rojava Devrimi neden önemli?” sorusuna yanıt arıyoruz.

Bazı sorularınıza yanıt, yeni sorularınıza sebep olabilmeyi umarız.

170. sayıda görüşmek üzere!