Eski Özel Harekatçı Ayhan Çarkın, Ayhan Efeoğlu, Hüsamettin Yaman ve Mehmet Soner Gül isimli öğrencilerin 1992'de öldürüldüğünü, infaz yerleri gösterebileceğini söyledi.
İlk olarak 2008'de katıldığı bir televizyon programında ''Terörle mücadele sırasında 1000 kişiyi öldürmüş olabilirim'' diyen Çarkın, Mart ayında da Başbağlar, Pınarcık, Perpa, Çiftehavuzlar, Gazi Mahallesi, Bolu-Sapanca-Düzce üçgeni ve daha pek çok katliamda yer aldığını söyledi.
25 Mart'ta Organize Suçlar Şube Ekipleri'nce gözaltına alınan Ayhan Çarkın, Savcı Hakan Karaali tarafından sorgulanıp mahkemeye sevk edildi ve serbest bırakıldı. Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’nın 1990’larda işlenen faili meçhul cinayetler ile ilgili yürüttüğü soruşturma kapsamında, Avukatlar Faik Candan ve Yusuf Ekinci ile Nüfus Müdürü Mecit Baskın ve Sağlık Bakanlığı Müfettişi Namık Erdoğan’ın öldürülmelerine ilişkin yaptığı itirafların ardından 4 Haziran'da tutuklanan eski Özel Harekat polisi Ayhan Çarkın, Sincan Cezaevi’nde tutuklu. Ayhan Çarkın, Namık Erdoğan ailesinin avukatı Yaşar Sayın aracılığıyla konuştu.

'Efeoğlu'nu ellerimle gömdüm'

Ayhan Efeoğlu, Hüsamettin Yaman ve Mehmet Soner Gül isimli öğrencilerin 1992'de polislerce infaz edildiğini söyleyen Çarkın, "Öğrenci Ayhan Efeoğlu da polislerce kaçırıldı ve İstanbul Emniyeti'nde öldürüldü. Efeoğlu'nu ben elimle gömdüm. Üçünün de infaz yerini gösterebilirim" diye konuştu.

Tarık Ümit'in cesedi
Çarkın, 1978’den itibaren MİT içerisinde çalışmaya başlayan, 1980 ve 1990’lı yıllarda çok sayıda olaya adı karışan ve 2 Mart 1995’te kaçırıldıktan sonra kendisinden haber alınamayan Tarık Ümit’in öldürüldüğünü açıkladı. Mahkemenin talep etmesi halinde Tarık Ümit’in cesedinin bulunduğu yeri gösterebileceğini belirten Ayhan Çarkın, “Ben, infaz edildiği yeri, cesedinin gömüldüğü yeri gösteririm. DNA testi yapılır. Durum ortaya çıkar” dedi.

Cinayetinin belgeleri Yılmaz’da
Ayhan Çarkın, 28 Temmuz 1996’da İstanbul’da kaçırılıp öldürülen Kumarhaneler Kralı Ömer Lütfü Topal cinayeti ile ilgili de çarpıcı açıklamalarda bulundu. Çarkın, “Topal cinayetinin perde arkasını en iyi bilen isim Mesut Yılmaz’dır. Yılmaz’da cinayetine ilişkin tüm belgeler var. Söz konusu dokümanların bir kısmı Uğur Dündar’da da var. Topal cinayetiyle ilgili asayiş polisleri tarafından alınmış kamera kayıtları var” dedi. Çarkın, dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Kemal Yazıcıoğlu’nun da cinayete ilişkin tüm detayları bildiğini söyledi. Yazıcıoğlu da geçtiğimiz aylarda aynı soruşturma kapsamında Ankara’da ifade vermişti.

Eymür de olayların merkezinde

Ayhan Çarkın, soruşturma kapsamında İstanbul’da gözaltına alındıktan sonra 30 Kasım 2011’de Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’na şüpheli olarak ifade veren eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür’ün, kendisini olayların dışındaymış gibi göstermeye çalıştığını oysa onun da olayların merkezinde olduğunu belirtti. Çarkın, “Eymür ifadelerinde kıvırmış. Sanki o dönem olan bitenleri sonradan öğrenmiş, olaylara hiç karışmamış, dışarıdan izleyen öğrenen biri gibi anlatmış. Oysa olan bitenin merkezinde kendisi de vardı” diye konuştu.


Deli raporu almaya çalışan Şahin
Ayhan Çarkın, soruşturma kapsamında tutuklandıktan sonra Ankara Nöbetçi 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, beklenmedik bir şekilde, “somut delil yok” denilerek altı eski özel harekatçı polisle birlikte serbest bırakılan ancak Ergenekon davasından tutukluluğu devam eden eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin’in, “Ayhan Çarkın’ın akıl sağlığı yerinde değil” sözlerine de yanıt verdi. Çarkın, şunları söyledi: “Benim akıl sağlığım yerinde. Ancak bana deli diyenlerden İbrahim Şahin kendisi deli olmak için elinden geleni yapıyor. Ergenekon davasından kurtulmak için akli dengesi yerinde değildir raporu almaya çalıyor.”

Sonum Kozinoğlu gibi olmazsa...
Ayhan Çarkın, altı özel harekatçı eski polis ve İbrahim Şahin’in serbest bırakılmalarıyla ilgili olarak da şöyle konuştu: “Bu ekibin içerisinde olan yaşanan olaylara birebir tanıklık eden biriyim. Ankara’da işlenen cinayetleri savcıya anlattım hatta infazların gerçekleştiği yerleri gösterdim. Benim kimseden korkum yok içeride. Yatarım çıkarım diye bir derdim yok. Ne söylediysem arkasındayım. Beni zamanında infaz etmek istediler. Kurtuldum. İçeride kaldığım sürecede herhangi bir tehdit almadım. Allah’ın izniyle sonum Kaşif Kozinoğlu gibi olmazsa ben bu olayları inkar edenlerle mahkemde yüz yüze geldiğimde esas sürprizi yapacağım.”

Ecelleriyle ölmediler, infaz edildiler
Çarkın, kendi dönemlerinden bazı eski özel harekatçıların şüpheli ölümleriyle ilgili de açıklamalar yaptı. Çarkın, “Bana göre bizim ekipten Ahmet Sakarya, Sami Gece, Behçet Oktay ve Sait Yıldırım ecelleriyle ölmediler. Birileri onları infaz etti. Beni de infaz etmek istediler. Ancak ben Oğuz Yorulmaz’ın yardımıyla infaz edilmekten kurtuldum. Hatta İbrahim Şahin’in de infaz edilmek istendiğini biliyorum. Fakat Şahin’i de öldüremediler. Şahin de durumu anlayınca infaz edilmekten kurtulmak için işi deliliğe vurdu” dedi.

Mehmet Ağar mesaj gönderdi

Mehmet Eymür’ün savcılığa verdiği ifadenin ardından tüm gözlerin çevrildiği eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın 9 Aralık'ta İstanbul’da basın toplantısı düzenleyerek hakkındaki iddialar ile ilgili yaptığı açıklamayı da değerlendiren Ayhan Çarkın, “Mehmet Ağar çıkıp açıklama yaptı. İlgili kişilere mesaj gönderdi” dedi. Mehmet Ağar, “Suçumuz olmamıştır, kusurumuz olmuştur” diyerek “yapılanların devlet görevi kapsamında olduğunu” söylemişti.

Girişimlere yanıt verilmiyor
Çarkın, cezaevinde yazdığı kıtabında da Ayhan Efeoğlu’nun infazıyla ilgili şu bilgileri vermişti: “Şubeden çıkarılan bir paket ne bu? Patlayıcı öyle mi? Peki ne olacak? Açık araziye götürüp imha edilecek.Tamam. Müdür önde biz ardında yola devam Trakya tarafından bir yerde ormanlık bir yer ağaçlar çok öyle boylu değil. Tam paketi açalım derken o da ne? Bir insan. A.Efeoğlu..”

Ayhan Efeoğlu, Yıldız Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencisiydi. 6 Ekim 1992 tarihinden itibaren kendisinden haber alınamadı; ailesinin ve avukatlarının tüm girişim ve başvurularına rağmen gözaltında olduğu, hiçbir resmi makamca kabul edilmedi. Üstelik aynı tarihlerde gözaltında olan Hacer Arıkan isimli bir arkadaşı, gözaltında bulunduğu süre içerisinde polislerin kendisine sürekli Ayhan Efeoğlu ile ilgili sorular yönelttiklerini, fotoğraflarını gösterip “Aslan bu mu?” diye sorduklarını ve “Ayhan elimizde, çözüldü” dediklerini ifade ettiği halde gözaltında olduğu kabul edilmedi. Ayhan Çarkın'ın açıklamalarından sonra ailesi, insan hakları savunucuları, ÇHD ve TAYAD'lılar yeniden girişimlerde bulundu ama henüz bur sonuç alınamadı.

İSTANBUL