Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi (NAV DEM), Almanya Aleviler Birliği Federasyonu (AABF) ve PYD’nin Almanya teşkilatının ortaklaşa organize ettiği ve Efrîn Kanton heyetinin katıldığı paneller serisinin 6’ncısı, pazartesi akşamı  Stuttgart Alevi Kültür Merkezi (AKM) salonunda bir panel yapıldı. Oldukça geniş katılımın olduğu panele farklı halklar ve inançlardan insanlar katıldı. Bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan panele Cafer, Mistefa ve Mihemed’in yanı sıra NAV DEM Başkanı Yüksel Koç, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Temsilcisi Adnan Önder ve Stuttgart AKM Başkanı Yücel Yeşilyurt da konuşmacı olarak katıldı. 

Moderatörlüğünü Hüseyin Yamal’ın yaptığı, Kürtçe, Türkçe, Arapça ve Almanca olmak üzere toplam 4 dilden çevirinin yapıldığı panelde açılış konuşmasını Yüksel Koç yaptı. Rojava sisteminin Ortadoğu halkları açısından yarattığı etkiyi ve Rojava’da YPG ve YPJ’nin yürüttüğü destansı direneşi halklara anlatmayı amaçladıklarını kaydeden Koç, sözü Adnan Önder’e bıraktı.


Katliamlara karşı ortak direniş
Önder, demokrasi mücadelesinin ortaklaştırılması gerektiğine vurgu yaptı. Önder, Türk devletinin Kürtlere karşı tavrı ne ise Alevilere karşı tavırının da aynı olduğunu, geçmişte Maraş, Dersim, Çorum ve Gazi’deki zihniyetini bugün DAİŞ çetelerine verdiği destekle devam ettirdiğini vurguladı.
Kobanê direnişin bir nevi Kerbala direniş direnişi olduğunu dile getiren Önder, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu olarak Şengal’de Êzîdîlere ve Türkmenlere yönelik katliamlara karşı tutum sahibi olacaklarını ifade etti. Önder, mazlum halklara dayatılan katliamlara karşı ancak ortak hareket etmeyle sonuç alınabileceğini sözlerine ekledi.

Kimseye saldırmıyoruz

Panelde daha sonra sözü Efrîn Kantonu Başbakanı Hêvî Mistefa aldı. Demokratik Özerklik sistemiyle bölgede yaşayan toplumlar arasında barışın gelebileceğini düşündüklerini kaydeden Mistefa, şunları söyledi: “Rojava’da kurduğumuz sistem kimseye karşı saldırgan bir politika yürütmüyor. Ancak, bize saldırıldığında ise kendimizi koruyoruz. Suriye ve çevresinde çok kirli bir savaş yürütülüyor ve bedeli oldukça ağır. Sistemimizde her halk kendi dili ve kimliğiyle kendisini ifade ediyor. Halklar kimlikleri, dilleri, kültürleri ve inançlarıyla kanton yönetimi içinde yer alıyor. Demokratik Özerklik ve ona bağlı olarak gelişen demokrasi aynı zamanda tüm Suriye için de en uygun modeldir. Bize yapılan bütün saldırılar da bu sistemin yaşam bulmaması içindir.”

BAAS yok etmek istedi
Efrîn Kantonu Dişişleri Bakan Yardımcısı Cihan Mihemed ise Efrin’deki kanton sisteminden önceki sosyal ve kültürel durum hakkında bilgi verdikten sonra “BAAS sistemi, Kürtlere ağır baskı yaptı. BAAS rejimi Kürtleri yok etmek istedi. Türkiye’de bugün Tayyip Erdoğan’ın hep tekrarladığı tek millet, tek bayrak ve tek dil söylemi Süriye’de de BAAS tarafından bizlere dayatılıyordu” dedi.

Eşitlikçi bir yaşam

Kanton ilanının ardından örgütlenen siyasal ve sosyal yaşam hakında bilgi veren Mihemed, “Kürtler, devrimden önce illegaldi. Devrimden sonra ise legal örgütlenmesini sağladı. Kürtler, kantonların ilanıyla birlikte daha örgütlü olarak yaşamını sürdürmeye başladı. Etnik ve inanç grup farkı gözetilmeksizin bütün insanlar eşit olarak kurumlarda birlikte çalışıyor. Kanton yaşamı birlikte yaşamdır” diye konuştu.


Efrîn barış adası
Suriye’nin diğer bölgelerinden kaçıp gelenlerin Efrîn Kantonu’nu bir “cennet” olarak nitelediğini vurgulayan Mihemed, şu ifadeleri kullandı: “Rojava’nın diğer kantonları ve Efrîn’de kadınlar mücadelenin ön saflarında. Kadınlar büyük oranda kurum çalışmaları ve savunmada yer alıyor. Suriye Devrimi’ni başlangıcında Halep’te ilk şehit düşen Silava da bir kadındı. Kobanê’de kahramanca fedai eylem yapan Arîn Mîrkan da bir kadın. Bu kadınlar özgürce ve barış içinde yaşam için şehit düştü.”

Türkiye çeteleri destekliyor

Panelin son konuşmacısı ise Efrîn Kantonu Savunma Bakanı Cafer Süleyman’dı. Kısa bir değerlendirmede bulunan Süleyman, “DAİŞ’in geliştirdiği katliamların örneklerine Osmanlı döneminde rastlanır. AKP, DAİŞ’i her yönüyle destekliyor” dedi.
Süleyman kendisinin Êzîdî, Hêvî Mistefa’nın Alevi ve Cihan Mihemed’in ise Sünni olduğunu söyledi. Süleyman “İşte bunun için tüm statükocu, gerici ve hegemonik güçlerin hedefi oluyoruz” diyerek sözlerine son verdi.
Panel, katılımcıların sorularının cevaplandırılmasıyla son buldu.

Baden Württemberg temasları

Êfrîn Kantonu Başbakanı Hêvî Mistefa, Êfrîn Kantonu Dışişleri Bakanı Süleyman Cafer ve Yardımcısı Cihan Mihemed, Baden-Württemberg Eyaleti temasları çerçevesinde 4 parti ve sivil kurum temsilcileri ile görüştü.
Heyetin görüşmesi önceki gün saat 10:00’da Sol Parti Milletvekili Heike Haensel ile başladı. Bu görüşmeden sonra saat 12:00’de ise Stiftkirche Papazı Vosseles, ardından Yeşiller Milletvekili Jörg Mattias Fritz ve SDP Milletvekili Rita Heller-Haid ile görüşmeler yapıldı.

Tüm bu görüşmelerden sonra heyet üyeleri Göppingen Kobanê İnisiyatifi’nin hazıladığı panele katıldı. Panele katılan Süryani papazlar Melke Teber ve Patris Budak, Êzîdî halkının durumunu gündeme getirerek; YPG, HPG ve YPJ’ye teşekkür ve minnet duygularını sundu.


ABDURRAHMAN KARATAŞ/STUTTGART