Türk ordusu ve bünyesindeki çetelerin işgali altındaki Efrîn’de, yıkım, hırsızlık, talan, kaçırma, cinayet ve nüfus yapısını değiştirmekle Türkleştirme dayatılırken özellikle kadınlar DAİŞ-El Nusra tipi yaşama mahkum ediliyor.
AKP-MHP yönetimindeki Türk devleti, kendisine bağlı DAİŞ ve El Kaide devşirmesi çetelerle birlikte Rusya'nın da onayı ve desteğiyle uluslararası hukuku ve asgari ahlaki normları ayaklar altına alarak 20 Ocak’ta Efrîn bölgesini işgal etmeye başladı. Cerablûs, Ezaz ve El-Bab'ı işgal etmiş olan Türk devleti, Efrîn işgalinin ardından hem varlığını sabitleştirme hem de işgali yayma çabası içinde.
Demografik yapıyı değiştirmek amacıyla Efrîn halkını yerinden yurdundan eden Türk devleti, boşalttığı yerlere Şam bölgesindeki Doğu Guta, Duma, Kalamun’dan çete ve ailelerini yerleştirdi. Ayrıca zaten bünyesinde ve kontrolündeki kamplarda tuttuğu binlerce çete elemanı ve ailelerini de Efrîn halkının evlerine yerleştirdi.
Efrîn halkına karşı en kirli uygulamalara başvuruluyor. Halkın mal-mülküne el konuluyor, kimilerini ev ve topraklarını satmaya zorluyor, kadınlara taciz ve tecavüz başını alıp gidiyor, yüzlerce yurttaş ise kaçırılıp bilinmeyen yerlere götürülüyor.
Türk devleti kentteki hastane ve okulları istihbarat merkezi ve işkencehaneye çevirdi. Kürt dili yerine Türkçeyi zorunlu kılındı.
Türk devletinin bu insanlık dışı uygulamalarında Rusya'nın da belirleyici rolü var, ancak tüm bunlara karşı uluslararası toplum sessiz kalmayı sürdürüyor.
Kadınlar karanlığa hapsediliyor!
Efrîn’de kadınının yaşam alanlarına yönelik baskı ve saldırılara her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Jinnews tarafından servis edilen fotoğraflarda DAİŞ benzeri uygulamaların hayata geçirildiği kentte kadınların, çarşaf ve erkek olmadan dışarı çıkamadığı ortaya çıkmıştı. Fotoğrafların ortaya çıkması ardından kentten ulaştığımız yerel kaynaklar, kadınlara çarşaf zorunluluğunun Efrîn’in tamamına yayıldığı bilgisini verdi. Kentten ulaşan yeni fotoğraf karelerinde sokakta yürüyen kadınların tamamının üzerinde siyah burka olduğu görülüyor. Telefon ile görüntü ve video çekiminin yasaklandığı kentte çekim yapan yurttaşların telefonlarına ya el konuluyor ya da kırılıyor.
Mehmûdiyê Mahallesi’nde küçük yaşta çocuklara camilerde zorla dini eğitim verilip başları kapatılıyor; erkek çocuklar ile aynı ortamda bulunmalarına izin verilmiyor.
Kaçırılanların akıbetleri bilinmiyor
Türkiye ve ona bağlı çetelerin Efrîn kent merkezine yerleştiği 18 Mart'tan bu yana çok sayıda kadın da ya kaçırıldı ya da cinsel saldırıya maruz kaldı. Kaçırma sistematik olarak devam ediyor.
15 cenaze bulundu
Daha ismi ve sayısı öğrenilemeyen çok sayıda kişinin çetelerin elinde olduğunu paylaşan yerel kaynaklar, şimdiye kadar 15 cenaze buldukları bilgisini de verdi.
Geçen hafta da Cindirês’in Dérbelut köyünde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Halkın dışarı çıkmasının yasaklandığı bölgeye çok sayıda asker sevk edildi.
Kutsal yerler tahrip edildi
Talan ve yağmanın devam ettiği kentte Atmana köyünde halkın araçlarına el konuldu. Yine Basûfanê köyünde Êzîdîlerin kutsal yerleri tahrip edildi, yerlerine de cami inşaatlarına başlandı.
Dükkan ve evler paylaşılıyor
Çete elemanları isimlerini dükkan ve evlerinin üzerine yazarak el koyuyor. Kentteki birçok dükkanın üzerine “Ehrar El-Şam”, “Yaklaşmak yasaktır”, “Sultan Murad Güçleri”, “Ebû Ehmed El-Cebûr”, “Ebû Mirhî Tugayı" ve “Ehrar El-Şerqiyê” gibi çete isimleri yazılarak, zorla el konuldu.
Fotoğraf stüdyosu yerine deve kasabı
Kent merkezinde talan edilen işyerlerine yeni işyerleri açılıyor. Kentte “Stüdyo 23” adlı fotoğraf stüdyosu, Guta’da getirilen çete elemanları tarafından develerin kesilip satıldığı kasaba çevrildi. Kesim için kapıda bekletilen deve fotoğraflanırken, işyerinin adı da Guta Kasaphanesi yapıldı.
Diğer heykeller de yıkıldı
Daha önce Demirci Kawa heykelini yıkan Türk çeteleri, heykeltıraş Ehmed Hibo’nun (Wetenî) kentte yaptığı heykelleri de yıktı.
Bir köyden 200 kişi kaçırıldı
Şêrawa’nın Kurzêlê köyünü basan Ehrar El-Şam çetesi elemanları, en az 200 köy sakinin kaçırdı, köy sakinleri cezaevi olarak kullanılan bir okulda tutuluyor.
Ekili arazileri de
Türk askerleri ve bağlı çeteler, Efrînlilerin ekili arazilerini de talan ediyor. Şêra’nın Cudêd köyüne 5 Mayıs günü biçerdöver getiren çete elemanları, yaklaşık 50 hektarlık araziyi biçerek, ürünlere el koydu.

Koşullar zor ama umut var
Evlerini ve topraklarını terk etmek zorunda kalan Efrînliler, yerleştikleri kamplarda bulaşıcı hastalıklar ve toprağa döşeli mayınların tehdidi altında.
Efrîn halkı, yaşamlarını daha güvenli alanlar olan Şehba Kantonu ve Efrîn'in Şêrawa ilçesine bağlı köylerde sürdürme çabasında. Göçertilen kent halkının bir bölümü bu merkezlerde açılan Berxwedan ve Serdem kamplarına yerleşti. Şehba Demokratik Özerklik Yönetimi ve Heyva Sor a Kurdistan'ın kurduğu kamplar için eldeki tüm imkanlar seferber edilmiş durumda.
Bulaşıcı hastalıklar ve mayın
Kurulan bu kamplarda bir yandan dayanışma ve paylama anlayışıyla yaşamlarını sürdürmeye çabası içerisindeki Efrînliler, diğer yandan bulaşıcı hastalıklar ve çetelerce döşenen mayınların tehdidi altında. Birkaç gün aralıksız yağan yağmur nedeniyle kamplardaki çadırların tümü neredeyse su içerisinde kaldı. Bu durum birçok bulaşıcı hastalığa da adete davetiye çıkarıyor.
Ekipman ve ilaç sıkıntısı
Bulaşıcı hastalıkların önünü almak ve sağlık hizmeti vermeye dönük olarak Şehba Kantonu’nun Ehrez ilçesinde bir hastane, Kefer Neye, Fafînê ve Til Rifat ilçelerinde ise sağlık noktaları oluşturuldu. Ancak kurulan ve oluşturulan bu merkezlerde mevcut ihtiyaca yanıt verebilecek yeterli tıbbi ekipman ve ilaç sıkıntısı söz konusu. Bu sebeple bulaşıcı hastalıkların yayılma tehlikesi baş gösterdi.
Çocuklar büyük risk altında
Hijyen şartlarının yerine getirilemediği koşullarda özellikle çocuklar büyük risk altında. Çeşitli hastalıklara yakalanan çocukların yine vücutlarında yaralar çıkmaya başlarken, yeterli gıda, ilaç ve hijyen koşulları sağlanamadığından dolayı son olarak henüz 16 günlük olan Hemrîn Hisên isimli bir bebek kurtarılamayarak yaşamını yitirdi.
Mayınlar can alıyor
Göç eden Efînlilerin yerleştiği merkezlerden biri olan Şehba Kantonu’nu ise özgürleştirildiği 2016 yılı öncesinden kalma çete mayınlarıyla döşeli. Toprağa gömülü haldeki mayınlar, siviller için ciddi yaşamsal tehlike oluşturuyor. Öyle ki Şehba kırsalında son günlerde yaşanan mayın patlamaları sonucu ölen ve yaralananlar oldu. 23 yaşındaki Berxwedan Reşo, Til Qirahê köyünde mayına basması sonucu ağır yaralandı. Yine Ebd El Hemîd Mistefa (10), Şiyar Heftaro (10) ve Ela Twarîs (12) isimli çocuklar ile Leyle Ehmed (42), Xalid Mûse Helayêl (42), Ismayîl Hemo (52), Ehmed Şeref (33) ve Hisên Mihemed Şêxo isimli siviller mayın patlamaları sonucu yaralandı.
Uluslararası desteğe ihtiyaç var
Şehba Kanton yönetimi elindeki bütün imkanları seferber ederek, Berxwedan ve Serdem kamplarında kalan Efrîn halkının yaşam koşullarını düzeltmeye ve ihtiyaçlarını karşılamaya çalışsa da Efrîn saldırılarına onay verip, sessiz kalan uluslararası güçler bu kamplarda kalanlara karşı da duyarsızlık içerisinde. Uluslararası güçlerin bu duyarsızlığına ve içerisinde bulundukları koşullara rağmen direnişlerinden geri adım atmayan Efrîn halkı, evlerine yeniden geri dönecekleri güne dair inanç ve umutlarını yitirmiyor.
Çocuklar için ‘çadır okul’
Şehba’da kurulan Berxwedan Kampı’ndaki çadırlarda çocuklara eğitim de veriliyor.
İşgal ile birlikte binlerce Efrînli çocuk da okulsuz ve eğitimsiz kaldı. 20 Ocak’ta başlayan işgal saldırılarında 30 öğrenci ve iki öğretmen şehit edildi.
Efrîn’de bulunan 318 okuldan 86 tanesi tamamen yok oldu ya da kullanılamaz hale geldi. 42 bin ilkokul, 9 bin hazırlık, 550 enstitü ve 450 üniversite öğrencisi okulsuz kaldı.
Eğitim Komitesi (KPC) ve Efrîn Özerk Yönetiminin yardımıyla Berxwedan Kampı’nda ilkokul öğrencilerinin eğitim göreceği bir çadır okul kuruldu. Birinci sınıftan altıncı sınıfa kadar olan bu çadır okullarda 14 sınıf ve 400 öğrenci okuyor. İlkokul öğretmeni Dijwar İbrahim, şunları dile getirdi: “Çocukların dillerinden, kültürlerinden ve eğitimlerinden uzak kalmaması için biz başlangıç olarak Berxwedan Kampında birinci sınıftan altıncı sınıfa kadar olan okulumuzu açtık. Berxwedan Kampı’yla sınırlı kalmayacak, Şehba’nın köylerinde de aynı şekilde okul kurarak eğitim vermeye başlayacağız.”
Ağır atmosfere karşı
Özellikle bu savaş sürecinin çocukların psikolojisi üzerinde ağır bir etki yarattığını belirten Dijwar İbrahim, şunları ifade etti: “Efrînli çocuklar savaşı görmemişlerdi. Ancak birden ağır bir savaş durumunu yaşadılar. Okulları talan edildi, yıkıldı. Birden bire bu şekil bir durumu yaşamaları onların psikolojisi üzerine de çok büyük etki yarattı. Üç aydır zaten okuldan uzakta kalmışlar. Amacımız birazda çocukları bu ağır atmosferden uzaklaştırmak. O yaşadıkları ağır süreci aşmaları gerekiyor. Biz derslerimizde sürekli sohbet ediyoruz. Neden burada olduğumuzu, neden göç ettiğimizi ve Efrîn’e kendi okullarımıza geri döneceğimizi anlatıyoruz.
Yetim ve öksüz kalanlar
Özellikle bu savaş sürecinde babalarını kaybeden çocuklar var. Bu durumu yaşayan çocuklar için daha ağır ve zor oluyor. Biz çocukların biraz bundan uzaklaşması için uğraşıyoruz. Sürekli onlarla konuşuyoruz, onlar için oyunlar yapıyoruz. Bu şekilde oyalanarak yaşadığı o ağır durumdan uzaklaştırmaya çalışıyoruz. Yine eve gidince de biz ailelerle tartışıyoruz. Ailelerin bu durumda nasıl davranması gerektiğini anlatıyoruz. Çocukların o sürece takılıp kalmaması gerekiyor.”
Kültür sanat çalışmaları
Kamplarda çocuklar için kültür sanat çalışmaları yapılıyor. Müzik, halk oyunları ve tiyatro kurslarına 85 çocuk katılırken, sayıları giderek artıyor. Çalışmalar hakkında bilgi veren Sozdar Xemgin, çocukların kendi kültürüyle büyümesinden vazgeçmeyeceklerini belirterek, "Efrîn hep yüreğimizdedir. Fiziki olarak biraz uzaklaştık ama kültürümüzü bırakamayız ki biz o kültürle büyüdük. Öyle bir kültür ki baştan sona direnişle dolu. Bir halk kültürüyle vardır. Yer değişir ama kültür değişmez. Özellikle de direniş kültürümüzü çocuklara anlatmak çok önemli" dedi.

Şehba’da yeni sağlık merkezi
Şehba Sağlık Meclisi, Türk devletinin işgal ve soykırım saldırılarından Şehba’ya geçmek zorunda kalan Efrîn halkına daha iyi hizmet götürmek için Um El-Hoş köyünde yeni bir sağlık hizmeti açtı. Sağlık merkezinde iç hastalıklar bölümü, diş doktoru ve 2 hemşire bulunurken, kadın hastalıkları bölümünü açma çalışmaları sürüyor.
Kısıtlı imkanlarla hizmet vermeye başlayan sağlık merkezi, tedavisini yapamadığı hastaları başka sağlık merkezlerine sevk ediyor.
ANHA/JINNEWS/ANF/MA/ŞEHBA

