Rojava Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından organize edilen ”Uluslararası Efrîn’de Demografik Değişim ve Etnik Temizlik Forumu” dün başladı. Qamişlo’nun Amudê ilçesindeki Beylesan Konferans Salonu’ndaki forum üç gün sürecek. Efrîn’de devam eden saldırı ve savaş suçlarının yanı sıra buna karşın uluslararası alanda alınabilecek önemlerin masaya yatırıldığı foruma, uluslararası camiadan dünyaca tanınan siyasetçiler, akademisyenler, sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Forumun dünkü bölümünde askeri, siyasi saldırılar ile mevcut durum tartışıldı. Bugün ve yarın ise etnik temizlik ve demografik yapıyı değiştirme politikaları siyasi, askeri, hukuki, kültürel ve tarihsel boyutlarıyla değerlendirilecek.

Forumun açılış konuşmasını Rojava Stratejik Araştırmalar Merkezi (NRLS) Dr. Ehmed Sino yaptı. NRLS tarafından hazırlanan Efrîn raporu okundu. Raporda, işgal hazırlıkları, işgal saldırıları ve işgal dönemi ayrıntılı olarak anlatıldı. İşgal ile birlikte başlayan soykırım, tehcir ve nüfus yapısını değiştirme stratejisi detaylandırıldı.

Kouchner: Ciddi çalışacağız

Foruma katılan Fransa eski Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, Türk işgalciliğine karşı durmaları gerektiğini belirterek, ülkelerine döndüklerinde Türk devletinin öldürme, zorla göç ettirme ve demografiyi değiştirme politikalarının durdurulması için ciddi bir şekilde çalışacaklarını vurguladı.

Daha sonra Efrîn’de işgalci Türk devleti ve çetelerinin yaptığı katliam ve talana tanıklık edenler konuştu.

Prof. Philips: Türk devleti teröristtir

Kolombiya Üniversitesi Barış İnşası ve İnsan Hakları Programı Direktörü ve ABD Dışişleri Bakanlığı Dış İlişkiler eski Uzmanı Prof. David Philips ise yaptığı konuşmada, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi deneyimini olumlu ve önemli bulduğunu belirtti. ”Tüm dünyaya tanıtmak için mücadelemizi sürdüreceğiz. Karanlığa karşı başımızı eğmemeliyiz” diyen Prof. David Philips, şunları söyledi: “Efrîn’de yaşananlar filmler yoluyla anlatılmalı. Tüm dünya buradaki mücadeleyi görmelidir. Yaşananlardan Suriye hükümeti, Avrupa Birliği ve BM Güvenlik Konseyi de sorumludur ve Konsey duruma müdahale etmek durumundadır. Diğer yandan, Efrin’de işlenen insanlık suçlarını belgeleyecek görüntü ve fotoğraflara da ihtiyaç var.”

Türk devletinin Efrîn’de insanlık suçu işlediğini belirten Prof. Phillips, yaşananlara karşı sessiz kalmayacaklarını vurguladı. Prof. Philips, şöyle devam etti: “Sesli bir şekilde Türk devletinin terörist olduğunu haykırıyorum. Türk devleti planlı bir şekilde suç işliyor. Kürdistan’ın işgal altındaki tüm parçaları da Kürt halkı da artık özgürlüğüne kavuşmalıdır. Demokratik projelere sahip olan Kürtler, sadece kendileri için değil, tüm dünya için bedel ödemişlerdir. Bu fedakarlıklarının belgesi de elimizde mevcuttur ve asla unutulmamalıdır. Bu söylediklerimizi herkesi bilmesi için tüm dünyaya duyuracağız.”

Xelîl: Demokrasiyi tehdit görüyorlar

Prof. David Philips’in konuşmasının ardından TEV-DEM Diplomasi Komitesi Sorumlusu Aldar Xelîl söz aldı. Xelîl, demokratik projelerine olan inançlarının tam olduğunu ve bunun için mücadele edeceklerini belirterek, işgalci Türk devletinin, demokratik projeleri yüzyıllık işgal projesi üzerinde tehlike gördüğünü söyledi.

Aldar Xelîl, Türk devletinin Efrîn işgalindeki amaçlarını şöyle sıraladı:

  • Etnik soykırım politikaları ve sivillere yönelik terörle soykırım projelerini devam ettirmek.
  • Suriye’deki terörü bitirme konusundaki rolünün azaldığını gördüğü için DAİŞ’e alternatif oluşturmak.
  • Ortadoğu ve Suriye krizine çözüm için geliştirilen demokratik projelere, Kuzey Suriye’de demokrasi ve ortak yaşam ilkelerine dayalı gelişimine izin vermemek.
  • Suriye topraklarını işgal etmek.
  • Türkiye’deki seçimlerinde, faşist ve şoven kesimlerden oy almak.
  • Suriye’nin geleceğinde daha çok söz sahibi olmak isteyen Türkiye için Efrîn, stratejik bir hedef haline geldi.
  • Suriye krizinin sürekliliğini garantilemek.

Xelîl, neden Efrîn’in seçildiğini ise şöyle izah etti:

  • Demokratik Özerk Sisteme göre örgütlenen Efrîn, coğrafik anlamda da büyük öneme sahip. Minbic’in özgürleştirilmesiyle her üç kanton birleşmiş olacaktı.
  • QSD ve Uluslararası Koalisyon’un Ezaz, Bab, Cerablus ve diğer bölgeleri çetelerden temizledikten sonra İdlb’i de çetelerden temizleme olasılığından korktular. Çünkü burada Türk devletine bağlı çeteler vardı.
  • Halep ve çevresi, Fırat Bölgesi, İdlib ve Suriye sahil kentleri üzerindeki saldırı tehlikesi bu şekilde önlenmiş olacaktı.
  • Erdoğan kendisine bağlı El-Nusra, DAİŞ gibi kendisine bağlı çeteler için Efrîn’i kontrolü altına alıp güvenlikli bölge ilan edecek ve Suriye’de planlarını gerçekleştirmek için de kullanacak.
  • Aynı zamanda Efrîn’in işgal edilmesi, Güney Kürdistan’ın Türk devletinin hegemonyasından çıkma olasılığını da ortadan kaldırıyor.

Türk devletinin soykırım ve demografiyle oynama stratejisini anlatan Xelîl, neden savaş suçları işlendiğini evrensel normlara göre izah etti. Xelîl, uluslararası güçlerin ve kurumların bütün bunlara rağmen sessizliğini eleştirdi.

Dil ve kültür jenosidi

Daha sonra söz alan Prof. Fereh Sabır ise özetle şunları ifade etti: “Efrîn’de şu an yaşananlar dil ve kültür jenosididir. Türkiye, ılımlı siyaset uygulayarak bölgede yeni gelişmeler yarattığını iddia etmekte, ancak sahadaki gerçek bunun tam tersini göstermektedir. Türkiye, QSD’yi Fırat’ın doğusundan çıkarmak; bu hattı geçip Fırat’ın doğu bölgelerine müdahalede bulunmak istiyor. Kendi siyasetini bölgeye zorla dayatıyor. Türkleştirmeye çalışıyor. Efrîn işgali de Rusya ile Türkiye arasındaki pazarlığın sonucudur. Rusya, rejimin İdlib’deki hakimiyetini arttırmak için Türkiye’nin Efrîn bölgesini işgal etmesine izin vermiştir. İran da Suriye’deki varlığını ve Suriye rejim güçlerini korumak için Türkiye’ye hizmet etmektedir.”

Forum diğer konuşmacılarla devam etti. 

 

 ANHA/AMUDÊ