Yüreğimden, hafızamdan silinmeyen Efrînli bir annenin sözü: “Beşiğim bombalarla sallandı.”
Savaş tüm ezberleri bozuyor. Savaş meydanı öylesine bir gerçek ki, yaşamın tüm sırlarını bir çırpıda açığa çıkartıyor, kimin heybesinde ne varsa savaş meydanların da ortalığa saçılıyor.
Korkular, endişeler, ihanetler, kahramanlıklar, cesaret, fedakarlık, yiğitlik..
Güçlü ve zayıf yanlarınla yüzleşiyorsun…
Ve acımasızlık, ve zalimlik ve zulüm de kendini gösteriyor.
İnsanı, kendini, dost ve düşmanı tanımlayabilirsin bu ortamda.
Bu çocuklar da öyle, Bu savaşın gerçek yüzleridirler. Til Rifat’ta katledilen masum çocuklar, Nasıl bir Savaş? sorusunun cevabıdır.
Kimisi daha sütten kesilmemişti
Önce evlerinden, okullarından mahallerinden edildiler. Kimisi emekliyorken, kimisi daha ilk adımlarını atarken yaşama, kimisi okula daha ilk sınıfa başlarken, kimisi daha sütten kesilmemişken, sürgünü yaşadılar.
Topraklarını aldılar, yerini yurdunu evini aldılar, bağını bahçesini aldılar yetmedi, sürdüler yetmedi, doymadılar, yetinmediler, sonra da damarlardaki kanı emmeye başladılar.
Onlar bu savaşın tanımı oldular
Hiçbirimiz tam olarak bu savaşı tanımlayamayız, eksik kalır bir şeyler sürekli. Hepimiz yanılabiliriz, yanıltabiliriz; taraf tutarız, acılarımız, öfkelerimiz vardır. Kinimiz, husumetlerimiz vardır. İnançlarımız vardır, ideolojilerimiz vardır, benimsediklerimiz vardır, reddettiklerimiz vardır. Buna bir de siz; sahtekarlıkları, ikiyüzlüleri, yalancıları, çıkarcıları, hırsızları, özel savaş aygıtlarını da ekleyin.
Ama bu çocukların böyle şeyleri yoktu, tertemiz, dupduru, paktı onlar. Çıkarsız hesapsız, yalansız, dolansız, saf gerçektiler.
Yeryüzü adaletinin, sevginin temsilcileriydiler ve katledildiler.
Kirlenmemiş, yıpranmamış, insanlığın en saf halidirler. Onların yalanı yanlışı yoktur. Dürüsttürler, doğrudurlar yanıltmazlar asla. Sokakta parçalanan, sağa sola savrulan el, kol, bedenleri, tüm vicdanlara karşı bir sestir, sesleniştir. Sokaktaki kan gölü, Erdoğan’ın savaşının özüdür, gerçeğidir, çıplaklığıdır.
Oysa çocuklar birdir
Dünyanın bütün çocukları birdir. Onların Efrînlidirler; Afrikalı ya da Amerikalı olmalarının da bir önemi yoktu.
Vicdanını yitirmiş, kalbi karaya bağlamış, ruhunu satmışların eli kalkar çocuklara. Ancak soysuzlar çetesi olan Erdoğan ve erlerinin kurumuş, solmuş, tükenmiş yüreksizlerin güç getireceği bir iştir. Demek insan ruhunu satınca, kalbinin ritimleri bozulunca, aklı iflas edince, yaşam değerlerinden kopunca Erdoğan oluyormuş. Hiçbir dua, tövbe kurtaramaz seni bu günahlarından.
Bütün dünyaya güçlü olduğunu göstermek istiyor ama çok zayıf, bu çocuklar onun acizliğini gösteriyor. Çocuklardan korkan, özgürce oyun oynamasından rahatsız olan bir sistem çökmüştür, bitmiştir, tükenmiştir, iflas etmiştir.
Yaşamları da çalıyorlar
Bu savaşın görünmeyen yüzleri vardır elbette. Erdoğan’ın öne sürdüğü çete gruplardan çok çok ötedir bu savaş, bu yıkım, bu talan.
İnsanlık değerlerini yitirmiş, bin yılların birikmiş kirliliğin, fosilleşen katmerleşen, can çekişen gerici sistemlerin, insanlık değerlerinin sınandığı bir sahadır bu topraklar. Kılıklar değişiyor, takkeler değişiyor, makyajlar tazeleniyor, allanıyor pullanıyorlar çeteci güçler. Adlar değişiyor öz hep aynı. İflas etmiş sistemleri, baş edilmez sorunları, altında kalmış oldukları krizler, açlık, sefalet… Ve bu yüzden sadece çalıyorlar. Yaşamları çalıyorlar, mallarını, mülklerini, zenginliklerini çalıyorlar, tedirginler, ürperiyorlar… Çünkü sarsılıyorlar, depremler yaşıyorlar.
Krizler yaşıyorlar, bankalardaki sanal, hayali rakamların hiçbir insanı, tek bir insanı, doyurmadıklarını biliyorlar, farkındalar bunun.
Çürümüş sistemlerini ayakta tutmaya çalışıyorlar. Yırtıklarını yamalıyorlar. Korku yaşıyorlar.
Ve bu yüzden, sınırları aşıyorlar, hırsızlığa, talana geliyorlar, buradaki halkın elindeki ekmeği, ağzındaki lokmayı alıyorlar.
İnsanın alnındaki ter kurumaz bir kaynaktır
Ama bu topraklar da kök salmış, toprakla bütünleşen bir halk gerçekliği var, taştan, topraktan ekmeğini, aşını çıkarmasını bilir. Yaşamla bağları sıkıdır. Özgürlüğü emeğidir, teridir ve bu yüzden özgürlüğüne düşkündür. İnsanın alnındaki ter kurumaz bir kaynaktır.
Ve bu yüzden Efrîn halkı bugün çadırlarda kalıyor, yıkık dökük tamir ettiği evlerde, yoksullukla sınanıyor, ama vazgeçmiyor özgürlük sevdasından. Acılara katlanıyor, saldırılara direniyor çünkü onurlu bir yaşamı seçiyor. Tehditlere boyun bükmüyor. Her gün aktif olarak rol alıyor, öncülük yapıyor devrime.
Efrîn halkı bedel verdi, vermeye de devam ediyor ve bu halkın direnişin sembolü oldu, güç, cesaret verdi/veriyor.
Bunca saldırılara rağmen teslim alamadılar ya, sineye çekmediler, çekemiyorlar. Çünkü Efrîn halkının düşman bilinci var.
Kapanmaz bu yaralar
Bir savaşta en kötü şey düşman bilincinin zayıf olmasıdır.
Düşman bilinci zayıf olunca beraberinde diğer her şey zayıf kalır. Ruh, inanç, akıl, yürekte zayıf olur.
Ve bu çocuklar bu vahşeti hep hatırlayacak ve hep yaşayacaklardır. Bununla büyüyecekler. Kopmuş bacaklarına, kollarına baktıkların da bedenlerindeki o şarapnel parçasının yarasına, kesiğine baktıklarında düşmanlarını unutmayacaklar hiçbir zaman. Daima kinle öfkeyle hatırlayacaklardır. Vücutlarına kazılan yaralarla büyüyecekler.
Belki bedenleri bir parça eksik olacak ama yürekleri sağlam olacak, bilinçleri büyük olacak, Ruhları sağlam olacak…