Hatırlarsınız geçen yıl Danıştay Başkanı Zerrin Güngör hanım Rize’de Erdoğan’a eşlik etmiş, beraber çay hasadı yapmıştı. O çayı içenlere ne oldu bilmiyorum ama daha akılda kalıcı bir şey daha yapmıştı. Bir Danıştay töreninde, adaletin bağımsızlığını sembolize ettiği için düğmesiz dikilen cübbesini Erdoğan’ın karşısında iki ucundan tutup birleştirmişti… Küçük davranışlar ama dev anlamlar!
Zerrin hanım, geçen hafta yine gündeme geldi. Bu sefer distopik bir açıklama ile!
Türkiye’de bağımsız ve tarafsız yargı olmadığı yönündeki açıklamalara tepki gösteren Güngör, „CHP eski yargı düzeni değiştiği için çok rahatsız“ dedi ve ekledi: „Ben Danıştay Başkanı olarak sizi temin ederim ki yargı şimdiye kadar hiç bu kadar tarafsız ve bağımsız olmamıştı.”
Bu cümleden sonra Amazon nehrinin kıyılarında yaşayan on çeşit hayvanın intihar ettiği haberleri geldi. Google son projesini durdurma kararı aldı. Yine Amed’de bu sıcaklıkta kar yağışı gözlendiği biliniyor. Ama işin en kötü tarafı bu sözler değil. Bu içine incinmiş ruh hali sinen, şikâyet eden, haksızken hala hak peşinde olma halinin sinikliği değil. En kötüsü ve berbatı bu sözleri önemli düşünür-filozof ve bilim aşkı uğruna gönüllü olarak uranyum elementine maruz kalmayı seçen değerli kişilik Nagehan Alçı’ya söylemesi. Alçı’nın da bunları kamuoyu ile ‘objektif habercilik’ adına paylaşması. Gerçekten hangisine üzülmek gerek? Yargının çok bağımsız olduğunu öğrendiğimize mi yoksa bunlar Nagehan’ın söylemesi mi? Korkunç bir tablonun iki yüzü gibi…
Bir başka durumu da hatırlatmakta fayda var. Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ın 30 Ağustos resepsiyonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eğilerek selamlaması var. O ne eğiliş, o ne teslimiyet, o ne riyakarlık öyle. Yargının sefalet halini bu boyun eğişten daha iyi anlatan ne var bilmiyorum.
***
Özgürlük ve Dayanış Partisi (ÖDP) tarafından 1 Eylül Dünya Barış Günü ile ilgili bir açıklama yapıldı. Bu açıklamada şu ifadelere yer verdiler: “Ne yazık ki Kürt sorunu Suriye savaşı ile birlikte Amerikan müdahaleciliğinin çekim alanına girmiştir. Barışı kazanmanın yolu öncelikle emperyalizmin savaş tezgâhını bozmak, emperyalizmin bölgeye yönelik egemenlik kurma stratejisine karşı direnmekten geçiyor.“
Hı hı! Evet evet! Çok doğru… Anlat anlat, dinliyorum!
Hayır, her şeyi geçtim, ezbere tüm söylemlere de eyvallah da. Benim merak ettiğim, bir parti olarak, önemsediğini söylüyorsun, kendi dünya görüşün çerçevesinde, anladığın bağlamda eleştiriyorsun da, tamam o da güzel! Peki nasıl oluyor bu eleştirdiğin hareketi az bişi takip etmezsin? Diyeceksin ki ediyorum. Hayır etmiyorsun. Ezbere konuşarak rahata kaçıyorsun. Bu konuda bin tane demeç verildi, bin sefer durumların analizi yapıldı, söylenmesi gereken neredeyse ne varsa söylendi. Hele ki Kobanê sürecinden bu yana durumlar tüm çıplaklığı ile ortada iken. Slogan yerine biraz Ortadoğu hakikatine ve gelişen süreçlere bakılsa daha faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
***
AKP Fatih Gençlik Kolları internet sitesinde kendisini Çevre, Şehir ve Kültür Başkanı olarak tanıtan Tolgay Demir, „Düz Dünya Teorisi“ başlıklı bir yazı yayınladı. Demir yazısında, „Dünyanın yuvarlak olması mason uydurması, Dünya düzdür“ dedi, „Özellikle son 500 yıldır küre Dünya tam anlamıyla kabul görmeye başlamıştır ve ilginçtir ki bunu öne sürenlerin tamamı mason kulübü üyeleridir“ diye yazdı. Tolgay Demir, NASA tarafından çekilen fotoğrafların tamamının „photoshop ürünü“ olduğunu da iddialarına ekliyor.
Kopernik’i gözüm kesmemişti zaten, Giordano Bruno arkadaşa ısındığım söylenemez. Galilei’ye tek kelime değmez… Ama Tolgay! Sen aydınlattın bizi. Şuan iknayım, olmayanlar düşünsün. Tabi yine de merak ediyorum, her şeyin dümdüz olduğu bu dünyada bu kadar düzlüğü nasıl bünyede topladın Tolgay? AKP’nin hangi tüzük maddesine maruz kaldın da bu kadar zehirlendin?
Bir yandan da seviniyorum böyle bir yazı için. AKP’nin bunca çelişkileri ve yaptıkları ortada iken onlara inanan ve hala onların arkasından gidip destekleyen birinin durumu(çıkarı için bilerek destek veren ve zoru gördüğünde kaçacak büyük çoğunluğu saymasak), dünyanın düz olduğunu söyleyen birinin durumunda daha kötü bence. Bunu tedavi edersin ama diğeri bayağı zorlar.
***
Diyanet İşleri Başkanlığı’na 2017 yılı için ayrılan 4 milyar 368 milyon lira ödenek 7 ay içinde tükenmiş… Diyanet değil sanki bizim Çarşamba pazarı. Nereye öğüttün bunca parayı? Diyanet işleri ne yapıyor, nereye harcıyor, bunlar merak konusu. Tamam, daha önce deli gibi para verip lüks araç aldınız. Şimdi bir üst modeli mi çıktı da ona para baydınız?
Yoksa borsaya mı girdiniz gizliden? Bitcoin’e para mı yatırdınız, bir gecede çöküş mü geldi? Yetmiyor mu yoksa… Allah belanızı versin en lüksünden, en pahalısından…