DİREN YURTSEVER/MA/ANKARA

TEOG yerine liselere kayıt için getirilen “Veli Tercihine Bağlı Serbest Kayıt Sistemi”ni değerlendiren Eğitim Sen Genel Başkanı Aydoğan, “Eğitim sistemi üzerinden yeni bir rejimi inşası adım adım ilerliyor. Bu hepimiz için çok karanlık bir tablo anlamına geliyor” dedi.

 AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın, TEOG (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş) sınavına ilişkin Eylül ayında yaptığı “TEOG kaldırılsın” şeklindeki açıklamaları sonrası, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) TEOG’u kaldırmıştı. Liselere kayıt için TEOG yerine “Veli Tercihine Bağlı Serbest Kayıt Sistemi" getirildi. Öğrencilerin adreslerine en yakın okula kayıt yapmasını öngören yeni sistemde öğrencilerden sadece “nitelikli okullara” kayıt yaptırmak isteyenler sınava tabi tutulurken, sınava girmek istemeyen ve dolayısıyla “nitelikli okullara” gidemeyen öğrenciler ise evlerinin yakınındaki 5 okulu tercih edebilecek.

 

159’un 136’sı imam hatip

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, yeni sisteme ilişkin Bakan İsmet Yılmaz’ın “merkezi sınavla öğrenci alacak 600 okulun, fen lisesi, sosyal bilimler lisesi ve proje okulları” olacağı yönündeki açıklamasına tepki göstererek, “Bu 600 okulun büyük bir bölümünün imam hatip lisesi olacağını söyleyebiliriz” dedi. Aydoğan, sistemi şöyle değerlendirdi: “Bu okulların ne olacağına ilişkin herhangi bir netlik yok. Öğrencilerden yüzde 10’luk bir dilimin proje okullar üzerinden belirleneceği söyleniyor. Ama bu proje okullara baktığımızda da sadece 159 tane proje okul olarak belirlenmiş. Bu 159 proje okulun içerisinde sadece 23 tane fen ve sosyal bilimler liseleri yer alıyor. Diğerleri imam hatip liseleri.”

 

İmam hatiplere yönlendiriyor

AKP’nin bu sistemdeki hedefini açıklayan Aydoğan “Sınavda başarılı olan ve ilk yüzde 10’luk dilime giren öğrencilerin yoğun biçimde imam hatip liselerine yönlendirilmesi, böylece imam hatip liselerinin akademik başarı oranının yükseltilmesi ve bugün ‘düşman’ ilan edilen ‘altın nesillerin’ yerini alacak yeni nesiller inşasına bu sistemin katkı sunmasıdır. Sistem özelleştirilme ve imam hatipleştirmeyi hızlandırıyor” diye konuştu.

 

Zorunlu tercih dayatılıyor

Yüzde 10’luk dilime girmeyen öğrencilerin ise adreslerine en yakın 5 okulu tercih etmek zorunda kalacağına ilişkin de konuşan Aydoğan, şunları söyledi: “Eğitim bölgelerinde öğrencilerin tüm gereksinim ve isteklerini karşılayacak okul türü ve sayısının olmadığı gerçeği göz önüne alındığında bu durum ‘Her Öğrenci İstediği Okula Gidecek’ belirlemesinin gerçeği yansıtmadığını ortaya koymaktadır. Zorunlu olarak bu okullardan birine yerleşmek durumunda kalan öğrencinin kendi tercihine göre öğrenim görme hakkı ortadan kalkmış olacaktır. Adres bölgelerinin içerisinde farklı lise türlerinin hepsinin bulundurulacağı söyleniyor. Ama bizler böyle bir gerçeklik olmadığını biliyoruz. Özellikle küçük yerleşim yerlerinde her lise türünün bulunmadığını biliyoruz.”

Aydoğan, sistemin getirdiği temel sorunlardan birinin, sınavla öğrencilerin girebileceği 600 “nitelikli okulun” belirlenmemesi olduğunu aktardı. Aydoğan, “Mayıs ayına kadar öğrenciler sınava girdiklerinde hangi okullar üzerinden bir tercih yapacaklarını aylarca öğrenemeyecekler veya hangi okulların hangi kriterde nasıl belirleneceğini ilişkin bu belirsizlik devam edecek” diye konuştu.

 

Ciddi bir ayrıştırma

Yine okulların “nitelikli” ve “niteliksiz” şeklinde ayrılmasının okullar ve öğrenciler arasında ciddi bir ayrıştırmaya sebep olacağını vurgulayan Aydoğan, şöyle yorumladı: “Sınavın kaldırıldığı söyleniyor ama yapılan açıklama ile sınavların kesinlikle kaldırılmadığını hatta nitelikli olarak ifade ettikleri okul sayısının belirtilmesi daha az sayıda okul üzerinden çok daha büyük bir yarış yaşanacak. Ve bu eğitimin paralılaştırılması, etüt merkezleri, kurslar özel dersleri daha da arttıracak. Sistem eğitimi özelleştirecek.”

 

İmza kampanyası başlatıldı

Aydoğan, birçok uluslararası raporda Türkiye’deki öğrencilerin mutsuz ve kaygılı olduğunun yer aldığını dile getirdi. Aydoğan, eğitimdeki değişikliklere karşı Türkiye’nin her yerinde imza kampanyası başlattıklarını belirterek, “Türkiye’nin akademik başarı düzeyi her geçen yıl alt sınırlara indiğini görüyoruz. Ciddi anlamda geleceğimiz yok ediliyor. Eğitim sistemi üzerinden yeni bir rejimi inşası adım adım ilerliyor. Bu hepimiz için çok karanlık bir tablo anlamına geliyor” dedi.

 

İmam hatiplere 6.6 milyarlık pay

Eğitim sistemindeki değişikliklerden dolayı eleştirilerin odağındaki hükümet, 2018 yılı içinde eğitime ayrılan bütçenin aslan payını imam hatip liselerine ayırdı. 

Meclis'te Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki 2018 Merkezi Bütçesi mesaisi ikinci haftasında devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2018 bütçesi önceki gün görüşülerek kabul edildi. Eğitim sistemine dair eleştirilerin odağındaki hükümet, 2018’de yeni imam hatip liselerinin açılması için büyük bir bütçe ayırdı. Bakanlığın 92 milyar TL’lik bütçesinden eğitim harcamaları için ayrılan kısmının 6.7 milyar TL'ye denk düşen yüzde 35’i "din öğretimi"ne ayrıldı.

 2018'de eğitime 134 milyar 727 milyon TL kaynak ayıran hükümet, bu payın 92.5 milyar TL'sini MEB bütçesi olarak belirledi. 27 milyar 761 milyon TL'lik kaynak YÖK ve üniversitelere, 537 milyon TL'lik kaynak ise Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi'ne (ÖSYM) ayrıldı. 

 Bakanlığın bütçesinde en büyük pay ise Din Öğretimi Genel Müdürlüğü'ne ayrıldı. Bakanlık bütçesi 2018'de, geçen yıla göre 7 milyar TL artarak 92 milyar 528 milyon TL’ye ulaşırken Din Öğretimi Genel Müdürlüğü'nün payı da geçen yıla göre yüzde 68 artırıldı. Dini eğitimde payı 7.7 milyar TL’ye çıkaran bakanlık, bütçesinin yüzde 7’sine denk gelen bu kaynağın yüzde 96’sının ise imam hatip liseleri için kullanılması kararlaştırıldı. 

 

Eğitimin kendisine 19 milyar TL

Bakanlığın 92 milyar TL’lik bütçesinin yüzde 69’u personel giderlerine, yüzde 11’i ise memurların sigorta primlerine ayrıldı. Bu kapsamda bakanlığın bütçesinin yüzde 80’ini zorunlu harcamalar oluşturdu. Bakanlığın önümüzdeki yıl eğitim harcamalarına ayıracağı bütçe ise 19.2 milyar TL olarak belirlendi.

Komisyonda sunum yapan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, içinde bulunduğumuz öğretim yılında Türkiye'de bin 777 yeni özel okulun  eğitime başladığını açıkladı. Son iki yılda 2 bin 850 özel okul açıldığını açıklayan Bakan Yılmaz, “Özel sektörün payının arttırılması yolundaki çalışmalarımız devam ediyor” dedi.

 

Tamamı dini eğitim bütçesi

15 Temmuz darbe girişiminin ardından bin 65 özel okulun ve bin 848 öğrenci yurdunun kapatıldığı bilgisini de veren Yılmaz, buna rağmen özel okullara gidişin arttığını söyledi. 

Bakanlığın yatırımları için ayrılan bütçesi de yüzde 6.91 artışla 7 milyar 737 milyon TL'ye yükseldi. Bakan Yılmaz, yatırım bütçesinin kullanımında yoğun göç alan şehirlere öncelik verileceğini öne sürdü. Okulların inşaatı, kütüphanesi, laboratuvarı, spor salonu gibi alanların yapımı için ayrılan yatırım bütçesinin 6.7 milyarlık dini eğitim bütçesine de yakın bir pay olması dikkat çekti.


Yüzde 5’i taşımalı eğitim

Bakan Yılmaz, 2017-2018 eğitim öğretim yılında 757 bin 714 öğrencinin taşımalı eğitimi kullandığını aktardı. Bakan Yılmaz’ın paylaştığı verilere göre, Türkiye’deki öğrencilerin yüzde beşi taşımalı eğitimle okuluna gidebiliyor.