- Yurtsever bir ailede büyüyen Jînda Şerker, ‘Elime kına yakın’ diyerek evden ayrıldı ve mücadele saflarına katıldı. Mêrdîn’in asil yurtseverlik kültürünü metropollerden alıp Qendîl, Cîlo ve Avaşîn siperlerine taşıyarak 3 Temmuz 2018’de şehadete ulaştı.
- Jînda Şerker’in abisi İdris Uzkaş, ailesinin yıllar içinde çok sayıda şehit verdiğini belirterek, “Artık barış olsun istiyoruz. Bedel ödemeyenler, bu mücadeleyi baltalamak için bir sürü şey söylüyor. Onların Kürtlüğünden şüphe ediyorum” dedi.
ERDOĞAN ZAMUR/BASEL
Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nde 3 Temmuz 2018’de şehit düşen Jînda Şerker’in abisi İdris Şerker, “Bedel ödeyenler barış istiyor. Bedel ödemeyenler ise bu mücadeleyi baltalamak için bir sürü şey söylüyor. Onların Kürtlüğünden şüphe ediyorum” dedi.
Jînda Şerker (Meryem Uzkaş), 1989’da Mêrdîn’in köklü yurtseverlik geleneği ve kadim Torî bölgesinin kültürüne mensup öz değerlerine bağlı bir ailenin 11 çocuğunun yedincisi olarak dünyaya gelir. Çocukluğu Nisêbîn’in Abdulkadir Paşa Mahallesi’nde geçer. Ulusal bilincin son derece güçlü olduğu bir atmosferde büyür. Aile çevresinden ve yakın akrabalarından Kürdistan Özgürlük Mücadelesi saflarına katılımlar, Jînda’nın zihin ve duygu dünyasını erkenden şekillendirir.
Jînda Şerker’in abisi İdris Uzkaş, kız kardeşinin yaşamını, mücadeleye katılımını ve ardından yaşanan süreci anlattı.
Nisêbîn’den İstanbul’a göç
Jînda, ilkokulu Nisêbîn’de 4. sınıfa kadar okur. Ailenin yurtsever oluşu, devlet baskısının giderek artmasına neden olur. Önce İdris, daha sonra diğer iki abi İstanbul’a yerleşir. 2000’de ise bütün aile, İstanbul’un Küçükçekmece ilçesine bağlı Kanarya Mahallesi’ne taşınır. Nisêbîn’de okula gitmeyi bırakan Jînda, İstanbul’da bir süre evde kalır. Uzkaş kardeşler, 2008’de bir tekstil atölyesi açar ve bütün aile bu atölyede çalışmaya başlar.
Abi İdris Uzkaş, o süreci şu sözlerle anlattı: “Büyük kardeşlerim başka tekstil atölyelerinde çalışıyorlardı. Ailenin tamamı İstanbul’a gelince hep birlikte çalışabilelim diye bir tekstil atölyesi açmaya karar verdik. Bütün kardeşler orada çalışmaya başladı. Jînda da 2014’e kadar o atölyede çalıştı.”
‘Her zaman duyarlıydı’
Jînda’nın çocukluktan gençliğe adım attığı yıllarda bile çok duyarlı olduğunu anlatan İdris Uzkaş, “Kanarya Mahallesi oldukça büyük bir yer. Farklı illerden gelen insanlar, mahallede farklı bölümlere yerleşmişler. Bizim oturduğumuz yer daha çok Mardinlilerin ve Şırnaklıların yaşadığı bir yerdi. Jînda, kapımızın önüne saksıda çiçek ekmişti. Odasının penceresinin önü de çiçeklerle doluydu. Çiçeklerin bakımıyla hep o ilgilenirdi. O, sadece çiçeklerle değil, atölyedeki herkesle de ilgilenirdi. Kardeşlerimin dışında yanımızda 30-40 kişi çalışıyordu. Jînda, her çalışanla yakından ilgilenirdi.”
Duyarlılıktan kararlılığa
Jînda, çocukluktan gençliğe adım attığında da yurtsever bir ortamda yetiştiği için çevresinde yaşanan gelişmelere kayıtsız kalmaz. Bir süre sonra atölyede çalışmayacağını, gençlik çalışmalarında yer alacağını söyler. Eve gelir ve kardeşlerine, “Ben gidiyorum, elime kına yakın” der. Annesi kızar ve kendisine, “Sen daha çocuksun” der. Ancak Jînda kararlıdır. Kınayı eline yakar ve sabah, eli kınalı olarak evden çıkar. Kardeşlerine daha önceden gençlik çalışmalarında yer alacağını söylemiştir. Annesi dışında herkes onun kararını onaylamıştır. Zaten aile, partiyi bilen, yurtsever ve tanınan bir ailedir.
Annesi kararlılığı karşısında pes etti
İdris Uzkaş, annesinin Jînda’nın gidişine gönlünün razı olmadığını, ancak Jînda’nın kararlılığı karşısında yapabileceği bir şey kalmadığını belirterek şunları anlattı: “İlk karar alıp gittiğinde İstanbul’daydı. Bir gün onu gördüm. Uzun uzun konuştuk. Ona dedim ki: ‘Herkes bu ağırlığı kaldıramaz. Sen bu ağırlığı kaldırabilecek misin? Eğer kendine inanıyorsan yolun açık olsun. Yok, yapamayacaksan bu onurlu işin yükünü senin omuzlarından alırım.’ Bana sarıldı ve ‘Abi, ben zaten yürüdüğüm yolun ne kadar onurlu olduğunu biliyorum. Ailemin, halkımın onurunu yaşatmak için bu yola çıktım. Bana güvenin’ dedi.
Jînda, İstanbul’da aktif olarak çalışmalarda yer almaya başlamıştı. Artık eve gelmiyordu. Annem sürekli onu sormaya başladı. Ben onu annemle yüzleştirdim. Bir gün onu alıp eve getirdim. Annem odada oturuyordu. Anneme dedim ki: ‘Bak, sen diyorsun ki benim kızımı kandırdılar. Aha, kızın burada. Eğer kızını kandırabiliyorsan kandır, evden çıkmasın.’ İki gün evde kaldı. İki gün boyunca annemle hep beraberdi. Sonunda annem de onun kararlılığı karşısında pes etti.”
İstanbul’dan Botan’a uzanan yol
Bir süre sonra Jînda, İstanbul’dan ayrılır ve ailesiyle ilişkisi tümüyle kopar. Aileye, Şırnex’te olduğu yönünde bazı bilgiler ulaşır. O döneme ilişkin İdris Uzkaş şunları paylaştı: “Jînda en son 2014’ün Eylül ayında eve geldi, sonra bağlantı kurmadı. Tanıdıklarımız, Jînda’nın Cizîr’de olduğunu haber verdiler. Sonra bize bir mektup ve iki fotoğraf yolladı. Ben kalkıp Cizîr’e gittim. O dönem öz yönetim direnişi yeni başlamamıştı. Heval Mehmet Tunç’la görüştüm. Zaten daha önce tanışıyorduk. Şırnex’te çalışma yaptığını söyledi ama yüz yüze görüşemedik. Yasaklardan bir hafta önce, yani Cizîr’deki sokağa çıkma yasağının başlamasından bir hafta önce o bölgedeydim. Mehmet Tunç bana, ‘Buradaki, yani Botan’daki çalışmalarda yer alıyor. Ama şu an Silopî’de mi, Nisêbîn’de mi, Cizîr’de mi, nerede olduğunu bilmiyoruz’ dedi.”
Avaşîn’de şehadete ulaştı
Ardından öz yönetim direnişleri başlar. Yasaklar başlayınca aileyle ilişki bütünüyle kesilir. Başûrê Kürdistan’dan gelen birkaç kişi, Jînda’nın bir dönem Kerkûk’te çalışma yürüttüğünü ve oradan da eğitime gittiğini söyler. Devlet ile PKK arasındaki çözüm süreci masası da devrilince şiddetli bir çatışma dönemine girilir. Bu koşullarda Jînda’dan haber almak da imkansız hale gelir.
Jînda, 3 Temmuz 2018 tarihinde Avaşîn’e bağlı Aris Faris alanında gerçekleşen hava saldırısı sonucunda şehit düşer.
***
En çok bedel ödeyenler barış istiyor
Önder Apo’nun çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne, başta şehit aileleri olmak üzere herkesin sahip çıkması gerektiğine işaret eden İdris Uzkaş, şunları ifade etti:“Biz halk olarak savaşa karşıyız. Biz barış istiyoruz. Bir şehit abisi ve ayrıca birçok şehidi olan bir ailenin mensubu olarak bunu söylüyorum. Ciddi bir bedel ödedik ama artık barış olsun istiyoruz. Bu süreci sahiplenen ve sürecin başarıya ulaşması için mücadele etmek isteyenler genellikle ya şehit aileleri ya gerilla aileleri ya da tutsak aileleridir. Yani bedel ödeyen, emek veren, çalışmalarda bir şekilde ucundan tutan insanlardır.
Kimse bu saatten sonra Kürtlerin haklarını ve hukukunu yok sayamaz. Kürt halkı bu yola Önder Apo ile çıktı. Sonunu da yine Önder Apo ile getirecektir. Bunu sadece ben değil, anneme de babama da sorsan aynı şeyi söyleyeceklerdir. Bu mücadelede az çok bedel ödeyen insanlar bunu söyleyecektir. Ama bedel ödemeyenler, her gün sosyal medyada veya farklı mecralarda, sanki bugüne kadar mücadeleyi veren kendileriymiş gibi, bu mücadeleyi baltalamak için bir sürü şey söylüyorlar. Onların Kürtlüğünden, insanlığından ve düşüncelerinden şüphe ediyorum. Çünkü sen bu mücadeleye sahip çıkmak ve başarıya ulaşmasını istiyorsan bu kahramanların ve şehitlerin bayrağına sahip çıkacaksın ve bu sürecin etrafında çember olacaksın.”
***
Şehitler yaşamında iz bıraktı
Jînda’nın yurtsever ve devrimci kimliğinin oluşumunda ailenin şehitleri ve yurtsever çevresi etkili olur.
* Ailenin ilk şehidi, annesinin amcasının oğlu Celal Acar’dır. Celal Acar, Özgürlük Hareketi’nin yeni boy verdiği yıllarda milis olarak çalışmalara katılır. Deşifre olunca artık eve gelmez. Yaşamını yitiren kardeşinin cenazesi için köye gelir ve ihbar edilir. Askerler tarafından yakalanarak köyün ortasında katledilir.
* Ailenin bir diğer şehidi, ilk milislerden Ahmet Uzkaş’tır. Ahmet Uzkaş, Mersin’de çalışmalara katılır. Bir süre Manisa’ya, ardından İstanbul’a gönderilir. Ancak o, dağlara gitmekte diretir. 1990’da Cizîr ile Nisêbîn arasında bir aracın çarpması sonucu şehit düşer.
* Jînda’nın amcasının torunu İdris Uzkaş (Tekoşer Cudi), 2018 yılının Mart ayında Hazro’da şehit düşer.
* Halasının kızı Zakire Doğala (Viyan Ruken), 2012’de Çelê (Çukurca)’da çıkan çatışmada yaralanır. Arkadaşlarından kopmasına rağmen yaralı haliyle Metîna’ya geçer. Hastanede şehadete ulaşır.
* Teyzesinin oğlu Rıdvan Acar (Dilxwaz Kerboran), 2015’de Kobanê’de şehit düşer.