- Nisêbîn’de kadınların ortak emeğiyle üzümden kışlık ürünler hazırlanıyor. Yaz aylarında Belçika’dan memleketine dönerek bu ortak emeğin bir parçası olan Emine Yalçın, “Kadın kooperatifleriyle bu dayanışmayı büyütmeliyiz” dedi.
- Üretim bilgisini büyüklerinden devraldığını belirten Emine Yalçın, “Bize yalnızca üretmeyi değil; birlikte çalışmayı, paylaşmayı ve dayanışmayı da öğrettiler. Görevimiz, bu kültürü gelecek kuşaklara aktarmaktır” diye konuştu.
FİLİZ ZEYREK / BRÜKSEL
Belçika’da yaşayan Emine Yalçın, büyüklerinden öğrendiği üretim geleneğini kadınların ortak yaşam kültürüyle buluşturarak Nisêbîn’den sınırların ötesine taşıyor.
Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesine bağlı Ömerya (Omerian) bölgesinde bağ bozumunun ardından kazanlar kuruldu. Bağlardan toplanan üzümler, köyün kadınlarının ortak emeğiyle önce şıraya, ardından pekmeze, bastığa ve cevizli sucuğa (benî) dönüştürülüyor.
Belçika’da yaşayan Emine Yalçın da yaz dönemlerinde memleketi Herbe köyüne giderek yakınlarıyla bu geleneğe dahil oluyor. Memleketindeki aile bağlarını ve kültürel değerleri yaşatmayı sürdüren Emine Yalçın, üzümden kışlık ürünler hazırlama sürecinin çocukluğundan bu yana hayatının bir parçası olduğunu belirtiyor.
Bölgede üzümler eylül ayından itibaren toplanmaya başlıyor. Bölgeden bölgeye değişmekle birlikte pekmez, bastık ve cevizli sucuk üretimi genellikle eylül ve ekim aylarında yapılıyor.
‘Bu kültür hayatımızın bir parçası’
Üretim bilgisini çocukluğundan beri büyüklerinden devraldığını belirten Emine Yalçın, “İmece, birbirimizin yükünü hafifletmek ve dayanışma içinde yaşamaktır. Bu geleneği annelerimizden ve ninelerimizden öğrendik. Bizim için bu süreç yalnızca belirli bir mevsimde yapılan bir iş değil; çocukluğumuzdan beri bu kültür hayatımızın bir parçası. Üzümün toplanmasını, şırasının çıkarılmasını, kazanlarda kaynatılmasını ve kışlık yiyeceklere dönüştürülmesini görerek öğrendik. Bize yalnızca üretmeyi değil; birlikte çalışmayı, paylaşmayı ve dayanışmayı da öğrettiler” dedi.
İmeceyle büyüyen kadın dayanışması
Üretim döneminde kadınların ortak bir emek etrafında buluştuğunu belirten Yalçın, imecenin birbirinin yükünü hafifletmek ve bilgiyi paylaşmak anlamına geldiğini vurguluyor. Kadınların birlikte çalışarak hem üretim deneyimlerini aktardığını hem de toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini ifade eden Emine Yalçın, kadın emeğinin görünür olması ve üretimde söz sahibi olmalarının önemine dikkat çekiyor.
‘Kolektif üretim emeği görünür kılar’
Kürt kadınlarının gıda işlemede ve kışlık hazırlıklarında kritik bir rol üstlendiğini söyleyen Emine Yalçın, “Kadınların emeği çoğu zaman görünmez. Oysa bir ürünün ortaya çıkması, insanın emeğinin birleşmesiyle mümkündür. Kolektif üretim, bu emeği görünür kılmanın yoludur. Kadınların yalnızca çalışması değil, emeğinin karşılığını alması ve üretim üzerinde söz sahibi olması gerekir” diye konuştu.
Bu kültür yaşatılmalı
Mezopotamya’nın köklü üretim geçmişine işaret eden Emine Yalçın, “Nusaybin ve çevresindeki bağcılık kültürü, insanların doğayla kurduğu ilişkinin parçasıdır. Geçmişte insanlar ürünleri en iyi şekilde değerlendirmek zorundaydı. Üzüm yalnızca taze tüketilmez; pekmez, bastık, cevizli sucuk ve kuru üzüm yapılarak saklanırdı. Bu bilgi ailelerin hafızasında yaşadı. Görevimiz, büyüklerimizden devraldığımız bu kültürü gelecek kuşaklara aktarmaktır” sözlerini dile getirdi.
Üzümden kışlık lezzetlere
Üzümün kışlık ürünlere dönüşme sürecini özetleyen Yalçın, “Hasat zamanı üzümler bağlardan toplanır, temizlenir ve geleneksel yöntemlerle ezilerek şırası çıkarılır. Şıra büyük kazanlarda kaynatılarak istenen kıvamda pekmez haline getirilir. Bastık ve cevizli sucuk (beni) yapımında ise pekmez nişasta veya unla koyulaştırılır. İpe dizilmiş cevizler bu karışıma batırılıp kurutulur; bastık için karışım ince tabaka hâlinde yayılıp kurumaya bırakılır. Her aşama tecrübe ve dikkat ister” ifadelerini kullandı.
Ortak yaşamın bir parçası
Ürünlerin kıvamını tutturmanın inceliklerine ve besleyici değerine değinen Emine Yalçın, “Üzümün kalitesi ve ateşin ayarı çok önemlidir. Büyüklerimizden ürünün renginden, kokusundan ve kıvamından aşamasını anlamayı öğrendik. Pekmez ve cevizli sucuk doğal ve besleyicidir ancak ölçülü tüketilmelidir. İnsan kendi emeğiyle bir ürün hazırlayıp ailesiyle paylaştığında, o yiyecek hatıraların ve ortak yaşamın bir parçasına dönüşür” dedi.
Gençleri üretime dahil olması önemli
Değişen yaşam koşulları ve gençlerin ilgisine değinen Emine Yalçın, “Bugün yaşam koşulları değişti, hazır ürünlere ulaşmak kolaylaştı. Gençlere bu geleneklerin arkasındaki emeği ve köy hafızasını anlatmak gerekir. Büyüklerin anlattıklarını kaydetmek ve gençleri sürece katmak önemlidir. Kültürümüzü bugünün koşullarında yaşatacak yeni yollar bulmalıyız” diye konuştu.
Sınırları aşan bir kültürel bağ
Belçika’da yaşamasına rağmen yaz dönemlerinde memleketine dönerek geleneksel üretime katılan Emine Yalçın’ın, göçle birlikte değişen yaşam koşullarına karşın kültürel bağların nasıl sürdürülebildiğini de ortaya koyuyor.
Toprak yapısının ürün kalitesine etkisini belirten Emine Yalçın, “Nusaybin’in iklimi, toprağı ve üzüm çeşitleri bağcılığın özelliklerini belirler. Hangi üzümün ne zaman toplanacağını ve hangi üründe kullanılacağını bilmek yılların deneyimidir” dedi.
‘Toprağınıza ve emeğinize sahip çıkın’
Son olarak kadınlara ve gençlere çağrıda bulunan Emine Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı: “Toprağınıza, dilinize, kültürünüze ve emeğinize sahip çıkın. Kadın kooperatifleri ve ortak üretim gruplarıyla dayanışmayı büyütmeliyiz” dedi