Minbic Askeri Meclisi Üyesi Ebu Leyla, 1 Haziran’da startı verilen Minbic’i özgürleştirme hamlesinde 3 Haziran günü Xefiet Ebû Qelqel köyünde, bir havan topunun yakınına düşmesi sonucunda ağır yaralandı. Başına şarapnel parçası isabet eden Ebu Leyla, kaldırıldığı Silêmanî’deki (Süleymaniye) hastanede, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamayarak şehitler kervanına katıldı. 5 Haziran’da şehadete ulaşan Ebu Leyla, dün o çok sevdiği ve uğruna 7 kez yaralandığı Kobanê’de, Şehit Dicle Şehitliği’nde toprağa verildi. Aslen Kobanêli olan Ebu Leyla, savaş öncesi Minbic’te yaşıyordu. Özgürlüğe olduğu kadar toprağına, kızına ve yaşama da bağlıydı. 

Rojava Devrimi ya da Kobanê direnişi kimine göre ‘küçük bir mucize’, kimine göre ‘direnmenin yeni adı‘, kimilerine göre ise ‘Başka bir dünya mümkün’ diyenlerin bu çağda sarıldıkları umuttu. Estirdiği rüzgarın etkisi, Ortadoğu’da yeni devrimlerin kapısını aralarken, o mucizeyi yaratanlara ise insanlık tarihi çok şey borçlu. Tarihin en barbar çetelerinden birinin yarattığı korku iklimini tersine çevirmek için ölümle alay edercesine şiirsel bir savaşa girenlerden biri de Ebu Leyla’ydı. Ne söylense biraz eksik kalacak Ebu Leyla için ama ‘Unutulmaya karşı mücadeledir tarih’, bu yüzden ‘Kahramanlık çağı bitti’ diyenlere inat anlatmak gerek.


Burkan El Fırat

Eylül 2014’te Kobanê’nin batısında ilan edilen Burkan El Fırat Ortak Operasyon Merkezi kuruluyordu. O zamanlar daha Kobanê’ye yönelik kapsamlı sadırılar olmamıştı. Bugünün Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) çekirdeğini oluşturacak Burkan El Fırat, 10 Eylül’de kuruldu. Çoğu kimse Ebu Leyla’nın adını, o zaman duydu. Burkan El Fırat’ın kurulmasında koordine edici rol üstlenen Faysal Saidûn (Ebu Leyla), Şems El Şemal Tabur’unun komutanıydı. 

Ebu Leyla, uzun boyu, tebessümü eksik etmediği yüzü, siyah sakalı ve başında kaşkolü ile duran sıra dışı komutan... İsmi başlangıçta herkese garip geliyordu çünkü ataerkilliğin çeteler eliyle kurumsallaştırılmaya çalışıldığı topraklarda bir erkek evladı olduğu için değil, “Ben kızımın babası olduğum için gururluyum” diyecek kadar içselleştirilmiş devrimci bir kişiliğe sahipti Ebu Leyla. Ki bu yüzden kendine isim olarak kızının adını vermişti: Leyla’nın babası.  


Öncesi vardı

1984 yılında Kobanê’de doğdu. Çocukluğu Minbic sokaklarında, halkının bağrında geçti. Ailesinin karşılaştığı ağır maddi yaşam koşulları nedeniyle okuyamadı. Henüz küçük yaşında emekle tanıştı. Ailesine katkıda bulunmak için en ağır işlerde çalıştı. Evlendi ve 4 kızı oldu. 

Halkını BAAS rejimine karşı savunmak için başkaldırıp silahlanan ilk insanlardan biri oldu Ebu Leyla. Halep’ten Eyn Îsa’ya kadar savaşan komutanlardandı. Daha sonra silahlı gruplar kurarak DAİŞ çetesine karşı Minbic ve Cerablus’ta aktif mücadeleye atıldı. Kurduğu bu silahlı gruplarla Minbic Kültür Merkezi ve Cerablus’un birçok yerinde DAİŞ çetebaşlarına karşı etkili eylemler gerçekleştirip ağır darbeler vurdu. Ebu Leyla, 2013 yılında Cebhet El Ekrad (Kürt Cephesi) şemsiyesi altında mücadele eden ‘Ehrar Sûriye Tugayı’nı (Suriye Kurtuluş Tugayı) kurdu. 2014’te ise ‘Suwar Cebhet El Şerqiye’ (Doğu Cephesi Devrimcileri) adıyla yeni bir grup oluşturdu. Ardından bu güce bağlı ‘Şems El Şemal’ (Kuzey Güneşi) Taburunu kurdu. 


Vahşete karşı siper

Burkan El Fırat’ın kuruluşundan 5 gün sonra yani tarihler 15 Eylül 2014’ü gösterdiğinde DAİŞ çetesinin Kobanê’ye yönelik o kapsamlı saldırısı başladı. Şengal’de vahşi yüzünü gösteren DAİŞ, Kobanê’de de aynı tabloyu sergilemek için harekete geçirilmişti. YPG/YPJ savaşçılarının insanüstü direnişi sayesinde DAİŞ’in o çok istediği kaçırma, tecavüz ve katletme politikasının önüne set çekilirken, Batı cephesinde vahşete karşı göğsünü siper edenlerden biri de Ebu Leyla’ydı. 


Hep en ön mevzilerde

Hep en ön mevzide olan ve mevziler arasında mekik dokuyan o yerinde durmaz Ebu Leyla’nın peşinde de çok güvenen savaşçıları eksik olmazdı. Bölgenin coğrafyasına uygun renkte giydikleri toz rengi kıyafetleriyle hemen dikkat çekerlerdi. Derken çatışmalar, kentin içine girdiğinde de Burkan El Fırat’tan kimi taburlar kenti terk etmek isterken, Ebu Leyla ve taburu ise devrimci bir hamleyle kentte savaşın en yoğun olduğu Doğu Cephesi’ne geçmek için dayattılar kendilerini.


Sûk El Hal’in dili olsa...

Doğu Cephesi’nde de çatışmaların en yoğun olduğu Sûk El Hal (Sebze hali) bölgesini tutan Ebu Leyla ve sayıları belki de 20’yi geçmeyen savaşçıları, DAİŞ’e karşı irade savaşına girdiler. ‘Sûk El Hal’in dili olsa da direnişini anlatsa...’ dedirtecek kadar büyük direnişlerin sergilendiği Doğu Cephesi’nde geceli gündüzlü çatışmalar devam ederken, savaş boyunca dinlediğimiz telsizlerden en çok Ebu Leyla’ya yapılan çağırıları dinlerdik. 


Heval Feysel vegere!

YPG komutanlarının “Heval Feysel vegere cihê xwe (Feysel Heval yerine dön)” çağrılarını duyduğumuzda Ebu Leyla’nın yine DAİŞ mevzilerinin üstüne üstüne gittiğini anlamak onu tanıyanlar için zor bir şey değildi... Telsizlerden “Heval Feysel te mala cebilxanê xerab kir (Heval Feysel cephanenin/mühimmatın ocağını yaktın) çağrıları geldiğinde ise Ebu Leyla’nın yine o çok sevdiği BKC silahıyla düşman mevzilerini ateş altına aldığını anlardık. 

Bir YPG komutanının bir gün kendisine ‘Heval Feysel niye bu kadar cephane harcıyorsun?’ diye sorduğunda bize dönerek, “Bakmayın böyle dediklerine onların cephanesinin de hepsi benim” demesi ise herkesi güldürmüştü. Aynı mevzu başka bir seferinde açıldığında ise “Vurduğum DAİŞ’lileri saymıyorsunuz, attığım mermileri sayıyorsunuz” demesi ise Ebu Leyla’nın bildiğini okuyacağının gösteriyordu.


24 saat çalışıyordu

Zılgıt ve marşlarla DAİŞ’in üzerine yürürken adeta ölümle dalga geçen o adam, gün içerisinde devamlı olarak bir çalışma içerisindeydi. Ya bir mevziyi onarırdı, ya geceden aldığı tecrübeyle sızma yapılacağını tahmin ettiği yerlere mayın döşerdi. O yüzden de elleri devamlı çamur olan Ebu Leyla yemeğe gelmeden önce yoldaşlar hafif bir tebessümle “Feysel Heval ve çamurlu elleri yine geldi” derlerdi. Çatışmaların nispeten durulduğu anlarda da en çok sevdiği parçalardan olan “Em biçûk bûn, evîndar bûn / Ew tiştên berê bûn xewn û çûn (Çocuktuk sevdalıydık / Onların hepsi rüya oldu, geride kaldı)” ile İbrahim Rojhilat’ın “Dûr neçe heval / Zemheri tofan e / Bahoz û boran e (Uzaklara gitme heval / Zemheridir, tufandır / Fırtınadır, borandır) parçasını söyleyerek, savaşçılarına moral verirdi. 


Şengal gibi olmayacak

Ebu Leyla ileri görüşlü ve güler yüzlü, devrimci bir komutandı. Kobanê’nin varlık mücadelesi olduğunu sezmiş ve düşmeyeceğine o içten gülüşüyle herkesi inandırmayı başarmıştı. Kobanê‘nin Kürtler, Kürtlük ve Kürdistan ile halklar için anlamını idrak etmişti. 5 Ekim 2014’te şunları söylüyordu: “Biz zafere kadar YPG’ ile birlikteyiz. Kobanê varlığımızdır, o Kürt halkı için var olma-yok olma meselesidir. Kobanê, ağır silahlara sahip olmalarına karşın 24 saat içinde DAIŞ’li çetelerce işgal edilen Tikrit veya Anbar değildir. Kobanê günlerdir hafif silahlarla eşsiz bir kahramanlıkla direniyor. Kobanê’nin direnişi sürecek, Şengal trajedisi tekrarlanmayacak. Kürt halkına düşmanlık yapan birçok çevrenin DAIŞ’e destek vererek Kobanê direnişini yıkma çabası içinde olduklarını görüyoruz. Ben o çevrelere, direnişimizi sürdürdüğümüz sürece, elimizde kalaşnikof ve içimizde özgür irademiz oldukça tüm planlarınız boşa çıkaracaktır, diyorum. Ben bunları size şimdiden haber veriyorum’’ demişti. Tam da dediği gibi Kobanê düşmemişti. 


Şam, Kobanê‘nin güneyinde

Hiçbir zaman düşmeyen temposu ve neşesiyle cepheden cepheye koşan o yorulmak bilmeyen Ebu Leyla ile 7 Kasım tarihinde yaptığımız röportajda söylediği şu sözler ise Kobanê direnişinin büyüklüğünü gösterdiği gibi bugün Kuzey Suriye’yi DAİŞ’ten temizleyen Kobanê direnişçilerinin kararlılığını daha o günden gösteriyordu: “Herkes Kobanê’yi ve Kobanê’nin direnişini gördü. Belki önceleri Kobanê’nin adını bile bilmeyen insanlara ‘Şam nerede?’ diye sorarsanız, size ‘Şam, Kobanê’nin güneyindedir’ cevabını verecektir.”


Mürşitpınar’ın fedai ruhu

Ebu Leyla, yaşamıyla da Kobanê savaşının fedai ruhunu gösteriyordu. Zalime karşı asil duruşu ve hakikate olan özlemi direnişini daha da büyüttü. Savaşın en yıkıcı ve zor zamanlarında dahi aç veya susuz bırakılmış bir köpek gördüğünde kucakladı. Susuzluktan çatlamış bir çiçeği kendi içme suyu ile suladı. Birlikte çarpıştığı savaşçılarına moral kaynağı oldu ve ölüme karşı da ağız dolusu gülmeyi hep başardı. Nitekim tarihler 29 Kasım 2014’ü gösterdiğinde DAİŞ‘in Kobanê’ye yönelik en büyük saldırısı başlıyordu. 

O güne kadar üç koldan (doğu, batı ve güney) yapılan saldırılara 4’üncü bir kol eklenmişti.


Yürümüştü üzerlerine üzerlerine...

Türkiye üzerinden getirilen bomba yüklü araç içeriye sokulup patlatıldığında Mürşitpınar Köyü’ne getirilen 50’yi aşkın çete üyesi kapıyı tutmak için saldırıya geçti. Kapıyı tutmak ise yaralı YPG/YPJ savaşçıları, Asayiş üyeleri ve sivillere kalmıştı. Ancak patlama sesiyle birlikte kapıya koşanların başında Ebu Leyla ve Şems El Şimal’in diğer bir komutanı Ebu Fırat vardı. 

Çete üyelerini tarayarak, kapının Türkiye tarafına koşan Ebu Leyla’nın o hemen hemen herkesin izlediği görüntüleri, onun fedai ruhunu gözler önüne seriyordu. 


Burası Kobanê’dir Kobanê!

DAİŞ ile girdiği her çatışmada telsiz üzerinden Arapça olarak onlara “Burası Musul değil, Rakka da değil. Burası Kobanê’dir  Kobanê!..” diye seslenen Ebu Leyla, Mürşitpınar Sınır Kapısı saldırısında başından ağır bir şekilde yaralandığında, bu onun Kobanê savaşındaki 7. yaralanması oluyordu. Savaşçılarının “O ateşe atlarsa bir an olsun düşünmeyiz” dediği Ebu Leyla, orada yaralanırken; aynı fotoğraf karesinde onun yanında kapıya doğru koşan Ebu Fırat ise şehit düşmüştü. 


Minbic ayrı bir anlamdı

Tedavisi tamamlandıktan sonra tekrar Kobanê’ye dönen ve taburunun başına geçen Ebu Leyla, Kobanê köyleri, Sirrîn kasabası, Tişrîn barajı ve daha birçok hamleye katıldı ve komuta düzeyinde yer aldı. Suriye iç savaşının başlamasıyla Halep’te devrimci güçlerin komutanlığını yapan, Kürt Cephesi’nin kuruluşuna öncülük edenlerden olan ve sonrasından ise Minbic, Cerablûs, Bab ve Tişrîn Barajı’nda savaşan Ebu Leyla için Minbic’in özgürlüğü ayrı bir anlam ifade ediyordu. Hazırlıklara başladı, büyüdüğü memlekete, evine gitmenin vakti gelmişti. Çetelerin kalbine saplayacaktı hançeri. Minbicli akrabalarına yardıma koşuyordu. 


Hamlenin 3. günü

Minbic’i özgürleştirme hamlesi, 1 Haziran 2016’da başladı. Onlarca köy ve mezra DAIŞ’ten kurtarıldı. Minbicli kadınların DAİŞ karanlığını çıkarıp fırlatarak kurtulduklarına şahitlik ediyordu. 3 Haziran’da Xefiet Ebû Qelqel köyünde şarapnel parçasının kafasına isabet etmesiyle ağır yaralandı. Tüm imkanlar seferber edildi ve Güney Kürdistan’ın Süleymaniye kentinde bir hastaneye kaldırıldı. Doktorların tüm müdahaleleri yetersiz kaldı. Ebu Leyla, 5 Haziran’da şehit düştü.


Yoldaşlarından söz 

Ebu Leyla’nın şahadeti üzerine Minbİc Askeri Meclisi, yaptığı yazılı açıklama ile onun anılarına bağlılık gereği, hamlenin “Komutan Şehit Faysal Ebu Leyla” adıyla devam edeceğini duyurdu ve şu sözü verdi: “Özgürleştirme operasyonu O’nun belirttiği planlama ile sürdürecek ve tüm Suriye’de başarı ve zaferi elde edinceye kadar izinde yürüyeceğimizin sözünü veriyoruz.” 


Ebu Leyla’dan kızına: 

Babanla gurur duyacaksın


Faysal Ebu Leyla, uzun süreli onur mücadelesine başlamadan önce kızı için bir mektup kaleme almıştı. Ebu Leyla’nın kaleminden dökülenler şöyle:

“Sevgili Leyla’ya

Görevimiz olan seni ve senin gibi çocukları savunmak ve o temelde savaşmak için bu yoldayız.

Büyüdüğünüz zaman babalarımız ve dedemlerimiz bizim için hiçbir şey yapmadı düşüncesiyle bizi suçlamayacağınızı umuyorum.

Sen ve senin gibi çocuklar için savaşacağım; karşılaştığımız bütün tehlikelere bu toprakların çocukları daha güzel bir gelecek ve özgürlük içinde yaşasınlar diye göğüs geriyoruz.

Bizim aziz ülkemiz Suriye tamamıyla özgürleşene kadar bu devrimi sürdüreceğiz.

Seni çok özledim!

Leyla tatlım emin ol ki; şehit ya da diri ne durumda olursam olayım, her zaman babanla gurur duyacaksın.

Seni öpüyorum

Baban Abu Leyla, Kobanê”


ABD’den taziye mesajı

ABD Başkanı Barack Obama’nın DAİŞ Özel Temsilcisi Brett McGurk, Ebu Leyla için taziye mesajı yayınladı. Brett McGurk, “Dualarımız memleketi Minbic’i DAİŞ teröristlerinden kurtarmak için düzenlenen operasyonda hayatını kaybeden Komutan Ebu Leyla ile birlikte. Demokratik Suriye Güçleri Minbic’te DAIŞ’a karşı kazanımlarına devam ediyor. DAIŞ’ın yabancı savaşçıları Paris ve Brüksel başta olmak üzere saldırıların sorumluları Minbic’i kullanıyordu” dedi.


 DİHA/ANHA/HABER MERKEZİ