Bilindiği üzere dünyanın 3 büyük kredi derecelendirme kuruluşu arka arkaya Türkiye’nin reyting puanını indirdi. Son not indirimiyle beraber artık Türkiye yatırım yapılabilir ülkeler arasında değil.
Fitch’in not kıracağı beklenen bir durumdu, zaten piyasalar da uzun zamandır ona göre pozisyon belirlemişti. Ama sürpriz bir kararla S&P de daha önce düşürdüğü notun görümünü durağandan negatife çevirdi.
Normal şartlarda/ülkelerde bu kuruluşların yaptığı eleştiriler dikkate alınıp ekonomik, siyasal ve sosyal alan yeniden tasarlanır. Ama Türkiye sınırları içerisinde bol bol “büyük resim”, “komplo”, ve bilimum “lobi” demeçleri okuyoruz. Şüphesiz bu demeçlerin halkta bir karşılığı vardır ama ekonomi cephesinde en ufak pozitif bir etkisi yoktur. Aksine gelecek için daha kötü senaryoların yaşanacağı hakkında bilgi verir.
Daha önceleri makro düzeyde petrol fiyatlarının düşüklüğü ve nakite erişebilirliğinin rahat olması, mikro düzeyde de yaşanan barış süreçleri ve demokratik süreçlerin görece işletilmesiyle Türkiye ekonomisi büyüyordu. Ama artık büyümede ciddi düşüş mevcut. Ve kısa sürede toparlanması beklenmiyor.
Siyasal olarak belirsiz, içerde Kürtlerle aktif savaş halinde iken, Kürt nefreti yüzünde Irak’a, Suriye’ye giren bir devlete (kimse kusura bakmasın ama) yatırım yapılmaz. Bir de Roma hukukunun temel direği kabul edilen özel mülkiyet fenomenini -özellikle 15 Temmuz sürecinden sonra- bu kadar ihlal edilmesi olayın tuzu biberi oldu.
Fitch ve S&P bunları biraz daha kibar bir dille hatırlatarak not indirdi. Gelecek günler için de daha karamsar bir tablo çizdiler. Özellikle başkanlık sistemiyle beraber kontrol ve denge sisteminin zayıflayacağı bir sitemin yatırımcı için istenmeyen bir durum olacağını belirtiyorlar.
Özce; yatırım yaptığınız ülkede yatırımınızın geleceği bir adamın iki dudağı arasından çıkan karara bağlı. Bürokrasi, Merkez Bankası hatta ekonomik alanın tümü bağımsız değil ve tek bir kişinin sözünden çıkmayacak şekilde yeniden kurgulanıyor. Böyle bir ülkeye yatırım yapacaksanız iki defa düşünün deniliyor.
Normal şartlarda yatırımcılar üç kredi derecelendirme şirketinden ikisinin kötü not verdiği ülkelerde yatırım yapmıyor veya çok daha dikkatli davranıyor. An itibarıyla 3 şirket (Fitch, S&P ve Moody’s) Türkiye’de yatırım yapılamaz noktasında hemfikir.
Her savaşın bir maliyeti olur, Türk ekonomisi içerde Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı yapılan savaşa az biraz direnç kazanmıştı ama şimdi şartlar çok farklı. Dışarıda da yeni cepheler açıldı, açılıyor ve belki de daha dramatiği iktidar devletin 80-90 yılda örebildiği küçük demokratik kırıntılara da karşı büyük bir savaş yürütüyor.
Ekonomik göstergeler siyasal, toplumsal gerçeklerden kopuk değil. Ekonomideki kırılganlığın hepsini bunu bağlayacak değilim ama kırılganlığı besleyen ana damar bu. Bu damar aynı zamanda faşizmi ve içe kapanmayı da besliyor.
Ekonomik küçülme ve kriz şüphesiz bizi de vuracak lakin daha önemlisi yükselen yeni faşizm dalgası için bir dalga kıranımız henüz mevcut değil. Fonksiyonel bir dalga kıran üzerine kafa yormanın zamanlamasını kaçırmak üzereyiz.